“Bu öfke ve yas gizli kalmamalı, dünya olan biteni bilmeli.”
Detaylar haberimizde…
İran’da ekonomik krizle başlayan protestolar, yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği kanlı bir sürece dönüştü. Tahran’daki bir cenazede atılan “Hamaney’e ölüm” sloganları, artan toplumsal öfkenin ve rejime yönelik meydan okumanın sembolü hâline geldi. İnternet kesintileri, sert güvenlik önlemleri ve dış müdahale ihtimali krizi daha da derinleştiriyor.

.Ekonomik Krizle Başlayan Protestolar
İran’da protestolar, Aralık ayının son günlerinde Tahran’daki Büyük Çarşı esnafının, İran riyalinin serbest piyasada tarihi bir değer kaybı yaşamasının ardından kepenk kapatmasıyla başladı. Yıllardır rejimin toplumsal dayanaklarından biri olarak görülen esnaf kesiminin sokağa çıkması, gösterilerin sıradan bir ekonomik tepkinin ötesine geçeceğinin ilk işaretiydi.
- Ekonomik Krizle Başlayan Protestolar
- Cenazede Yükselen Sloganlar: Korku Eşiği Aşılıyor mu?
- Protestoların Hedefindeki Güç: Ali Hamaney Kim?
- Ölü Sayısı Artıyor: Gençler ve Siviller Hedefte
- İnternet Kesildi, Bilgi Karartması Derinleşti
- Devletin Sert Yanıtı: Yargı ve Güvenlik Baskısı
- Washington–Tahran Hattı Açık mı? Trump’ın Masasındaki Senaryolar
- ABD Faktörü ve Bölgesel Gerilim
- Rejim Değişikliği Mümkün mü?
- Bölge ve Dünya Nefesini Tutmuş Bekliyor
Kısa süre içinde protestolar yalnızca ekonomik taleplerle sınırlı kalmadı. Öğrenciler, işçiler ve kadınların da katılımıyla eylemler ülkenin 31 eyaletine yayıldı. Gösterilerde “rejim değişikliği” çağrıları ve doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alan sloganlar duyulmaya başlandı.
Cenazede Yükselen Sloganlar: Korku Eşiği Aşılıyor mu?

BBC Verify ve BBC Persian tarafından doğrulanan görüntüler, İran’daki toplumsal öfkenin geldiği noktayı çarpıcı biçimde ortaya koydu. Tahran’ın güneyinde bulunan Beheşt-i Zehra morgunda düzenlenen bir cenaze töreninde, yas tutan kalabalığın “Hamaney’e ölüm” sloganları attığı duyuldu.
Normal şartlarda bu tür törenlerde “Allah’tan başka ilah yoktur” gibi dini sloganlar atılırken, cenazede rejime karşı açık bir siyasi sloganın yükselmesi dikkat çekti. Uzmanlara göre bu durum, korku bariyerinin ciddi biçimde aşındığını ve protestoların sembolik anlamda yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
Protestoların Hedefindeki Güç: Ali Hamaney Kim?
İran’da “Hamaney’e ölüm” sloganlarının yükselmesi, protestoların yöneldiği adresi açıkça ortaya koyuyor. Ali Hamaney, 1989 yılından bu yana İran İslam Cumhuriyeti’nin Dini Lideri (Rehber) olarak ülkenin en yüksek otoritesi konumunda bulunuyor. Devletin seçilmiş kurumlarının üzerinde yer alan bu makam; ordu, Devrim Muhafızları, yargı ve devlet medyası üzerinde belirleyici bir etkiye sahip.
Hamaney’in yetkileri yalnızca dini değil, aynı zamanda siyasi ve askeri alanları da kapsıyor. Cumhurbaşkanları ve parlamentolar değişse bile, sistemin ideolojik ve güvenlikçi omurgası büyük ölçüde onun çizdiği sınırlar içinde şekilleniyor. Bu nedenle İran’daki birçok protesto hareketinde ekonomik ya da sosyal talepler zamanla doğrudan Hamaney’i ve temsil ettiği yönetim modelini hedef alıyor.
Son günlerde cenazelerde dahi dile getirilen sloganlar, Hamaney’in yalnızca bir lider değil, halkın gözünde baskı, yoksulluk ve siyasal çıkmazın sembolü haline geldiğini gösteriyor. Uzmanlara göre bu durum, protestoların geçici bir öfke dalgası olmaktan çıkıp rejimin temel meşruiyetine yöneldiğinin güçlü bir göstergesi.
Ölü Sayısı Artıyor: Gençler ve Siviller Hedefte

Sağda: Protestolarda yaşamını yitiren moda tasarımı öğrencisi Rubina Aminian. (Kaynak: BBC)
ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestoların başlamasından bu yana yaklaşık 500 göstericinin öldürüldüğünü duyurdu. Hayatını kaybedenler arasında 26 yaşındaki futbol hakemi Amir Mohammad Koohkan ve 23 yaşındaki moda tasarımı öğrencisi Rubina Aminian da bulunuyor.
BBC’nin teyit edebildiği görüntülerde, Tahran yakınlarında geçici bir morg alanında en az 180 beyaz kefen ve ceset torbası sayıldı. İnsan hakları örgütleri, binlerce kişinin de gözaltına alındığını, bazı tutukluların işkence gördükten sonra serbest bırakıldığını bildiriyor.
İnternet Kesildi, Bilgi Karartması Derinleşti
İran genelinde günlerdir süren tam internet kesintisi, ülkedeki gelişmelere dair sağlıklı bilgi akışını neredeyse imkânsız hale getirdi. BBC ve diğer uluslararası medya kuruluşları İran içinden doğrudan haber yapamıyor.
Bazı İranlılar Elon Musk’ın Starlink uydu internet sistemi üzerinden dünyayla bağlantı kurmayı başarsa da, bu yöntemi kullananların “casusluk” suçlamasıyla karşı karşıya kalma riski bulunuyor. BBC Persian’a konuşan bir İranlı, “Bu öfke ve yas gizli kalmamalı, dünya olan biteni bilmeli” sözleriyle yaşanan çaresizliği dile getirdi.
Devletin Sert Yanıtı: Yargı ve Güvenlik Baskısı
İran yargısı ise protestoculara karşı sert tutumunu sürdürüyor. Yargı erki başkanı Gholamhossein Mohseni-Ejei, savcılara “isyan” olarak nitelendirdiği eylemlere katılanlar için hızlı ve ağır cezalar verilmesi talimatı verdi. İran Genel Savcılığı, bazı protestocuların “moharebeh” yani “Tanrı’ya karşı savaş açmak” suçlamasıyla yargılanabileceğini açıkladı. Bu suçlama, İran hukukunda idam cezasına kadar varan ağır yaptırımlar içeriyor.
Washington–Tahran Hattı Açık mı? Trump’ın Masasındaki Senaryolar
Protestoların kanlı bir biçimde bastırılması, İran krizini uluslararası bir boyuta taşıdı. Reuters’a konuşan İranlı yetkililer, Tahran ile Washington arasındaki iletişim kanallarının tamamen kopmadığını açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bagaei, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasında doğrudan mesajlaşma hattının açık olduğunu, ayrıca İsviçre üzerinden de temasların sürdüğünü belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump ise bir yandan müzakere ihtimalini açık tutarken, diğer yandan askeri seçenekleri masada tutuyor. Trump, İran’ın nükleer programı konusunda görüşme talep ettiğini söylerken, “Gerekirse görüşmeden önce harekete geçebiliriz” diyerek olası bir müdahaleye kapıyı araladı. Reuters’a konuşan ABD’li yetkililere göre Trump yönetimi; askeri saldırılar, siber operasyonlar, yaptırımların genişletilmesi ve İran’daki muhalif gruplara dijital destek gibi farklı senaryoları değerlendiriyor.
ABD Faktörü ve Bölgesel Gerilim
Gelişmeler yalnızca İran’la sınırlı kalmadı. ABD Başkanı Donald Trump, yüzlerce protestocunun öldürülmesi sonrası “çok güçlü askeri seçeneklerin” masada olduğunu açıkladı. Trump, İran yönetiminin ABD ile müzakere için temas kurduğunu öne sürerken, “gerekirse görüşmeden önce harekete geçebiliriz” dedi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise Tahran’da düzenlenen hükümet yanlısı bir mitingde, ABD’ye açık bir tehditte bulundu: “Bölgedeki tüm Amerikan üsleri, gemileri ve askerleri hedef olur. Ortadoğu ateşe verilir.” İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin “savaşı başlatmayacağını” ancak “tamamen hazır” olduğunu vurguladı.
Rejim Değişikliği Mümkün mü?
BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner’a göre İran rejiminin devrilmesi, ancak güvenlik güçlerinin önemli bir kısmının saf değiştirmesiyle mümkün olabilir. Şu ana kadar böyle bir kopuş yaşanmadı.
İran’ın yaygın istihbarat ağı, Basij milisleri, dijital gözetim mekanizmaları ve sert bastırma yöntemleri, rejimin elini güçlü kılıyor. Gardner, “İslam Cumhuriyeti, korku yoluyla caydırma politikasını yıllardır başarıyla uyguluyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Bölge ve Dünya Nefesini Tutmuş Bekliyor
İran’daki kriz, yalnızca ülke içi bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Olası bir ABD müdahalesi, İsrail ve Körfez ülkelerini de içine çekebilecek geniş çaplı bir bölgesel çatışma riskini beraberinde getiriyor. İran sokaklarında ise temel talepler değişmiyor: ekonomik refah, özgürlük ve onurlu bir yaşam. İnternetin kapalı, silahların açık olduğu bu ortamda protestoların nasıl bir yöne evrileceği belirsizliğini koruyor. Ancak bir gerçek netleşmiş durumda: İran’da korku duvarı ciddi biçimde çatlamış durumda ve bu kez cenazelerde bile sessizlik hâkim değil.



