İnşaatı sırasında dokuz nehir yatağı değiştirildi, 24 kilometre tünel kazıldı ve 60-80 tepe çakıl için kazıldı. Meksika’da şiddetli yağışlar, iptal edilen Texcoco Gölü’ndeki mega havalimanı kalıntılarını su altında bıraktı. Felipe Ángeles Uluslararası Havalimanı’nın eski inşaat sahası, ekolojik parka dönüştürülen alanda geçici sulak alanlara yenildi.
Detaylar haberimizde…
Olay, iklim değişikliği ve altyapı planlamasının kırılganlığını ortaya koyarken, restorasyon çabalarının doğayı yeniden canlandırdığını gösteriyor. Hükümetin 2018 iptal kararı, çevresel faydaları öne çıkarıyor.
Projenin Tarihi ve İptal Kararı
Meksika’nın en tartışmalı altyapı projelerinden biri olan Yeni Meksiko Şehir Uluslararası Havalimanı (NAICM), 2014 yılında eski Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto döneminde duyuruldu. Texcoco Gölü’nün kurumuş yatağına inşa edilmesi planlanan havalimanı, Norman Foster imzalı tasarımıyla LEED platin sertifikalı “yeşil” bir yapı olacaktı. Proje, 13 milyar dolardan fazla maliyetiyle eleştirildi ve 2018’de yeni Devlet Başkanı Andrés Manuel López Obrador tarafından iptal edildi. Gerekçe, çevresel zararlar ve yüksek maliyetlerdi.

İnşaat sırasında dokuz nehir yatağı değiştirildi, 24 kilometre tünel kazıldı ve 60-80 tepe çakıl için kazıldı. Bu müdahaleler, çölleşme, rüzgar erozyonu ve su güvensizliğini artırdı. İptal sonrası, 2022’de 55 mil karelik alan Koruma Altındaki Doğal Alan ilan edildi ve Lake Texcoco Ekolojik Parkı’na dönüştürüldü. Mimar Iñaki Echeverría liderliğindeki restorasyon, terk edilmiş yapıları yeniden kullandı ve nehirleri doğal akışına döndürdü.
Wired’ın 29 Ekim 2025 tarihli haberine göre, parkın açılışından iki yıl sonra şiddetli yağışlar, alanı eski sulak araziye çevirdi. Ziyaretçiler, mavi-yeşil sular arasında yüzen kuşları ve bitki örtüsünü gözlemledi. Bisikletliler, patenciler ve futbolcular, selin günlük aktiviteleri fazla etkilemediğini belirtiyor.
Yağışların Nedeni ve Hidrolojik Değişimler

Olay, 2025 sonbaharındaki yoğun yağışlardan kaynaklandı. Texcoco Gölü, 1521’de 232 mil kareyi kaplarken, Aztek döneminden beri drenaj çalışmalarıyla küçüldü. İspanyol fatihlerin 16. yüzyıldaki çabaları ve 20. yüzyıldaki kentleşme, gölün yüzde 95’ini yok etti. 1960’larda 62 mil kareye inen göl, 2015’te neredeyse tamamen kurudu.
Havalimanı inşaatı, Papalotla, Coxcacoao ve Texcoco nehirlerini Dren General del Valle kanalına yönlendirdi, 16 hidrolik yapı ekledi. Bu değişiklikler, alanı kurak ve kırmızı toprağa dönüştürdü. Echeverría, restorasyon öncesi siteyi “Mars yüzeyi gibi” diye tanımlıyor. Proje, nehirleri yeniden bağlayarak doğal su akışını sağladı ve lagünler oluşturdu. Yağışlar, bu lagünleri doldurdu; Ciénega de San Juan, Xalapango ve Texcoco Norte gibi alanlar canlandı.
BBC’nin 2025 iklim raporunda, Meksika Vadisi’nin su krizinin drenaj tarihinden kaynaklandığı belirtiliyor. Restorasyon, suyu emerek kenti selden koruyan bir tampon bölge yarattı.
Etkileri: Ekolojik Canlanma ve Altyapı Dersleri
Sel, havalimanı kalıntılarını gömdü ama ekosistemi zenginleştirdi. Park, Meksika Eyaleti kuş türlerinin yüzde 60’ını barındırıyor: Meksika ördeği (Anas diazi), kar ördekçisi (Charadrius nivosus) ve batı kumkuşu (Calidris mauri) gibi 150 bin su kuşu ve kıyı kuşu için sığınak oldu. Alan, Kuş Koruma Önemi Bölgesi (AICA) olarak tanımlandı; 19 bin 500 dönümün yüzde 65’i acil koruma altında. Ramsar Sulak Alan Sitesi statüsüyle uluslararası önem kazandı.
Yılda 1,4 milyon ton CO2 emilimi, PM10 kirliliğini azaltma ve sel kontrolü gibi faydalar sağlıyor. Ulusal Koruma Komisyonu verilerine göre, yeşillendirme, otlatma ve su arıtma çalışmaları, kentsel sel riskini düşürüyor. Rekreasyonel olarak, mega kentte yeşil alan sunuyor; ancak araçsız erişim ve El Caracol gibi bölgelerdeki kaçak yapılaşma sorun yaratıyor. Texcoco, Atenco ve Chimalhuacán çiftçileri, el konulan araziler için tazminat talep ediyor.
Reuters’ın 2025 altyapı analizinde, iptal kararının çevresel kazanımları vurgulanıyor: Kuş habitatı kaybı önlendi, dağlar korunarak tarım arazileri korundu, Nahua kültürel peyzajı kurtuldu.
Hükümet ve Uzman Tepkileri
López Obrador yönetimi, iptalle yıkıcı hidrolik projeleri tersine çevirdi. Echeverría, bütçe kısıtlamalarına rağmen ekosistem canlandırmasını önceliklendirdi. Erişim sorunlarını kabul ederek, “Herkesin memnuniyeti için tam çözüme ulaşmak zor” dedi. Yaklaşımı, New York kentsel tasarımı ve teolog Raimon Panikkar’ın senkretizminden esinlenerek, altyapı-doğa diyaloğunu vurguluyor.
Echeverría, “Bu müdahale ve koruma, Meksika Vadisi için yaşanabilir bir geleceğin fırsatını canlı tutuyor” diyor. İklim değişikliği bağlamında, “Kötü yaptığımız için iyileşme alanı çok; kriz, yaratıcı fikirler için mükemmel an” görüşünü paylaşıyor. Sert mühendislik yerine “yaşayan mühendislik”i savunuyor: “Ne kadar boru yaparsan yap, araba satıcıları daha fazla satar.”
The Verge’ün 2025 iklim dosyasında, parkın “yumuşak altyapı” modeli, belirsizliğe dirençli kentsel planlama için örnek gösteriliyor. Terk edilmiş yapılar, beton bloklar olarak dayanıklılık için yeniden kullanıldı.
İklim Değişikliği ve Gelecek Dersleri
Olay, iklim değişikliğinin altyapı planlamasındaki rolünü öne çıkarıyor. Meksika Vadisi’nde su güvensizliği, drenaj tarihinden kaynaklanıyor; restorasyon, biyoçeşitliliği artırarak sel tamponu oluşturuyor. Echeverría, 75 yıllık vizyonları (1913 Miguel Ángel de Quevedo önerileri, 1950’ler Gonzalo Blanco Macías planları) anımsatarak, siyasi iradenin gecikmesini eleştiriyor.
Park, sıcaklık regülasyonu, sağlık maliyetlerini düşürme ve karbon yakalama sağlıyor. Gelecekte, benzer modeller mega kentlerde yayılabilir; ancak erişim ve yasal çözümler tamamlanmalı.
Türkiye Bağlamında Benzerlikler
Türkiye’de Kanal İstanbul gibi mega projeler, ekolojik riskler taşıyor. Texcoco örneği, su kaynaklarını ve biyoçeşitliliği ön plana çıkarıyor. Çevre Bakanlığı’nın sulak alan restorasyonları (Manyas Gölü gibi), benzer faydalar sunabilir. İklim değişikliğiyle mücadelede, “yumuşak altyapı” modelleri İstanbul gibi kentler için ilham kaynağı olabilir.
Sonuç
Texcoco olayı, iptal edilen projelerin ekolojik dönüşümle nasıl faydaya çevrilebileceğini gösteriyor. Sel, doğanın direncini kanıtlarken, restorasyonun kentsel dayanıklılığı artırdığını vurguluyor. Meksika’nın modeli, küresel iklim stratejileri için ders niteliğinde.


