Serimizin ilk iki bölümünde krizin nasıl doğduğunu ve ekonomik faturasını anlattık. Bu bölümün sorusu daha umutlu: Dünyada yayıncılar bu tabloya karşı ne yapıyor? Öne çıkan üç strateji var — ve her birinin hem vaadi hem bedeli var.
İlk ve en köklü strateji, arama motorunun aracılığına muhtaç olmayan kanallar kurmak: üyelik sistemleri, e-posta bültenleri, mobil uygulamalar ve topluluklar. Hedef, okurun siteye Google’dan tesadüfen değil; isteyerek, ismiyle ve doğrudan gelmesi. Bu modelin özü şu cümlede saklı: Trafik kiralanır, okur kazanılır.
Arama trafiği kiralık bir dükkân gibidir; mülk sahibinin (algoritmanın) tek bir kararıyla kapınıza kilit vurulabilir. Bülten abonesi, üye ve uygulama kullanıcısı ise tapusu sizde olan bir ilişkidir. Dünya genelinde başarılı örneklerin ortak noktası da bu: Genel gündemi herkese açık tutup asıl derinlikli içeriği üyelere sunmak, okurla düzenli temas kuran bültenler işletmek ve üyeliği bir “duvar”dan çok bir “kulüp” gibi konumlandırmak. Bedeli ise sabır: Üyelik geliri, reklam gibi hızlı büyümez; güven biriktire biriktire büyür.
DİJİTALİYİDİR ÜYELİĞİ
Bu içeriğin devamını okumak için üye olun.
Ücretsiz üye olarak tüm yazıları okuyabilirsiniz.
Zaten üye misiniz? Giriş yapın
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





