Son dönemde popülerleşen vitamin takviyeleri, günümüzde milyonlarca insan tarafından kullanılıyor. Bu takviyeler, markalar tarafından “günlük ihtiyaç” gibi tanıtılsa da işin aslı böyle değil. Kısmen sağlıklı beslenen bireyler bile, çoğu zaman takviyelere ihtiyaç duymuyor.
Detaylar haberimizde…
Son dönemin en büyük sağlık trendlerinden biri, şüphesiz ki takviye vitaminleri. Hepimizin etrafında takviye alan; multivitaminler, takviyeler hakkında konuşan en az bir kişi vardır. Yalnız çevremizde değil, sosyal medyada da bu takviyeler sürekli olarak “gerekli” gibi pazarlanmakta.
- İnsanlar neden vitamin alırlar?
- Vitaminler takviyeyle mi alınmalı?
- Neden vitaminleri doğal yollarla alamıyoruz?
- Vitamin takviyeleri gerçekten herkes için gerekli mi?
- Peki takviyeleri kimler kullanmalı?
- Aşırı takviye kullanımı da sağlık problemlerine yol açıyor
- Bazı kişiler için vitamin takviyeleri riskli bile olabilir
İnsanlar neden vitamin alırlar?
Konuya en baştan giriş yapalım. Vitaminler ve mineraller, vücudumuzun kendiliğinden üretmediği ancak sağlığımız için gerekli olan bileşiklerdir. Bunları üretemediğimiz için, besinlerimizden almamız gerekir. Örnek olarak, iyi görme ve sağlıklı bir cilt için hayati önem taşıyan A, sağlıklı bir bağışıklık sistemi için gerekli olan C ve kanın pıhtılaşması için gerekli olan K vitamini verilebilir.

Vitaminler takviyeyle mi alınmalı?
Araştırmalar, hiçbir takviyenin sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin yerini tutamayacağını gösteriyor. Vücudun vitamin ihtiyacını karşılamanın en iyi yolu bol miktarda yapraklı yeşil sebze, çeşitli meyveler, tahıl, kuruyemiş, süt ürünleri ve balık tüketmek, gün içerisinde yeterli günışığına maruz kalmaktır.
Her ne kadar hepimiz bu beslenme alışkanlığının doğru olduğunu bilsek de bu alışkanlığı pek uzun süre sürdüremeyiz. Bunun en büyük sebeplerinden biri, hızlı gıdaların ve işlenmiş ürünlerin yükselişinin ardından hepimizin pratikliğe alışması. Pratik, dolayısıyla sağlıksız öğünler genellikle taze ev yapımı bir öğün hazırlamaktan çok daha cazip gelir.

Neden vitaminleri doğal yollarla alamıyoruz?
Ülkemiz, aslında meyve tüketiminin oldukça fazla olduğu ülkelerden. Türkiye’de bölgelere göre değişmekle birlikte, genel olarak düzenli olarak meyve tüketilmekte. Ancak bu bile, günlük olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği 5 porsiyon sebze ve meyve tüketimi oranının altında kalındığı belirtiliyor.
Yetersiz ve yanlış beslenme kişiyi takviyelere itiyor
Yetersiz meyve tüketimi, leziz Fast-Foodlar, eskiden beri gelen yanlış beslenme biçimleri, işlenmiş gıdalar ve daha birçok zararlı etken beslenme düzenimizi olması gerekenden çok daha aşağı çekiyor. Bu sebeple ne gerekli besin değerlerini ne de yararlı vitaminleri alamayız. Bu noktada da gerekli seviyeyi almak için pratik haplar işimize gelir
Takviyeler “gerekliymiş gibi” tanıtılıyor
Takviyelerin bu kadar ünlenmesinin tek sebebi yalnız vitaminlerin eksik alınması değil. Takviye gıdaların “her zaman gerekliymiş gibi” çok iyi pazarlanması da ihtiyacımız olmadığı hâlde bu takviyelere yönelmemize sebep oluyor. Sonuç olarak. İşte bu pratiklik, vitamin takviyesi pazarının 32,7 milyon dolar değerinde olmasının sebebi.

Vitamin takviyeleri gerçekten herkes için gerekli mi?
Ana sorumuza net bir cevap verelim: Hayır, bu takviyeler herkes için gerekli veya zorunlu değil. Uzmanlar, sağlıklı ve dengeli beslenen, belirli hayat tarzına girmiş kişilerde takviye kullanımının ek bir fayda sağlamadığını söylüyor. Dolayısıyla takviyeler, yalnızca ihtiyaç duyan kişiler tarafından alınmalı.
Kimler takviyeye gerek duymaz?
Araştırmalar, dengeli beslenmeyi benimsemiş sağlıklı kişilerin ekstra vitamin takviyesine ihtiyaç duymadığını gözler önüne seriyor. Bahsedilen kişiler günlük olarak sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemiş, süt ürünleri, yumurta, et veya balık gibi farklı besin gruplarından yeterli miktarda tüketen, protein alımına dikkat eden, güneş ışığından yeterince faydalanan ve özel bir sağlık sorunu olmayan kişiler.
“Ortalama beslenen” birine takviye lazım mı?
Çoğumuz, ortalama beslenen, yani tamamen kötü beslenmeyip ama her öğün ideal şekilde beslenemeyen bir tarzı benimsiyoruz. Bu beslenme tarzı için ise durum biraz ara noktada. Çoğu durumda yine takviye gerekli değildir. Ortalama bir beslenmeyle vücut çoğu vitamini alabilir. Ancak kan tahlilleri sonucu özellikle düşük kalan değerler varsa, doktor tavsiyesiyle takviyeler alınabilir.

Peki takviyeleri kimler kullanmalı?
Vitamin takviyelerinin sağlıklı bireyler için gerek olmaması, külliyen işlevsiz oldukları anlamına gelmiyor tabii ki. Bu takviyeler; güneş ışığı az alan bölgelerde kış aylarında, 60 yaş üstünde, hamilelikte ve çeşitli rahatsızlıklarda uzmanlar tarafından öneriliyor. Takviyelerin gerekli olduğu durumları şöyle listeleyebiliriz:
- Güneş ışığı görmeyen bölgelerde yaşayanlar: Özellikle kışın oldukça az güneş gören bölgelerde yaşayan kişilere D vit. takviyeleri tavsiye edilir.
- Gebeler ve emziren kadınlar: Folik asit, demir ve D vit. takviyeleri genellikle tavsiye edilir.
- Yaşlılar: Kemik sağlığı için D vit. ve kalsiyum takviyeleri gerekebilir.
- Vejetaryenler ve veganlar: B12 eksikliği riski nedeniyle takviye önerilir.
- Emilim bozukluğu olanlar: Crohn, çölyak hastalığı gibi bağırsak emilimini etkileyen durumlarda çeşitli takviyeler gerekebilir.
- Yetersiz beslenme veya ciddi diyet kısıtlaması olanlar: Örneğin, uzun süreli düşük kalorili veya tek tip diyet uygulayanlar.
- Bazı kronik hastalıklar veya ilaç kullananlar: Doktor kontrolünde, eksiklik durumuna göre takviye gerekebilir.

Aşırı takviye kullanımı da sağlık problemlerine yol açıyor
Takviyeler, sağlıklı yaşam tarzına sahip insanlar için gereksiz olmasının yanında fazla doz alındığında da ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. A, E, D vitamini ve beta-karotenin fazla tüketimi; baş ağrısı, görme bozukluğu hatta ölüm gibi sonuçlara yol açabiliyor. Antioksidan takviyelerinin (C, E, beta-karoten) hastalıkları önlediğine dair kanıt bulunmazken, yüksek dozların zararlı olabileceği gösterildi.
Bazı kişiler için vitamin takviyeleri riskli bile olabilir
Bazı insan gruplarında, dışarıdan vitamine ihtiyaç duyulsa dahi bu takviyelerin risk taşıyabileceği açıklandı. Takviyelerin bazı kronik hastalığı olanlar, kan sulandırıcı ilaç kullananlar, yüksek kalsiyum riski taşıyanlar, A vitamini fazlalığına yatkın olanlar ve hatta sigara içenlerde (Yüksek doz beta-karoten akciğer kanseri riskini artırabilir) riskli olabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak, takviyelerin günlük hayatımız için gerekli olduğu algısı pazarlama ve genel kanıdan ibaret. Sağlıklı yaşam tarzına sahip bir birey ekstra takviyeye gerek duymazken, ortalama beslenen biri ise yalnızca eksiklik durumunda ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla genel algı sebebiyle değil, gereklilik ve doktor tavsiyesi durumlarında bu takviyeler kullanılmalıdır.
Derleyen: Ömer Kağan Selen


