Bacaklarınızın kırılmasına, kemiklerinizin milimetre milimetre esnetilmesine ve ardından aylarca iyileşme sürecine sadece birkaç santimetre daha uzun olmak için razı olur muydunuz?
Detaylar haberimizde…
Bir zamanlar ciddi ortopedik sorunları düzeltmek için kullanılan bu işlem, artık kozmetik bir trend haline geldi.
Boy uzatma ameliyatlarına olan talepte ciddi artış gözlemlenmekte. Ancak boylarını uzatmayı umanlara hızlı bir çözüm gibi görünse de, işlem hiç de basit değil. Kemikler, kaslar, sinirler ve eklemler ağır bir bedel ödüyor ve riskler genellikle getirilerinden daha ağır basıyor.
Uzuv uzatma yeni bir işlem değil. Bu işlem, kötü iyileşmiş kırıkları ve doğuştan uzuv deformitelerini tedavi etmek için bir sistem geliştiren Sovyet ortopedi cerrahı Gavriil İlizarov tarafından 1950’lerde başlatıldı. Tekniği, rekonstrüktif ortopedide devrim yaratmış ve günümüzde de mevcut uygulamaların temelini oluşturmaya devam etmekte.
Her yıl kozmetik uzuv uzatma ameliyatı geçiren kişi sayısı hala nispeten az olsa da, bu işlem giderek popülerlik kazanmakta. ABD, Avrupa, Hindistan ve Güney Kore’deki uzman klinikler, on binlerce sterline mal olan işlemlerle artan talep bildirmekte.

Raporlar, bazı özel kliniklerde kozmetik uzuv uzatma ameliyatı vakalarının artık tıbbi olarak gerekli olanlardan daha fazla olduğunu göstermekte. Bu, insanların boy konusundaki toplumsal idealleri karşılamak için zorlu ve yüksek riskli bir tıbbi prosedüre girmeye istekli olduğu kültürel bir değişimi yansıtıyor.
Cerrahlar, genellikle femur (uyluk kemiği) veya tibia (kaval kemiği) olmak üzere bir kemiği keserek başlarlar. Mevcut kemiğin sağlıklı kalmasını ve yeni kemiğin gelişebilmesini sağlamak için cerrahlar, kan dolaşımını ve periostu (kemiği kaplayan yumuşak doku) sağlam tutmaya özen gösterirler.
Geleneksel olarak, kesilen kemik parçaları daha sonra iki ucu birbirinden ayırmak için günlük olarak ayarlanan hacimli bir dış çerçeveye bağlanırdı. Ancak son zamanlarda, bazı prosedürlerde kemiğin içine yerleştirilen teleskopik çubuklar kullanılmaya başlandı.

Bu cihazlar, vücut dışından manyetik kontroller kullanılarak kademeli olarak uzatılabilir; bu sayede enfeksiyon riski azalır. Ancak, tüm hastalar, özellikle de çocuklar için uygun değiller ve harici sistemlerden önemli ölçüde daha pahalılar.
Cihazın kemiğin dışında mı yoksa içinde mi yerleştirildiğinden bağımsız olarak, işlem aynı. Kısa bir iyileşme döneminden sonra, cihaz kesik uçları çok kademeli olarak, genellikle günde yaklaşık bir milimetre olacak şekilde ayarlanır.
Bu yavaş ayrılma, vücudun boşluğu yeni kemikle doldurmasını sağlar; bu sürece osteogenez denmekte. Bu arada, kaslar, tendonlar, kan damarları, deri ve sinirler bu değişime uyum sağlamak için gerilir.
Haftalar ve aylar içinde bu, tek bir işlemden beş ila sekiz santimetrelik bir boy kazanımına kadar ulaşabilir; çoğu cerrahın güvenli kabul ettiği sınır bu. Bazı hastalar, toplamda 12-15 santimetreye kadar kazanmayı hedefleyerek hem femur hem de tibia ameliyatları geçirirler.
Ancak, her santimetrelik ek büyümeyle birlikte komplikasyon oranları keskin bir şekilde artar. Komplikasyonlar arasında eklem sertliği, sinir tahrişi, kemik iyileşmesinin gecikmesi, enfeksiyon ve kronik ağrı yer alır.
Boy Uzatma Sonrası Yaşananlar
Uzuv uzatma ameliyatının altında yatan zorluk aynı: Vücut, kopan kemiği sürekli olarak onarmak zorunda.
Bir kemik kırıldığında, kırığın etrafında hızla bir kan pıhtısı oluşuyor. Kemik hücreleri (osteoblastlar), kırığı sabitleyen bir kallus (yumuşak kıkırdak) oluşturuyor. Haftalar içinde osteoblastlar, bu kıkırdağı yeni kemikle değiştiriyor ve bu kemik, gücünü ve şeklini geri kazandırmak için kademeli olarak yeniden şekilleniyor.
Uzuv uzatma ameliyatlarında ise kırık sürekli olarak koparılıyor. Bu, vücudun onarım sürecinin sürekli olarak kesintiye uğradığı ve yeniden yönlendirildiği, sertleşmenin geciktiği hassas bir yeni kemik sütununun oluştuğu anlamına geliyor.

Bu süreç son derece ağrılı. Hastalar genellikle güçlü ağrı kesicilere ihtiyaç duyuyor. Hareketin sürdürülmesi için fizyoterapi de gerekli. Ancak ameliyat başarılı olsa bile, hastalar hala halsizlik, yürüyüş bozukluğu veya kronik rahatsızlık yaşayabilir.
İşlemin beraberinde getirdiği psikolojik yük de var. İyileşme bir yıl veya daha uzun sürebilir ve bu sürenin büyük bir kısmı kısıtlı hareket kabiliyetiyle geçiyor. Bazı hastalar, özellikle boylarındaki bu mütevazı artışın öz güvenlerinde beklenen iyileşmeyi sağlamaması durumunda depresyon veya pişmanlık yaşadıklarını bildiriyor.
Kaslar ve tendonlar da doğal kapasitelerinin ötesinde uzamaya zorlanıyor ve bu da sertliğe yol açabiliyor. Sinirler özellikle savunmasız. Kemiklerin aksine, uzun mesafelerde daha sıkıntılılar. Sağlıklı sinirler, dinlenme uzunluklarının yaklaşık %6-8’i kadar esneyebilir; ancak bunun ötesinde, lifler yaralanmaya ve bozulmaya başlar.
Hastalar genellikle uzatma sırasında karıncalanma, uyuşma veya yanma hissi yaşıyor. Ağır vakalarda sinir hasarı kalıcı olabiliyor. Aylarca hareketsiz kalan eklemler, kuvvet ve ağırlığın nasıl dağıtıldığına bağlı olarak sertleşme veya artrit geliştirme riski altında.
Estetik uzuv uzatma operasyonlarının yükselişi, estetik cerrahide daha geniş bir eğilimi göstermekte; tıbbi ihtiyacı olmayan kişilere giderek daha fazla invaziv prosedür sunulmakta.
Teoride, neredeyse herkes birkaç santimetre uzayabilir. Ancak pratikte bu, aylarca süren kırık kemikler, kırılgan yeni dokular, yorucu fizyoterapi ve sürekli komplikasyon riski anlamına geliyor.
Tıbbi ihtiyaçları olanlar için faydaları hayat değiştirici olabilir. Ancak sadece biraz boy uzatmak isteyenler için, aylarca süren acı ve belirsizliğe gerçekten değip değmediği sorusu hala geçerliliğini koruyor.
Derleyen: Damla Şayan
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





