Birçoğumuz, oturduğumuz kafedeki dedikodu fısıltılarının veya evimizin yakınındaki trafiğin sesi gibi arka plan gürültülerinin okuma hızımızı yavaşlatabilir olduğunu düşünüyor. Ancak Rus okuyucular üzerinde yapılan yeni bir araştırmaya göre çevredeki gürültü beynimizin yazılı metni anlama şeklini etkilemiyor.
Çalışma, işitsel gürültünün, yazım hataları veya kötü biçimlendirme gibi görsel dikkat dağıtıcı unsurların üzerindeki etkilerini inceledi. İlginç bir şekilde, Rusya’daki Ulusal Araştırma Üniversitesi Ekonomi Yüksek Okulu’ndan araştırmacılar, gürültünün okuma hızımızı etkilediğini, fakat okuma hızını yavaşlatmadığını, aksine muhtemelen süreci daha rahatsız edici bulduğumuz ve okumayı hızlı bir şekilde bitirmek istediğimiz için okuma hızını artırdığını buldular.
Örneğin, çalışırken podcast’leri mi yoksa müzik mi dinlemeniz gerektiğini merak ediyorsanız, çalışmanın değineceği bazı ilginç noktalar var.
Dilbilim araştırmacısı Nina Zdorova ve meslektaşları, “Genel olarak, önceki çalışmalar hem işitsel hem de görsel gürültünün okuma akıcılığı ve anlama üzerinde zararlı bir etkisi olduğunu bildirdi, ancak yaptığımız çalışmanın sonuçları ise bize sonucun çok daha farklı olduğunu gösterdi. Bunun sebebi de şimdiye kadar, gürültünün etkisini araştıran çalışmaların hiçbiri onu dil işleme teorileri çerçevesinde değerlendirmemesidir.” dedi.
İncelenen dil işleme teorilerinden biri, beynimizin gürültüyle tek tek kelimelerin anlamlarına daha fazla ve cümlelerin tamamına daha az bakarak ilgilendiğini öne süren gürültülü kanal modeliydi. Teoriye göre gürültülü ortamlarda kelimeler arasındaki genel anlamı ve ilişkileri anlamak için cümlelerin tamamına bakmak yerine biraz daha akıllı tahminler yaparak ilerleriz.
İkinci teoride ise beyinlerimiz bir metnin her ayrıntısını analiz etmez. Bunun yerine “yeterince iyi” bir anlayış için yalnızca yeterli olacak kadar kelimeyi yakalar. Kesin söz dizimine daha az odaklanarak gürültüyle başa çıkmak için bazı bilişsel kaynakları korur.
Bu modellerle ilgili olarak okumanın gürültüden nasıl etkilendiğini görmek için araştırmacılar iki deney gerçekleştirdi: biri işitsel gürültü (71 katılımcı) ve diğeri görsel gürültü (70 katılımcı). Okuma akıcılığını incelemek için göz izleme cihazları kullanıldı ve anlamayı değerlendirmek için takip testleri kullanıldı.
En önemlisi ise, gönüllülere verilen hedef cümlelerin bazıları anlamsal olarak daha mantıksız olacak şekilde değiştirildi. Riskli ve kafa karıştırıcı dilbilgisi veya noktalama işaretleri, bir cümlenin ne anlama geldiğini gerçekten anlamak için iki veya üç kez tekrar etmeniz gerektiği anlamına gelir.
İşitsel gürültü testine gelince, örtüşen podcast’lerden gelen arka plan konuşmaları, insanların okumalarını tamamlamadan önce cümlelerin ana bölümlerine daha uzun süre bakmalarına neden oldu. Bu fazladan süre gürültüyü telafi edebilir, yani cümle anlama yetisini etkilenmez.
Görsel görsel gürültü testinde okuma hızı artarken anlama aynı kaldı. Önceki çalışmalar göz önüne alındığında bu biraz kafa karıştırıcı, ancak araştırmacılar, insanların rahatsız edici bir dikkat dağıtıcı görsel gürültü ile görevi hızlı bir şekilde bitirmek istediklerini düşünüyor.
Araştırmacılar, “Her iki deneyde de daha uzun toplam okuma süresinin mantıksız cümleler için bir doğruluk artışıyla ilişkili olduğunu gözlemledik. Bu, yeterince iyi işleyen modelimiz tarafından tahmin ediliyor ve yeterince iyi, semantik tabanlı işlemenin söz dizimsel tabanlı algoritmik işlemeden daha hızlı olduğunu gösteriyor.” diyor.
Derleyen: Ceren Korkmaz
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol





