Güneş Sistemi’nin dışındaki bir gezegenden doğrudan gelen radyo emisyonu ilk kez tespit edildi. Yaklaşık 63 ışık yılı uzaklıktaki gaz devi Beta Pictoris b’den ulaşan sinyal, akıllı yaşamın değil, gezegenin çok güçlü bir manyetik alanının ve bu alanın tetiklediği auroraların izini taşıyor.
MeerKAT Verisinde Beklenmedik Bir Keşif
Bulgular, 15 Eylül’de arXiv’de yayımlanan ve henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş bir ön baskıda yer alıyor. Ekip, Güney Afrika’daki 64 antenli MeerKAT radyo teleskop dizisini kullandı. Yaklaşık 0,85 ile 3,5 gigahertz arasındaki frekanslarda, güçlü biçimde dairesel kutuplanmış, hızlı ve tekrarlayan patlamalar ile daha durağan bir yayın saptandı. Sinyali, Harvard & Smithsonian Astrofizik Merkezi’nde doktora araştırmacısı olan baş yazar Kevin Ortiz Ceballos, tarama verilerini incelerken buldu. Çalışmanın ortak yazarı Edo Berger, taramayı “biraz balık avına benzeyen” bir keşif olarak tarif etti.
Jüpiter’den En Az 200 Kat Güçlü Manyetik Alan
Araştırmacılar emisyonu, yüklü parçacıkların bir gezegenin manyetik alanı içinde sarmal çizerek hareket etmesiyle oluşan auroral radyo yayınına bağlıyor. Jüpiter ve Satürn de aynı türden sinyal üretiyor. Berger’e göre Beta Pictoris b’nin manyetik alanı Jüpiter’inkinden en az 200 kat güçlü; ekip, yayının kaynaklandığı bölgede alan şiddetini en az yaklaşık 1.250 gauss olarak hesapladı. Bu, bir ötegezegenin manyetik alanının ilk doğrudan ölçümü olarak nitelendiriliyor. Gezegenin kütlesi Jüpiter’in yaklaşık 12 katı ve yaklaşık 23 milyon yaşındaki, Güneş’in 1,75 katı kütleye sahip genç bir yıldızın çevresinde dönüyor.
Berger, radyo sinyallerinin dünya dışı zekâ arayışlarıyla anıldığını hatırlatarak bu keşfin “çok farklı bir şey” olduğunu vurguladı.
Yıldızdan Ayrıştırmak Neden Kritikti?
Daha önce YZ Ceti sistemi dahil bazı ötegezegenlerden radyo ipuçları gelmişti, ancak hiçbiri doğrulanamadı; çünkü sinyalin ev sahibi yıldızdan kaynaklanma ihtimali elenemiyordu. Bu kez yıldızın manyetik etkinliğinin düşük olması, ekibin yayını doğrudan gezegene yerleştirmesine yardımcı oldu. Çalışmaya katılmayan Amsterdam Üniversitesi’nden Joseph Callingham, çalışmayı benzersiz kılan şeyin emisyonu yıldızdan ayırarak gezegene konumlandırması olduğunu söyledi.
Bağımsız uzmanlar ise sonuçlar hakem değerlendirmesinden geçene kadar temkinli olunması gerektiğini belirtiyor. Berger, bu sürecin önümüzdeki birkaç ayı alacağını söyledi. Leicester Üniversitesi’nden Jonathan Nichols, bulgu doğrulanırsa auroral emisyonların, Güneş Sistemi için geliştirilen kuramları çok daha uç koşullarda sınamaya imkân tanıyacağını ifade etti. Ekip, gezegenin manyetik alanının neden bu kadar güçlü olduğunu anlamak için daha fazla teleskop zamanı talep etti.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol




