Ana Sayfa Blog Sayfa 13

Yapay Zekânın Elektrik Faturası: 5 Milyar Dolarlık Enerji Ortaklığı 25 Milyara Çıktı

0

Yapay zekâ yarışının yeni cephesi elektrik. Yakıt hücresi üreticisi Bloom Energy ile yatırım devi Brookfield, veri merkezlerine enerji sağlamaya yönelik ortaklıklarını 5 milyar dolardan 25 milyar dolara çıkardı.

Detaylar haberimizde

Beş kat büyüyen bu anlaşma, yapay zekânın enerji açlığının hangi boyutlara ulaştığının en somut göstergelerinden biri.

Aynı günlerde gelen bir başka veri de tabloyu tamamlıyor: Google’ın veri merkezleri kaynaklı elektrik kullanımı yüzde 37’lik rekor bir artış kaydetti.

Neden bu kadar elektrik gerekiyor?

Yapay zekâ modellerini eğitmek ve çalıştırmak, sıradan internet hizmetlerinden kat kat fazla işlem gücü istiyor. Her ChatGPT sorgusu, her yapay zekâ görseli, arka planda binlerce özel çipin aynı anda çalışması demek. Bu çipler hem çok elektrik tüketiyor hem de ciddi soğutma gerektiriyor. Sonuç: Veri merkezleri artık küçük birer şehir kadar enerji tüketen tesislere dönüştü.

Durum Ne Kadar Ciddi?

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, veri merkezleri 2022’de küresel elektrik tüketiminin yaklaşık %2’sini oluşturuyordu. Bu oranın 2026’ya kadar %4’e çıkması bekleniyor. Yapay zekânın hızlı yükselişiyle birlikte, tek bir büyük dil modelinin eğitimi bile yüzlerce evin yıllık elektrik tüketimine denk gelebiliyor.

Goldman Sachs’ın raporuna göre ise yapay zekâ, 2030’a kadar küresel elektrik talebini %8-10 oranında artırabilir. Bu durum hem enerji maliyetlerini hem de karbon emisyonlarını ciddi şekilde yükseltecek.

GPU yarışından enerji yarışına

Dün şirketlerin kapıştığı alan çip tedarikiydi; bugün rekabet elektriğe kaydı. Veri merkezi işletmecileri artık yalnızca arazi ve GPU için değil, şebeke yükseltmelerini beklemeden devreye alınabilecek güvenilir elektrik için de yarışıyor. Bloom’un yakıt hücreleri tam bu noktada devreye giriyor: Doğal gazdan yerinde elektrik üreten bu sistemler, şebekeye bağlanmayı beklemeden veri merkezini çalıştırabiliyor. Nükleerden güneşe, gazdan yakıt hücresine her enerji kaynağı, yapay zekâ ekonomisinin masasında artık bir “hız” sorusu olarak tartışılıyor.

Uzun vadede bu tablo, elektrik fiyatlarından iklim hedeflerine kadar hepimizi ilgilendiren sonuçlar doğuracak. Yapay zekânın faturası, yalnızca abonelik ücretlerinden ibaret değil.

Yakıt hücresi nedir?
Yakıt hücresi, yakıtı (genellikle doğal gaz veya hidrojen) yakmadan, kimyasal tepkimeyle doğrudan elektriğe çeviren bir teknoloji. Klasik santrallere göre daha verimli ve daha az emisyon üretiyor; en büyük avantajı ise kurulduğu yerde elektrik üretmesi. Yıllarca beklenen şebeke bağlantı sıralarına takılmak istemeyen veri merkezleri için bu “yerinde üretim” özelliği altın değerinde.

Veri merkezi nedir?
İnternetin fiziksel kalbi: Binlerce sunucunun bir arada çalıştığı dev tesisler. İzlediğiniz videolar, kullandığınız uygulamalar ve yapay zekâ sohbetleri, aslında bu binalardaki bilgisayarlarda çalışıyor.

Alışverişte Sohbet Dönemi: Yapay Zekâ Asistanları 3,5 Kat Fazla Satıyor

İnternette alışverişin geleceği kelime aramaktan çıkıp sohbete dönüşüyor. Amazon’un bulut birimi AWS, perakendecilerin kendi yapay zekâ alışveriş asistanlarını kurmasını sağlayan “Agentic Shopping Assistant” hizmetini kullanıma sundu. Sistemin ilk büyük müşterisi, ünlü çanta ve aksesuar markası Kate Spade oldu.

Detaylar haberimizde…

Amazon‘un paylaştığı veri, perakende sektörünün neden bu alana koştuğunu tek başına açıklıyor: Sohbet tabanlı alışveriş oturumları, klasik kelime aramasına göre 3,5 kat daha yüksek oranda satışla sonuçlanıyor.

Amazon AWS Yapay Zeka
Amazon’un bulut birimi AWS, perakendecilerin kendi yapay zekâ alışveriş asistanlarını kurmasını sağlayan “Agentic Shopping Assistant” hizmetini kullanıma sundu.

Nasıl çalışıyor?

Yeni sistemde müşteri, sitede arama kutusuna “siyah çanta” yazmak yerine asistanla konuşuyor: “Kız kardeşimin mezuniyeti için 200 dolar altında bir hediye arıyorum, spor şıklığı seviyor” diyebiliyor. Asistan; markanın ürün kataloğunu, kendi marka dilini ve müşteri verilerini kullanarak öneriler sunuyor, takip sorularıyla seçimi daraltıyor. Kate Spade’in bu altyapıyla kurduğu “Yapay Zekâ Hediye Danışmanı” da tam olarak bunu yapıyor.

AWS‘ye göre sistem, markaların kendi verileriyle özelleştirilerek yaklaşık 60 günde devreye alınabiliyor. Yani bu teknoloji artık yalnızca Amazon gibi devlerin değil, orta ölçekli e-ticaret markalarının da erişebileceği bir raf ürününe dönüşüyor.

E-ticaretin yeni sayfası

Bu gelişme, e-ticarette “ajan” dönemine geçişin işareti. Alışveriş asistanları öneri sunmanın ötesine geçip sepet oluşturma, fiyat takibi ve sipariş verme gibi işlemleri de üstlenmeye hazırlanıyor. Markalar için bu hem fırsat hem tehdit: Asistanına güvenen müşteri siteler arasında gezinmeyi bırakabilir — ve o asistana kimin ürünlerinin önerileceği, e-ticaretin yeni rekabet alanı olabilir.

“Agentic” (ajan tabanlı) yapay zekâ nedir?
Sorulara cevap vermekle yetinmeyip sizin adınıza iş yapabilen yapay zekâ sistemlerine “ajan” deniyor. Klasik bir sohbet botu “bu üç çanta uygun olabilir” der ve durur; bir ajan ise stok kontrolü yapabilir, sepete ürün ekleyebilir, kampanya kodunu uygulayabilir. 2026’nın en çok konuşulan teknoloji kavramı olan ajanlar; alışverişten yazılıma, müşteri hizmetlerinden seyahat planlamaya kadar birçok alanda devreye giriyor.

AWS nedir?
Amazon Web Services, Amazon’un bulut bilişim birimi. Dünyadaki sitelerin ve uygulamaların önemli bölümü AWS sunucularında çalışıyor; şirket aynı zamanda Amazon’un en kârlı iş kollarından biri.

Etiketler: yapay zekâ alışveriş, Amazon AWS, e-ticaret, Kate Spade, ajan yapay zekâ, perakende teknolojileri

Neler Oluyor? – 5 Temmuz

Teknoloji, yapay zekâ, bilim ve uzay dünyasında günün öne çıkan gelişmelerini sizler için derledik. İşte bugün neler oluyorun cevabı:

Yapay Zekâ

Google, aramayı tamamen yapay zekâya devretti: Google, arama çubuğunun artık tamamen Gemini 3.5 Flash modeliyle çalışacağını ve sorgulara geleneksel bağlantı listeleri yerine özel yapay zekâ özet sayfaları üreteceğini duyurdu. Kullanıcılar takip soruları sorabiliyor, görsel/video ile sorgu gönderebiliyor ve arka planda çalışan “bilgi ajanları” görevlendirebiliyor.

Cenevre’de küresel yapay zekâ zirvesi yarın başlıyor: BM’nin ilk küresel yapay zekâ yönetişim diyaloğu 6 Temmuz’da Cenevre’de başlıyor; üye devletler teknolojinin yönetimine ilişkin uluslararası yaklaşımları tartışacak. BM ve ITU’nun kurduğu “AI for Good” Küresel Komisyonu’nun ilk toplantısı ise 8 Temmuz’da; komisyonda Jensen Huang ve Andy Jassy gibi isimler yer alıyor.

Beyaz Saray’dan gönüllü standartlar hamlesi: Beyaz Saray’ın öncü model yayınlarına ilişkin gönüllü standartları şirketlerle son aşamaya getirdiği, duyurunun 7 Temmuz haftası kadar erken gelebileceği bildiriliyor. Trump’ın imzaladığı kararname, şirketlerden yeni modelleri kamuya açılmadan 30 gün önce siber güvenlik testleri için federal hükümete sunmalarını istiyor.

Grok 4.5 SpaceX ve Tesla’da: Musk’ın duyurusuna göre 1,5 trilyon parametreli Grok 4.5, SpaceX ve Tesla bünyesinde özel betaya girdi. Aynı hafta Çin’de tamamen yerli çiplerle eğitilmiş 1,6 trilyon parametreli bir model MIT lisansıyla açık kaynak yapıldı.

“Agentjacking” alarmı: Araştırmacılar, Sentry hata takip sistemini istismar ederek Claude Code ve Cursor gibi yapay zekâ kodlama ajanlarını geliştirici makinelerinde kötü amaçlı kod çalıştırmaya kandıran yeni bir saldırı sınıfı tanımladı; test edilen ajanlarda %85 başarı oranı bildiriliyor.

Teknoloji

Yapay zekânın enerji faturası büyüyor: Bloom Energy ve Brookfield, veri merkezlerine yakıt hücresi kurulumlarını destekleyen ortaklıklarını 5 milyar dolardan 25 milyar dolara çıkardı. Google’ın veri merkezlerinin elektrik tüketimindeki rekor %37’lik artışla birlikte okununca, “GPU yarışı enerji yarışına dönüştü” analizi kendini yazıyor.

Apple-AB gerilimi: Apple, yükseltilmiş Siri yapay zekâ özelliklerinin Avrupa’daki dağıtımını erteledi ve gerekçe olarak Dijital Piyasalar Yasası’nın yarattığı gizlilik/güvenlik sorunlarını gösterdi; AB Komisyonu ise uyum konusunda ısrarcı.

Alışverişte ajanlar dönemi: AWS, perakendecilerin konuşma tabanlı yapay zekâ alışveriş deneyimleri kurmasını sağlayan Agentic Shopping Assistant’ı başlattı; ilk müşteri Kate Spade oldu. Amazon’a göre konuşmalı alışveriş oturumları klasik aramaya göre 3,5 kat daha yüksek dönüşüm sağlıyor.

Uzay ve Bilim

Swift kurtarma görevi bu hafta fırlatılıyor: Dün özete aldığımız kurtarma operasyonunda takvim netleşiyor — Northrop Grumman’ın Stargazer uçağı, Katalyst’in LINK kurtarma aracını taşıyan Pegasus XL roketini havadan fırlatacak.

Webb’den “kozmik havai fişek”: James Webb Uzay Teleskobu, yeni doğan yıldızların çevrelerine saçtığı ışımaları gösteren etkileyici bir görüntü yayımladı. NASA ayrıca ABD’nin 250. yılı için dört özel kozmik görüntü paylaştı.

Reklamlarda Yapay Zeka ve Şeffaflık Çıkmazı

0

Televizyon ve sosyal medyada artık markaların büyük bölümü, reklam yüzlerini yapay zekâyla üretiyor. Türkiye bu alanda yeni bir etiketleme zorunluluğu getirirken, dünyadaki örnekler ve tüketici araştırmaları aynı soruyu gündeme taşıyor: Şeffaflık güveni mi onarıyor, yoksa yeni bir güvensizlik mi yaratıyor?

Üyelik Gerekli

Bu içeriğe erişmek için siteye üye olmanız gerekir. Üyelik ücretsizdir. Dilerseniz destek için ayda 3₺ veya 16₺ ödeyerek ücretli üye de olabilirsiniz.

Üyelik Seviyelerini Görüntüle

Zaten üye misin? Giriş Yap

SpaceX İçin Kötü Haber: Uzayda “Daha Büyük” Her Zaman Daha İyi mi?

0

Uzay endüstrisinin geleceğine ışık tutan yeni bir rapor, son dönemde büyük yatırım yapılan süper ağır fırlatma araçlarının (Super Heavy Launch Vehicles) nihayetinde devasa bir ticari fiyaskoya dönüşüp dönüşmeyeceğini masaya yatırıyor. SpaceX’in Starship gibi dev projelerle öncülük ettiği bu “büyük olsun, bizim olsun” trendi, sanıldığı kadar kazançlı olmayabilir.

Detaylar haberimizde…

Uzay endüstrisi, geçtiğimiz ay SpaceX’in şimdiye kadar inşa edilmiş en büyük roketi 12. test uçuşu için fırlatmasıyla tarihi bir ana tanıklık etti. Şirketin süper ağır yük taşıma kapasitesine sahip devasa aracının daha da büyük ve güçlü bir versiyonu olan Starship V3, bu uçuşla ilk kez gökyüzüyle buluştu. SpaceX ve Blue Origin gibi devler roketlerin boyutlarını sürekli büyütmeyi hedeflerken, yeni yayınlanan çarpıcı bir rapor bu devasa araçların gelecekte büyük bir fiyaskoya dönüşebileceğini öne sürüyor.

Havacılık ve Uzay Politikası ve Stratejisi Merkezi tarafından hazırlanan analiz, süper ağır yük roketlerinin maksimum taşıma kapasitesi sunsa da, daha küçük ve çevik fırlatma araçlarına kıyasla çok ciddi dezavantajlara sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre; artan roket kapasitesi beraberinde daha yüksek maliyet, zaman kaybı ve operasyonel karmaşıklık getiriyor. Bu durum, ticari fırlatma sektöründe dev roketlerin önünü tıkayabilir.

50 Tonluk Devler ve Falcon 9’un Ezici Üstünlüğü

Raporda, alçak Dünya yörüngesine 50 metrik tondan (50.000 kilogram) fazla yük taşıyabilen araçlar “süper ağır yük taşıma aracı” (SHL) olarak tanımlanıyor. Bu sınıfa giren ikonik örnekler arasında SpaceX’in Falcon Heavy’si, NASA’nın Uzay Fırlatma Sistemi (SLS) ve Blue Origin’in üzerinde çalıştığı New Glenn 9×4 modeli yer alıyor.

Aslında Falcon Heavy, 2018’deki ilk fırlatılışıyla bu dev roketlerin modern çağını başlatan isim olmuştu. Ancak o günden bu yana Falcon Heavy yalnızca 12 kez uçuş gerçekleştirebildi. Buna karşılık, SpaceX’in orta yük kapasiteli emektar roketi Falcon 9, 2010 yılındaki ilk fırlatılışından bu yana yaklaşık 700 kez uzaya gönderildi. Aradaki bu uçurum, raporda şu kritik soruyu gündeme getiriyor: “Falcon Heavy’nin nispeten bu kadar az kullanılması, gelecekte çok daha yüksek taşıma kapasitesine sahip olacak diğer süper ağır roketlere yönelik pazar talebinin de düşük kalacağının bir habercisi mi?”

Kapasite Var Ama Alan Yok: Geçiş Roketi mi, Hayal Kırıklığı mı?

Falcon Heavy’nin ticari olarak beklenen patlamayı yapamamasının arkasında teknik bir kısıtlama da yatıyor. Roket, Falcon 9 ile aynı kaplama (Fairing) boyutlarına sahip. Bu da yörüngeye fiziksel olarak daha büyük ya da daha fazla sayıda uydu taşıyamayacağı, sadece mevcut hacme sığabilen “daha ağır” uyduları taşıyabileceği anlamına geliyor.

Uzmanlar, Falcon Heavy’nin piyasayı kökten değiştiren “ezber bozucu” bir roket olmayı başaramadığını kabul etse de, ona tamamen bir başarısızlık gözüyle bakmıyor. Roket, geleceğin diğer süper ağır yük taşıma araçlarına giden yolda sektörü hazırlayan önemli bir “geçiş roketi” görevi görmüş olabilir.

Yine de asıl soru geçerliliğini koruyor: Uzay pazarında gelecek, devasa ve hantal roketlerin mi, yoksa dinamik ve optimize edilmiş küçük araçların mı olacak?

SpaceX Starship V3, 22 Mayıs 2026'da Teksas, Boca Chica Beach'teki Starbase'den fırlatıldı.
SpaceX Starship V3, 22 Mayıs 2026’da Teksas, Boca Chica Beach’teki Starbase’den fırlatıldı.

Büyük Bir Başarı mı, Yoksa Devasa Bir Fiyasko mu?

Havacılık ve Uzay Merkezi, yakın gelecekte uzay pazarına yön vermesi beklenen süper ağır yük roketlerine en somut örnekler olarak SpaceX’in Starship’ini ve Blue Origin’in New Glenn’ini gösteriyor. SpaceX, geçtiğimiz günlerde Starship’in şimdiye kadarki en devasa versiyonunu gökyüzüyle buluşturarak gövde gösterisi yaparken, ezeli rakibi Blue Origin de New Glenn roketinin ölçeğini daha da büyütmek için çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor.

Raporda, bu şirketlerin vizyonu şu sözlerle özetleniyor: “Bu süper ağır fırlatma aracı üreticileri; artırılmış kaldırma kapasitesi, devasa kargo hacimleri ve roketlerin tamamen ya da kısmen yeniden kullanılabilirliği sayesinde, yörüngeye fırlatılan yük başına düşen maliyeti (kilogram başına maliyet) radikal bir şekilde düşürmeyi hedefliyor.”

Analize göre, roketlerin kütle ve hacim olarak bu denli büyümesi uzay pazarında yepyeni fırsat kapıları aralayabilir; ancak bu durum, projelerin ekonomik olarak başarıya ulaşacağını garanti etmeye yetmiyor.

Uzay Sektörünün “Airbus A380” Senaryosu

Havacılık ve Uzay Merkezi, “daha büyük her zaman daha iyi değildir” tezini kanıtlamak için küresel havacılık tarihinden çarpıcı bir örnek veriyor: Airbus A380.

Döneminin en büyük yolcu uçağı olarak devrim yaratması beklenen bu jumbo jet, aşırı yüksek işletme maliyetleri ve operasyonel kısıtlamalar (her havalimanına inememesi gibi) nedeniyle ticari bir başarı yakalayamadı. Gökyüzünün bu devi, yerini çok geçmeden daha küçük, çevik ve yakıt tasarruflu uçaklara bırakmak zorunda kaldı. Rapor, bu tarihi derse atıfta bulunarak şu uyarıyı yapıyor:

“Diğer sektörler bizlere net bir gerçeği gösteriyor: Aşırı ölçek büyütme; beraberinde karmaşıklığı, çeviklik kaybını ve çoğunlukla kapasitenin verimsiz kullanılmasını getiriyor.”

Airbus A380, Airbus tarafından üretilen, dünyanın en büyük geniş gövdeli yolcu uçağı.
Airbus A380, Airbus tarafından üretilen, dünyanın en büyük geniş gövdeli yolcu uçağı.

Geleceği Uydu Ağları Belirleyecek

Peki bu devlerin yaşayabilmesi için gerekli pazar nerede? Rapora göre, süper ağır yük taşıma araçlarının kısa vadedeki en gerçekçi sığınağı, küresel geniş bant internet sağlayan devasa uydu ağları (takımyıldızları) olacak. Yörüngede veri merkezleri (data center) kurulması gibi fütüristik pazarlar ise henüz fikir aşamasında. Bu yeni alanların ne zaman olgunlaşacağını veya dev roketlerin maliyetlerini karşılayacak kadar talep yaratıp yaratamayacağını öngörmek için henüz çok erken.

OpenAI, Hisselerinin Yüzde 5’ini ABD Hükümetine Devretmeyi Önerdi

0

OpenAI CEO’su Sam Altman, şirket hisselerinin yaklaşık yüzde 5’ini ABD hükümetine bağlı bir yatırım aracına devretmeyi önerdi. Alaska Kalıcı Fonu modelinde tasarlanan yapıya yapılacak devir, Washington’ın yapay zekâ sektörü üzerindeki artan düzenleyici baskısını hafifletme hamlesi olarak yorumlanıyor.

Teklif hayata geçerse, bir devletin dünyanın önde gelen yapay zekâ şirketlerinden birine doğrudan ortak olduğu ilk örneklerden biri yaşanacak. Model olarak gösterilen Alaska Kalıcı Fonu, eyaletin petrol gelirlerini halk adına yöneten ve her yıl vatandaşlara temettü dağıtan bir kamu fonu olarak biliniyor. Benzer bir yapının OpenAI hisseleriyle kurulması, yapay zekâdan elde edilen değerin bir bölümünün kamuya aktarılması anlamına gelecek.

Neden şimdi?

Teklifin zamanlaması dikkat çekici. ABD hükümetinin, güçlü yeni yapay zekâ modellerinin yayımlanmasına ilişkin gönüllü standartlar üzerinde büyük yapay zekâ şirketleriyle ileri düzey görüşmeler yürüttüğü ve bir duyurunun önümüzdeki hafta kadar erken bir tarihte gelebileceği bildiriliyor. Görüşmelerin kapsamında performans ölçütleri, yayım takvimleri ve gelişmiş modellere kimlerin erişebileceğine dair kurallar yer alıyor.

Bu tabloda Altman’ın hamlesi, düzenleyici belirsizliği azaltmak ve şirketin Washington ile ilişkisini yapısal bir ortaklığa dönüştürmek olarak okunuyor. Yapay zekâ yönetişiminin genel ilkelerden operasyonel kontrole doğru evrildiği bir dönemde, hükümetle hisse üzerinden kurulacak bağ OpenAI’a politika masasında kalıcı bir sandalye kazandırabilir.

Sektör için ne anlama geliyor?

Teklif, yapay zekâ sektöründe devlet-şirket ilişkilerinin yeni bir evreye girdiğinin işareti. Altyapı, sermaye, düzenleme ve jeopolitiğin iç içe geçtiği bu dönemde, öncü laboratuvarlar yalnızca en iyi modeli üretme yarışında değil; ekosistemin kurallarını kimin belirleyeceği mücadelesinde de konum alıyor. Diğer yapay zekâ şirketlerinin benzer adımlar atıp atmayacağı ise önümüzdeki dönemin kritik sorularından biri olacak.

Kim bu Sam Altman?
OpenAI’ın kurucu ortağı ve CEO’su. Y Combinator’ın eski başkanı olan Altman, ChatGPT’nin 2022’deki lansmanıyla küresel yapay zekâ yarışının en görünür isimlerinden biri hâline geldi.

Microsoft, Yapay Zekâ Uygulama Birimine 2,5 Milyar Dolar ve 6 Bin Çalışan Ayırdı

0

Microsoft, müşterilerinin yapay zekâyı anlamasına ve iş süreçlerine uygulamasına yardımcı olacak yeni bir birim kurduğunu duyurdu. Şirket, bu birime 2,5 milyar dolar kaynak ayırırken 6 bin çalışanı da yeni yapı altında görevlendiriyor.

Hamle, teknoloji devlerinin yapay zekâ yarışında yeni bir cepheyi işaret ediyor: Model geliştirmek artık tek başına yeterli değil; asıl rekabet, bu modellerin şirketlerde gerçek iş sonuçlarına dönüştürülmesinde yaşanıyor. Microsoft, yapay zekâ uygulamasına odaklanan bir iş birimi kuran son büyük teknoloji şirketi oldu.

Modelden uygulamaya kayan rekabet

Kurumsal dünyada yapay zekâ yatırımları hızla artarken, birçok şirket bu teknolojiden somut verim elde etmekte zorlanıyor. Pilot projelerin ölçeklenememesi, veri altyapısı eksiklikleri ve çalışanların adaptasyon sorunları en sık dile getirilen engeller arasında. Microsoft’un yeni birimi tam da bu boşluğu hedefliyor: müşterilere yapay zekâ stratejisi kurma, uygulama ve ölçekleme konularında uçtan uca destek vermek.

6 bin kişilik kadro, birimin danışmanlıktan öte bir operasyon olarak tasarlandığını gösteriyor. Bu büyüklükte bir yapı, Microsoft’un kurumsal müşteri tabanına sahada dokunabilecek bir “yapay zekâ ordusu” anlamına geliyor.

Fiyatlandırmada da yapay zekâ dönemi

Yeni birimin duyurusu, Microsoft’un yapay zekâyı gelir modelinin merkezine taşıdığı bir döneme denk geliyor. Şirketin Microsoft 365 kurumsal planlarındaki fiyat değişiklikleri 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girdi; Microsoft bu değişiklikleri pakete eklenen yapay zekâ, güvenlik ve yönetim özellikleriyle gerekçelendiriyor. Yapay zekânın kurumsal yazılım fiyatlandırmasına gömülmesi, verimlilik platformlarını yapay zekâdan para kazanmanın yeni savaş alanına dönüştürüyor.

Microsoft’un bu iki hamlesi birlikte okunduğunda strateji netleşiyor: Yapay zekâyı hem ürünlere gömerek fiyat kaldıracı yapmak hem de uygulama hizmetleriyle müşterinin dönüşüm yolculuğunun her adımından gelir elde etmek.

Anthropic Yeni Yapay Zeka Aracı Claude Science ile İlaç Sektörüne Giriyor

Anthropic, laboratuvarların işini kolaylaştıracak yeni bir araçla bilim dünyasına girdi: Claude Science. Şirket, aynı zamanda az bilinen hastalıklara yönelik ilaç geliştirme çalışmalarına da başladığını açıkladı.

Detaylar haberimizde…

Yapay zeka alanındaki rekabet artık laboratuvarların içine kadar giriyor. Anthropic, 30 Haziran Salı günü “Claude Science” adını verdiği yeni aracını beta sürümüyle araştırmacıların kullanımına sundu. Bilim insanlarının birden fazla uygulamayı aynı anda kullanma zorunluluğunu azaltmayı hedefleyen Claude Science, 60’tan fazla bilimsel veritabanını tek bir merkezde topluyor. Böylece araştırmacılar; PubMed, Jupyter ve R gibi ayrı ayrı kullandıkları araçlar, diller ve veritabanları arasında sürekli geçiş yapmak zorunda kalmıyor.

Claude Science Hangi Araçları Tek Çatı Altında Topluyor?

Anthropic’in açıklamasına göre Claude Science; genom analizi, hücre analizi, protein yapısı incelemesi ve ilaç kimyası gibi alanlara özel bağlantılara sahip. Platform, bir ana model etrafında şekilleniyor. Bu yapı, gerektiğinde iş yükünü daha küçük görevlere bölerek spesifik alt araçlara devredebiliyor. Ayrıca sonuçlar yayınlanmadan önce ayrı bir yapay zeka bu sonuçları kontrol ediyor; kaynakları ve hesaplamaları tekrar gözden geçiriyor.

Araç; 3 boyutlu protein modelleri, genetik haritalar ve kimyasal yapı çizimleri gibi görseller üretebiliyor. Bu görselleri oluşturan kod ve hesaplama adımları da birlikte sunuluyor. Böylece bir sonucun nasıl elde edildiği baştan sona takip edilebiliyor. Claude Science, bilgisayarlara kurulabiliyor ya da uzak sunucular üzerinden internet bağlantısıyla kullanılabiliyor.

Anthropic Yeni Yapay Zeka
Bilim insanları, Claude Science gibi araçlarla genetik verileri daha hızlı analiz edebiliyor. Fotoğraf: DeepView

Claude Science Yeni Bir Model Değil, Mevcut Altyapının Üzerine Kuruldu

Anthropic, Claude Science’ın yeni bir yapay zeka modeli olmadığını belirtti. Araç, şirketin halihazırda kullanıma sunduğu Opus 4.8 dahil olmak üzere mevcut yapay zeka modelleri üzerinde çalışıyor. Platform, Anthropic’in Ekim 2025’te tanıttığı “Claude for Life Sciences” adlı önceki çalışmanın devamı niteliğinde. Araç şu an Pro, Max, Team ve Enterprise adı verilen ücretli abonelik planlarında beta sürümüyle kullanılabiliyor.

Anthropic’in hayat bilimleri biriminden Eric Kauderer-Abrams, bir basın toplantısında şirketin, ilaç şirketlerinin genelde öncelik vermediği daha az bilinen hastalıklara yönelik ilaç geliştirme çalışmalarına da başladığını söyledi. Anthropic ayrıca araştırmacılara destek olmak için 50 projeye kadar 30 bin dolar değerinde kullanım kredisi vereceğini duyurdu. Başvurular 15 Temmuz’a kadar açık; seçilen projeler Eylül ile Aralık 2026 arasında yürütülecek.

İlk Kullanıcılar Claude Science ile Zaman Kazandığını Söylüyor

Allen Enstitüsü’nde çalışan nörobilim uzmanı Jérôme Lecoq, aracı literatür derlemesi için kullandığını söyledi. Daha önce yaklaşık iki yıl süren ve yüz sayfayı aşan derleme çalışmalarının artık çok daha kısa sürede tamamlanabildiğini belirtti. UCSF Beyin Tümörü Merkezi’nden Stephen Francis ise glioma hastalığıyla ilgili genetik analiz süresinin —sonuçların bağımsız olarak doğrulanmasına rağmen— eskiye kıyasla onda bire düştüğünü aktardı. Anthropic’in daha önce ilaç şirketi Bristol-Myers Squibb ile yaptığı anlaşma kapsamında, bu şirketin çalışanlarına da Claude’a erişim sağlandığı biliniyor.

Anthropic Yeni Yapay Zeka
Yapay zeka destekli araçlar, laboratuvar ortamında yürütülen bilimsel çalışmalarda giderek daha fazla kullanılıyor. Fotoğraf: Getty Images

Anthropic, OpenAI ve Google Bilim Alanında Karşı Karşıya

Claude Science’ın duyurulması, büyük teknoloji şirketlerinin bilimsel araştırma alanında birbiriyle rekabet ettiği bir döneme denk geliyor. OpenAI, Nisan 2026’da biyoloji konusunda özelleştirilmiş “GPT-Rosalind” adlı modelini duyurmuştu. Google ise Mayıs ayındaki I/O etkinliğinde, kendi AlphaFold ve AlphaGenome modellerini 30’dan fazla veritabanıyla birleştiren “Gemini for Science” adlı aracını tanıttı. İlaç devi Novo Nordisk’in hem Anthropic hem de OpenAI ile aynı anda çalıştığı biliniyor. Bu durum, büyük ilaç şirketlerinin şu an için tek bir yapay zeka şirketine bağlı kalmadığını gösteriyor.

Yapay Zeka Destekli İlaç Keşfi Neden Bu Kadar Önemli?

Bir ilacın keşfinden onay almasına kadar geçen süre, geleneksel yöntemlerle ortalama 10 ile 15 yıl arasında değişiyor ve bu süreçte harcanan para milyarlarca doları bulabiliyor. Çeşitli piyasa araştırma şirketlerine göre yapay zeka destekli ilaç geliştirme alanının büyüklüğü, günümüzde yaklaşık 4 milyar dolar seviyesindeyken, 2035 yılına kadar 25 milyar doları geçmesi bekleniyor. Uzmanlar, yapay zekanın yeni molekül tasarlama aşamasını hızlandırabildiğini; ancak bu tasarımları güvenli, üretilebilir ve resmi onay alabilecek gerçek ilaçlara dönüştürmenin hâlâ zor ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu söylüyor.

Kaynaklar

Anthropic: https://www.anthropic.com/news/claude-science-ai-workbench

The Verge: https://www.theverge.com/ai-artificial-intelligence/961311/anthropic-claude-science-ai-drug-development

TechCrunch: https://techcrunch.com/2026/06/30/anthropics-claude-science-bets-on-workflow-not-a-new-model-to-win-over-scientists/

Derleyen: Gizem Özcan

Anthropic, Nvidia Bağımlılığını Azaltmak İçin Samsung ile Çip Görüşmelerine Başladı

Claude’un geliştiricisi Anthropic, özel bir yapay zekâ hızlandırıcı çipi üretmek için Samsung Electronics ile ön görüşmelere başladı. Görüşmelerde Samsung’un 2 nanometre üretim süreci ve gelişmiş paketleme teknolojilerinin kullanılması gündemde. Şirketin temel hedefi, sektörün genelinde olduğu gibi Nvidia’ya olan bağımlılığı azaltmak.

Görüşmelerin henüz keşif aşamasında olduğu, Anthropic’in özel silikon mühendisleri işe aldığı ve çip özellikleri, güç gereksinimleri ile sunucu kümelerine entegrasyon konularının hâlâ tanımlanma sürecinde olduğu bildiriliyor.

Dikey entegrasyon yarışı hızlanıyor

Anthropic’in girişimi, öncü yapay zekâ laboratuvarlarının donanım katmanında kontrol arayışının son örneği. OpenAI’ın Broadcom ile geliştirdiği çıkarım çipinden Amazon’un cihazları için tasarladığı yapay zekâ işlemcilerine kadar sektörün her köşesinde benzer bir eğilim gözleniyor. Nvidia’nın pazar hâkimiyeti ve jeopolitik tedarik riskleri, şirketleri kendi silikon yol haritalarını çizmeye itiyor.

Anlaşma gerçekleşirse Samsung da önemli bir kazanım elde edecek: TSMC’nin gerisinde kalan döküm (foundry) işi, Tesla gibi müşterilerin yanına Anthropic gibi yüksek profilli bir yapay zekâ laboratuvarını eklemiş olacak. Bu, Samsung’un 2 nanometre iddiasını kanıtlaması açısından da kritik bir fırsat.

Anthropic’te Claude Sonnet 5 varsayılan model oldu

Çip görüşmeleri, Anthropic’in yoğun bir ürün döneminde gündeme geldi. Şirketin 30 Haziran’da tanıttığı Claude Sonnet 5, 1 Temmuz itibarıyla tüm ücretsiz ve Pro kullanıcılar için varsayılan model hâline geldi. Şirketin bugüne kadarki en “ajanik” Sonnet modeli olarak tanıtılan Sonnet 5’in, birçok görevde amiral gemisi Opus 4.8’e yakın performans sergilediği ve 31 Ağustos’a kadar geçerli tanıtım fiyatlandırmasıyla Sonnet 4.6’dan daha ekonomik olduğu belirtiliyor.

Model tarafındaki bu ivme ile donanım tarafındaki bağımsızlık arayışı birlikte değerlendirildiğinde, Anthropic’in hem yazılım hem silikon katmanında uzun vadeli bir oyun kurduğu görülüyor.

Anthropic nedir?
2021’de eski OpenAI yöneticileri Dario ve Daniela Amodei tarafından kurulan, Claude yapay zekâ modellerinin geliştiricisi. Yapay zekâ güvenliği odaklı yaklaşımıyla tanınan şirket, sektörün en hızlı büyüyen laboratuvarları arasında yer alıyor.

Google, Android Davasında Son Temyizini Kaybetti: 4,1 Milyar Euroluk Ceza Kesinleşti

0

Google, Android işletim sistemine bağlı 4,1 milyar euroluk Avrupa Birliği rekabet cezasına karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde son temyiz hakkını da kaybetti. AB’nin en yüksek mahkemesi, şirketin Android lisanslama uygulamalarıyla rekabeti sınırladığı yönündeki tespitleri onadı.

Mahkeme kararına göre Google, telefon üreticilerine Google Search ve Chrome tarayıcısını cihazlara önceden yükleme şartı koyarak rakip arama motorları ve tarayıcıların pazara girişini engelledi. Karar, yıllardır süren davayı kesin olarak kapatırken teknoloji tarihinin en büyük rekabet cezalarından birini de kesinleştirmiş oldu.

Brüksel’in eli güçleniyor

Karar, Avrupa Birliği’nin dünyanın en sert teknoloji düzenleyicilerinden biri olduğu konumunu daha da pekiştiriyor. AB hâlihazırda, “geçit bekçisi” konumundaki büyük platformları hedef alan Dijital Piyasalar Yasası’nı (DMA) aktif biçimde uyguluyor. Android kararı, bu düzenleyici çerçevenin mahkemeler nezdinde de sağlam bir zemine oturduğunu gösteriyor.

Büyük teknoloji şirketleri açısından mesaj net: Mobil ekosistemler, uygulama mağazaları ve varsayılan uygulama yerleşimleri, düzenleyici arenanın merkezi savaş alanları olmayı sürdürecek. Cihaza önceden yüklenen her uygulama, artık potansiyel bir rekabet sorunu olarak masaya yatırılıyor.

Google için sırada ne var?

Kesinleşen ceza, Google’ın Avrupa’daki düzenleyici yükünü artıran tek dosya değil. Şirket, arama sonuçlarından reklam teknolojilerine kadar birçok alanda AB’nin incelemesi altında. Android kararının emsal niteliği, devam eden ve gelecekteki soruşturmalarda Brüksel’in elini güçlendirecek.

Öte yandan karar, yalnızca Avrupa ile sınırlı bir etki yaratmayacak. AB’nin rekabet içtihatları, Birleşik Krallık’tan Japonya’ya ve Türkiye’ye kadar birçok ülkenin rekabet otoritelerine yol gösteriyor. Android modeline benzer lisanslama yapıları kullanan tüm platform sahipleri için karar, iş modellerini yeniden gözden geçirme gerekçesi anlamına geliyor.