Ana Sayfa Blog Sayfa 624

Sosyal medyaya yapılan reklam harcaması ilk kez TV’lere yapılan harcamaları geride bıraktı

Pazarlama istihbarat servisi WARC tarafından dünya çapında 100 pazarın reklam harcaması tahminlerinin analizine ve GWI tarafından 715.000’den fazla tüketiciyle yapılan bir anketin sonuçlarına göre reklam verenlerin TV ve sosyal medyaya yaptıkları harcama pandemi ile beraber daha da arttı.

Analiz, 2021’in ilk çeyreği itibarıyla sosyal medyanın artık ilk kez reklam verenlerden TV’den daha fazla yatırım çektiğini buldu. Ancak, her iki medya da ortalama bir tüketicinin bu kanallara her gün harcadığı reklam bütçesinden çok daha fazlasını çekiyor.

Sosyal medyanın raporda incelenen sekiz medya (Karasal TV, çevrimiçi video, sosyal medya, yazılı basın, çevrimiçi basın, podcast’ler, radyo yayını ve çevrimiçi ses) arasında 2022 reklam harcamasının %39,1’ini oluşturması bekleniyor. Bu rakam günlük medya tüketiminde geçtiğimiz yıl %21,4’lük bir paydan söz edilirken yaklaşık olarak 94,3 milyar dolara eşdeğer şekilde %17,7’lik bir artışa tekabül ediyor.

Sosyal medya, 2016’nın ikinci çeyreğinden bu yana günlük medya tüketiminin iki saatinden fazlasını oluşturuyor ve araştırma kuruluşu WARC Data Premium’un en son tahminlerine göre, gelecek yılın ikinci yarısında günlük sosyal zamanın 2 buçuk saate ulaşması bekleniyor. 

Özellikle, raporda ölçülen tüm demografik veriler, devam eden güven sorunlarına rağmen, gelecek yıl çevrimiçi basına göre sosyal medyada iki kat daha fazla zaman harcanacağını gösteriyor. Yetişkinlerin yarısından azı sosyal medyada reklam vermenin etkili olacağını düşünürken, bu oran Çin’de %28’e, ABD’de %19’a ve İngiltere’de sadece %10’a düşüyor.

Buna rağmen, sosyal tüketim ile reklam harcaması arasındaki en büyük boşluklar bulunabilir. Sosyal medyanın günlük medya tüketimindeki payı, Çin’de 3,3x , Birleşik Krallık’ta 2,2x ve ABD’de 2,0x olarak ölçümlenerek reklam bütçelerindeki payından daha yüksek durumda. Fakat, bu oran Avustralya’da (0,9x), Hindistan’da (0,4x) ve Rusya’da (0,5x) olaak görülüyor. Bu rakamlar aslında markalar için potansiyel bir fırsat göstergesi.

TV’nin, incelenen sekiz medya arasında gelecek yıl reklam harcamalarının %31,5’lik payını, günlük medya tüketiminin %16,1’lik payını oluşturması bekleniyor. Bu, gelecek yıl dünya çapında 86.9 milyar dolarlık bir yatırım açığına eşit olacak.

Araştırmada 10 milyon doların üzerinde harcama yapan başarılı yüksek bütçeli kampanyaların, genellikle bütçelerinin %60’ını TV’ye ayırdığı belirtildi.

Dünyanın en büyük çevrimiçi video platformu olan Netflix’in ağırlıklı olarak reklamsız olduğunu, YouTube gibi platformların ise masaüstü ve mobil cihazlarda reklam engellemeye eğilimli olduğunu belirtmekte fayda var. 

Yine de, reklamverenlerin bu yıl çevrimiçi videoya 71,9 milyar dolar harcayacağı tahmin ediliyor, bu sekiz araştırma medyasının %13,6’lık bir payına karşılık, medya tüketiminin %12,9’una veya bir saat 37 dakikaya karşılık geliyor.

Veriler, sesli medyanın oldukça değersiz göründüğünü gösteriyor.

Araştırmadaki belki de en dikkat çekici değerleri podcast’lerin 40 milyar dolar ile düşük değerde olduğu ve reklamcılar için en büyük fırsatların 16-24 yaş arası, orta gelirliler ve 16 yaşına kadar eğitimli izleyiciler olması.

Her üç internet kullanıcısından biri artık her ay bir podcast dinliyor, ancak 23.55$’lık bin başına maliyet (CPM) TV’den bile daha yüksek. Spotify, bu yıl Mart ayından itibaren podcast akışı için en büyük uygulama olmak için Apple’da hızla ivme kazandı.

Çevrimiçi basın da bir başka ağır değer düşüklüğü aracı gibi görünüyor: reklamverenlerin tüketim seviyeleriyle denklik elde etmek için gelecek yıl dünya çapında çevrimiçi basın reklamlarına 58,0 milyar dolar harcaması gerekecek. Bunun yerine, tahmini harcama sadece 12,8 milyar dolar.

Yayıncılık sektöründeki iş modelleri, reklam gelirlerindeki açığı kapatmak için çeşitleniyor; Yayıncıların %76’sı bu yıl aboneliklere öncelik veriyor.

WARC Data’nın Genel Yayın Yönetmeni ve raporun yazarı James McDonald konu hakkında şunları söyledi: “Çalışma, medya yatırımı ve tüketimi arasındaki farklılıklara ışık tutuyor, bu iki ölçütün birbiriyle çok yakın bir ilişki içinde olduğu nadiren görülüyor. Bazı durumlarda, özellikle podcast’ler gibi değeri düşük ses formatları için bu, kurnaz uygulayıcıların nispeten daha az rekabetle izleyicilere ulaşması için iyi bir fırsat sunar. 

TV gibi endüstrinin önde gelenleri için, görünüşte şişirilmiş yatırım boşluğu, aslında medyanın kalıcı gücünden daha fazla söz ediyor – geniş erişimi, dikkatli izleyiciler ve görsel-işitsel yaratıcılığın artan etkisi ile birleşiyor. Bu özellikler, medya karışımında, sosyal medya bütçe payını daha da artırsa bile devam etmesi muhtemel olan bir primi yönetmesine izin veriyor. ”

Hafta sonu metni: Sadık Bir Topluluk Devasa Bir Kitleden Yeğdir!

Gelin bu Pazar sizinle birkaç gün önce yeni medya ve haber sitelerinin gelişimi ile ilgili  katıldığım online bir etkinliğin bendeki etkileri üzerine konuşalım. Dijitaliyidir’i nasıl daha ileriye taşırız düşünceleri ile katıldığım uluslararası etkinlik bugüne kadar iş hayatında müşterilerime ilk söz olarak söylediğim şu cümleyi bir kez daha doğruladı: “Görüntüleme değil etkileşim, nicelik değil nitelik…”

Geleneksel pazarlama günlerinde bir dükkan ne kadar gürültü ile açılırsa etrafına o kadar çok kendini gösterir, akıllarda o kadar kalıcı olacağına inanılır ve açılış günü belki bedava kanepe yemeye gelen kitlenin sonraki zamanlarda da kapıdan içeri girmesi umulurdu.

Bu kadar gürültü yetmezdi elbette, gazetelere verilen ilanlar, tanıtım broşürleri, etiketlemeler ile bu gürültü devam ettirilmeye çalışılırdı. Siz ne kadar içeri daha çok sayıda insan soksanız da aslında işin sonunda tek bir cümle ile bu iş devam eder veya etmezdi: Sürdürülebilirlik.

Eğer işinizin niteliği, yani verdiğiniz hizmetin ya da ürününün kalitesi gerçekten iyi ise ve bunun yanında birkaç pazarlama doğrusunu da yapıyorsanız tartışmasız şekilde sürdürülebilir bir işe sahip ve o işi büyütme yoluna girmiş olurdunuz.

Bugün ise artık geleneksel pazarlama kuralları işlerin sadece bir kısmı için geçerli durumda. Perpa’daki bloklarda, Sirkeci’deki adını bile bilmediğiniz hanlarda yer alan tabelasız firmalar dijital pazarlamayı doğru şekilde kullanıyorlarsa sürdürülebilirliklerini sağlamış olabiliyorlar.

Günümüzde sürdürülebilirliği şu iki madde ile formüle etmeye kalkarsak galiba yanılmayız:

  • Niceliğe değil niteliğe değer vermek
  • Görüntülemelere değil etkileşime odaklanmak.

Bu formülü hayatınızda şu an var olan herhangi bir iş veya proje için uyarlayabilirsiniz. Örneğin bizim dijitaliyidir.com’da yapmaya çalıştığımız şey tam olarak bu. Gerçekten bir topluluk oluşturmak isteğinde olup bunun sayı ile değil nitelikle yapılması için mücadele ediyoruz. Kurmaya çalıştığımız ekibi bu şekilde oluşturursak bir sonraki süreçte daha da verimli ve değerli içerikler oluşturacağımızın farkında olarak.

Bunun yanında elbette ziyaretçi ve okur sayısını da artırmaya çabalıyoruz. Türkiye’de okumanın artık iyice “zaman kaybı” gibi görülmesine aldırmadan. Ziyaretçileri bir okura dönüştürme gayreti ile. Ziyaretçi olarak kapımızı çalanların sayısını değil onların yaptıkları etkileşimleri ölçümleyerek.

Yapılan araştırmalar bir haber sitesinde sadık bir okur kitlesinin %10’u geçemeyeceği yönünde. Amacımız şu an %7’lerde olan “yeniden ziyaret etme” oranımızı daha da yükseltmek ve bu ortalamanın yukarı çıkmasına neden olabilmek.

Bilinen bir başka istatistik ziyaretçi ile okur arasındaki farkın bir haber sitesinde geçirilen zaman süresinin 3dakikayı aşması, aşmaması ile ölçümlendiği.

Henüz yayın hayatının başında olan bir platform olarak dijitaliyidir, ilk günden itibaren yükselen bir ziyaretçi eğilimde. Daha da önemlisi web sitesindeki etkileşim oranlarımız %7 ile, hemen çıkma sürelerimiz ise 5dk ile beklentilerimizin üzerinde şekilde olumlu. Bunun için bizi şu an da okuyanlar başta olmak üzere her ziyaretçimize ayrı ayrı teşekkür ederiz.

Dijitaliyidir’i kolektif bir üretim yerine dönüştürebilme maceramız sıra dışı topluluğa katılın ilanlarımız ile devam ediyor. Oldukça güzel dönüşler aldığımız bu ilanlarımızı bir süre daha yayınlamaya devam edeceğiz. Bunu başardığımızda nasıl kalıcı bir hale getireceğimiz macerası ile yola devam edeceğiz. O günlere hep beraber ulaşmak ümidiyle…

MOOV’un Getir’e Devir Bedeli 23 Milyon Dolar Olacak

Anadolu Grubu, MOOV’un Getir’e devrinde toplam bedelin yaklaşık 23 milyon dolar olmasını tahmin ettiklerini belirtti.

Getir’in son dönemdeki hamlelerinden biri olan MOOV’daki hisse alımının yaklaşık bedelinin 23 milyon dolar olduğu belirtildi.

Açıklamayı Anadolu Grubu Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptı.

Açıklamada MOOV’un sermayesini temsil eden payların yüzde 75’inin devir bedelinin, 16 milyon dolar tutarı üzerine MOOV’un kapanış tarihindeki bilançosunda yer alan araçlara ilişkin varlık ve yükümlülüklerinin netleştirilmesi ile hesaplanacak tutarın yüzde 75 oranındaki kısmının eklenmesi/çıkarılması şeklinde hesaplanacağı belirtildi.

Bu hesaplama sonucunda toplam payının devir bedelinin yaklaşık 23 milyon dolar seviyesinde olacağı tahmin edilirken kesin tutarın devir işlemlerinin tamamlandığı tarihte belli olacağı söylendi.

Açıklamada devir işlemlerinin en kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiği de ifade edildi.

Getir ile bağlayıcı olmayan mutabakat imzalanmıştı

Anadolu Grubu iştiraki Çelik Motor Ticaret A.Ş.’nin yüzde 100 bağlı ortaklığı olan saatlik araç kiralama şirketi Moov Dijital Ulaşım Çözümleri Ticaret A.Ş.’nin (MOOV) sermayesini temsil eden payların yüzde 75’inin Getir Perakende Lojistik A.Ş.’ne satılmasına yönelik bağlayıcı olmayan bir mutabakat sağlanarak ilgili pay devrine ilişkin gerekli süreçlerin başlatıldığı belirtilmişti.

Pay devrine ilişkin Rekabet Kurulu izni alınmış olup, bağlayıcı devir ve ortaklık sözleşmeleri taraflarca imzalanmıştı.

Google Meet toplantı sahipleri, katılımcıların mikrofonlarını ve kameralarını kapalı tutabilecek

Şirketin Workspace blogunda yaptığı duyuruya göre , Google Meet toplantı sahipleri yakında katılımcıların mikrofonlarını veya kameralarını kapatabilecek ve onları tekrar açmalarını engelleyebilecek. Bu özellik, toplantı sahipleri için, gürültücü veya provokatif katılımcıların, zaten sessize alındıktan sonra bile toplantıları sürekli olarak kesintiye uğratmalarını engellemenin yararlı bir yolu olabilir.

Mikrofon ve kamera kilidi özelliği varsayılan olarak kapalı olacak; Toplantı sahipleri, kullanmak isterlerse, toplantılar sırasında açmak zorunda kalacaklar. Toplantınızın ara odaları varsa, ana odada yapılan tüm ses ve/veya görüntü kilitleri, bunlara da uygulanacak. Ancak bunun tersi doğru değil yani bireysel ara odalarına uygulanan kilitler diğer ara odalarına veya ana odaya uygulanmaz.

Google Meet’te toplantı sahibi kontrolleri ekranı.

iOS ve Android’de bu özelliği desteklemeyen uygulamaların eski sürümlerini kullanıyorsanız, toplantı sahipleri kilitleri açarsa toplantıdan atılırsınız; toplantıdan önce açılırlarsa ve bu eski uygulamalardan birini kullanıyorsanız, toplantıya hiç katılamazsınız. Google, kilitleri kapatmanın eski uygulamaları kullanan kişilerin bir toplantıya katılmasına izin vereceğini söylüyor.

Tüm Google Workspace müşterileri, Perşembe günü Hızlı Sürüm yollarında kullanıcılar için kullanıma sunulan özelliğe erişebilecek. Planlanmış Kararlı Sürüm ise 1 Kasım’da yayınlanmaya başlayacak.

Instagram, içerik oluşturucuların markalarla işbirliği yapması için yeni araçlar test ediyor

Instagram, içerik oluşturucuların komisyon kazanmaları ve platformunda markalarla ortaklıklar kurmaları için yeni araçları test ettiğini açıkladı. Facebook’un sahibi olduğu şirket, Haziran ayında başlatılan ve içerik oluşturucuların ürünleri keşfetmesine, takipçileriyle paylaşmasına ve gönderilerinden kaynaklanan satışlar için komisyon kazanmalarına olanak tanıyan mevcut yerel ortaklık aracını genişletiyor .

Bu son lansmanla birlikte, içerik oluşturucular artık bağlı ortaklıklarının parçası olan ürünleri veya koleksiyonları profillerindeki “mağazayı görüntüle” düğmesinde sergilemek için dijital bir vitrin ekleyebilir ve satışlardan komisyon kazanabilir. Instagram, bu yeni özelliğin şu anda yalnızca yerel ortaklık programının parçası olan içerik oluşturucular tarafından kullanılabileceğini söylüyor.

Instagram, içerik oluşturucuların markalar tarafından keşfedilmesine yardımcı olmak için yeni markalı içerik ortaklığı özelliklerini de test ediyor. İçerik oluşturucular artık iş ortaklığı yapmak istedikleri markaları tercih ettikleri ‘marka listesine’ ekleme olanağına sahipler. Böylece, şirketler birlikte çalışacak yeni içerik oluşturucular ararken onlara öncelik tanıyacak.

Ek olarak Instagram, yalnızca ortaklık mesajları için DM’ler içinde yeni bir klasör sunuyor. Yeni klasör, içerik oluşturucuların mesajları bir içerik oluşturucunun gelen kutusuna gömülmüş olabilecek markaların fırsatlarını kaçırmamalarını sağlamayı amaçlıyor. Ortaklık mesajları, istekler klasörünü atlayacak ve markaların ve içerik oluşturucuların içerik ortaklıklarını bulup yönetebilmeleri için öncelikli yerleşim alacak.

Markalar artık kampanyaları için uygun içerik oluşturucuları keşfetmek için verileri ve benzersiz filtreleri kullanma seçeneğine de sahip. Ardından, birden fazla kampanyayı ve yaratıcıyı yönetmek için kısa listeler de düzenleyebilirler. İşletmeler artık markalı içerik Makara reklamları da oluşturabilir. Ayrıca Instagram, içerik oluşturucuların markaların içerik oluşturucunun gönderilerinden, hikayelerinden ve Makaralarından herhangi birinden içerik reklamları oluşturmasına olanak tanıyan yeni hesap izinlerini kullanıma sundu.

Şirket bir blog yazısında “Bu marka yaratıcısı ortaklık araçları, içerik oluşturucuların Instagram’da geçimlerini sağlamalarına yardımcı olma konusundaki süregelen taahhüdümüzün büyük bir parçasıdır – ister markalarla ortaklık kuruyor olsunlar, ister reklamlardan para kazanıyor, hedef kitlelerinden destek alıyorlar veya doğrudan Instagram’dan bonuslar alıyor olsunlar.” dedi.

Instagram, bu özellikleri test etmeye ve iyileştirmeye ve gelecekte daha fazla marka ve içerik oluşturucu için kullanılabilir hale getirmeye devam edeceğini belirtiyor.

Instagram’ın markaların ve içerik oluşturucuların birlikte çalışmasını kolaylaştırmak için çalışan birkaç dijital platformdan biri olduğunu belirtmekte fayda var. Rakiplerden TikTok , pazarlamacıların marka kampanyaları için en iyi TikTok kişiliklerini keşfetmelerine yardımcı olan bir Creator Marketplace’e sahip. Benzer şekilde Pinterest , içerik oluşturucuların platformunda markalarla iş ortaklığı yapmasına yardımcı olacak özellikleri kullanıma sundu .

Twitter Açıkladı: Algoritmamız Sağ Eğilimli İçeriği Daha Çok Destekliyor

Twitter blogunda yer alan bir gönderide, Twitter’ın algoritmasının sağa eğilimli içeriği soldan daha sık desteklediğini açıkladı.

Bulgular , Twitter’ın siyasi içeriği algoritmik olarak güçlendirmesi üzerine yapılan dahili bir araştırmadan elde edildi. Araştırma metninde eğilim nedenlerinin belirsizliğini koruduğuna dikkat çekildi.

Araştırma sırasında Twitter, 1 Nisan ile 15 Ağustos 2020 tarihleri ​​arasında atılan milyonlarca tweet’i inceledi. Bu tweetler Kanada, Fransa, Almanya, Japonya, İspanya, Birleşik Krallık ve ABD’deki haber kuruluşlarından ve seçilmiş yetkililerden alındı. Almanya hariç, incelenen tüm ülkelerde Twitter, sağ eğilimli hesapların “siyasi soldan daha fazla algoritmik amplifikasyon aldığını” buldu. Ayrıca, haber kaynaklarından gelen sağ eğilimli içeriğin de aynı önyargıdan yararlandığını keşfetti.

Twitter, verilerin algoritmasının neden sağa eğilimli içeriği desteklediğini bilmediğini ve bunun “insanlar ve platform arasındaki etkileşimlerin bir ürünü olduğu için yanıtlanması çok daha zor bir soru” olduğunu belirtti. Sosyal medya üzerine çalışmalar yapan Steve Rathje, siyasi dış gruplarla ilgili bölücü içeriğin viral hale gelme olasılığının ne kadar yüksek olduğunu açıklayan araştırmasının sonuçlarını yayınladı. Bu araştırmanın sonuçlarına göre özellikle Twitter’ın algoritmasıyla ilgili bir sorun olmayabilir.

Twitter’ın bulguları hakkındaki düşünceleri sorulan Rathje, “Çalışmamızda, sosyal medyada ne tür içeriğin güçlendirildiğiyle de ilgilendik ve tutarlı bir eğilim bulduk: siyasi gruplarla ilgili olumsuz gönderiler, Facebook ve Twitter’da çok daha fazla etkileşim alma eğiliminde” dedi. “Başka bir deyişle, bir siyasi başka bir siyasi hakkında olumsuz ise, bu tür içerik genellikle daha fazla etkileşim alacaktır.”

Rathje’nin araştırmasını dikkate alırsak, bu, Twitter’daki sağ eğilimli gönderilerin başarılı bir şekilde daha fazla öfkeye yol açacağı ve bunun da amplifikasyonla sonuçlanacağı anlamına gelebilir. Belki de Twitter’ın algoritma sorunu, belirli bir siyasi önyargıdan daha fazla toksik tweet’i teşvik etmeye bağlıdır. Ve daha önce de belirttiğimiz gibi, Twitter’ın araştırması, Almanya’nın sağ eğilimli algoritma yanlılığını yaşamayan tek ülke olduğunu gösteriyor. Bu belki de Almanya’nın Facebook, Twitter ve Google ile yaptığı nefret söylemini 24 saat içinde kaldırma anlaşmasıyla ilgili olabilir . Hatta bazı kullanıcılar , Nazi görüntülerinin platformda görünmesini önlemek için VPN aracılığıyla ülkelerini Twitter’da Almanya olarak değiştiriyor.

Rathje, ahlaki öfkenin hem liberal hem de muhafazakar bakış açılarından viral gönderileri güçlendirdiğini ancak muhafazakarlardan gelenlerin daha başarılı olduğunu tespit eden başka bir araştırmaya da dikkat çekti . Sosyal medya viralliğine yol açan algoritmik tanıtım gibi özellikler söz konusu olduğunda, “Bu özelliklerin Twitter’da sağcı içeriğin güçlendirilmesini açıklamaya yardımcı olup olmadığını incelemek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini” söylüyor. Platform sorunu daha derine iner ve diğer araştırmacılara erişim açarsa, bu sorunun merkezindeki bölücü içeriği daha iyi ele alabilir.

WeChat’deki Gelişme Çin’de Açık İnternet İçin Bir Gevşeme Sinyali mi?

Bugün itibariyle WeChat uygulamasındaki sosyal medya içerikleri, Çin’de engellenen Google ve Microsoft’a ait Bing kullanılarak bulunabilecek. Bu hamle Çin’de açık internete yönelik önemli bir hamle olarak değerlendirildi.

Tencent Holdings Ltd., erişime kapalı WeChat ekosistemindeki içeriği bazı arama motorlarına açtı ve böylelikle Pekin yönetiminin daha açık bir internet çağrısına destek amacıyla bir adım daha attı.

WeChat uygulamasındaki sosyal medya içerikleri, anakara Çin’de engellenen Google ve Microsoft’a ait Bing kullanılarak bulunabiliyor. Ancak bu içerikler halen ülkenin arama motoru lideri Baidu Inc.’de yer almıyor. WeChat’deki içeriklere daha önce sadece, Tencent tarafından kontrol edilen ve uygulamanın yerli arama fonksiyonu ya da daha küçük bir arama motoru olan Sogou yoluyla ulaşılabiliyordu.

Bloomberg’in haberinde, Çin’in teknoloji sektörü denetçisi, aralarında Tencent ve ByteDance Ltd.’nin yer aldığı medya şirketlerinden rakiplerinin içeriklerine arama sonuçlarında ulaşabilmesine izin vermelerini istediği belirtilmişti.

Regülatörlerin müzakereleri şimdilerde, bireyler ve işletmelere, filmlerden futbol ve dış politikaya, her konuda yazılarını yayınlama imkanı sağlayan WeChat’in kamuya açık hesaplarında odaklanıyor. Bu yoğun içerik topluluğu, Baidu ve ByteDance tarafından işletilen arama motorları tarafından bloke ediliyor.

Netflix Çalışanları Trans Dayanışması İçin Yürüyüş Düzenledi, İsteklerini Sıraladı (Video)

Netflix çalışanları, şirketin 5 Ekim’de prömiyeri yapılan Dave Chappelle özel programınına yanıt olarak dün bir grev düzenledi. Aynı zamanda, Los Angeles merkezli trans aktivist Ashlee Marie Preston, greve katılan Netflix işçileriyle 
dayanışma mitingine ev sahipliği yaptı. 

“Queer Eye”dan Jonathan Van Ness ve “Cowboy Bebop” ve “The Sandman”dan Mason Alexander Park gibi Netflix yıldızları, Angelica Ross, Jameela Jamil gibi diğer Hollywood yıldızları ve trans savunucularıyla birlikte miting için yaptıkları bir videoda dayanışmalarını dile getirdiler. 

Kate Bornstein, Our Lady J, Sara Ramirez, Peppermint ve Colton Haynes“Trans meslektaşlarımıza ve müttefiklerimize değer veriyoruz ve bunun neden olduğu derin acıyı anlıyoruz.” dedi. Bir Netflix sözcüsü yaptığı açıklamada, “İşten ayrılmayı seçen herhangi bir çalışanın kararına saygı duyuyoruz. Hem Netflix’te hem de kendi içimizde yapacak daha çok işimiz olduğunun farkındayız ” dedi.

Greve katılan çalışanlar, Netflix’in “transfobi ve nefret söylemi örneklerinden kaçınmak için önlemler almasını” istediklerini bir mektupta yazdılar. Eylemciler, Netflix’in içerik yatırımı, çalışan ilişkileri ve güvenliği ve zarar azaltma kategorilerindeki bu talep listesine cevap vermesini bekliyorlar.

Grup, Netflix’in trans ve ikili olmayan yeteneklere sağladığı fonu artırmasını, çalışan kaynak gruplarını potansiyel olarak zararlı içerik hakkında konuşmalara dahil etmesini, daha fazla trans ve ikili olmayan içerik yöneticisi kiralamasını ve devreye alma ve yayınlama konusundaki dahili prosedürleri gözden geçirmesini istiyor. Çalışan ilişkileri ve güvenliği açısından, Netflix’in trans kişileri, özellikle de BIPOC’u liderlik rolleri için işe almasını, çalışanların kendilerini ittifak ve çeşitlilik videoları gibi önceki tanıtım içeriklerinden çıkarmalarına izin vermesini ve transfobik unvanların ve yeteneklerin referanslarını ve görüntülerini ortadan kaldırmasını istiyorlar. Zararı azaltmak için Netflix’in şirketin transfobik içerik platformlamasındaki zararını kabul etmesini, transfobik başlıklardan önce bir sorumluluk reddi beyanı eklemesini istiyorlar.

Talepler, bazı çalışanların ve şirketin transfobik konuşma platformlaması ile ilgilenen Netflix abonelerinin tepkisine yol açan tartışmalı Dave Chappelle yayınının Netflix’ten kaldırılmasını içermiyor .

The Hollywood Reporter ile yaptığı bir röportajda, tartışmanın iyice alevlenmesinin ardındaki isim olan eş CEO Ted Sarandos, grubun taleplerini karşılayıp karşılamayacağını söylemedi.

“Son birkaç gündür sadece insanları dinliyor, nasıl hissettiklerini ve ne istediklerini dinliyorum.” Sarandos, Hollywood Reporter’a verdiği demeçte, ekrana, kamera arkasına ve iş yerimize dahil olmaya derinden bağlı olduğumuzu söylemek istiyorum.

Sarandos, dün gerçekleşen bir Deadline röportajında gelen tepkinin berbat olduğunu söyleyerek bir bakıma suçunu kabul etmişti. “Dahili iletişimi berbat ettim ve bunu sadece mekanik açıdan kastetmiyorum, “ diyen Sarandos, “Bir grup çalışanımızın verilen karardan çok incindiğini fark etmiş olmam gerektiğini düşünüyorum ve yaşadıkları üzüntüyü rasyonelleştirmeye başlamadan önce bunu anlamalıydım. Bunu söylüyorum çünkü onlara derinden saygı duyuyorum ve Netflix’e yaptıkları katkıyı seviyorum. İnciniyolardı ve bunu önceden anlamış olmalıydım ifadelerini kullandı. 

Mark Zuckerberg, Facebook Gizlilik Davasında Sanık Olarak İfade Verecek

0

Washington DC Başsavcısı Karl Racine, Mark Zuckerberg’i Cambridge Analytica skandalıyla ilgili tüketici gizliliği ihlalleri nedeniyle Facebook’a açtığı davaya ekledi.

Racine, 2018’de davayı açtığından beri ofisinin “yüz binlerce” belgeyi incelediğini ve eski çalışanlarla çok sayıda ifade verdiğini kaydetti .

DC AG, şirketin İngiliz siyasi danışmanlık firması Cambridge Analytica’nın rızaları olmadan 50 milyondan fazla Facebook kullanıcısı hakkında profil verileri toplamasına izin verdiğinin ifşa edilmesinin ardından 2018’de dava açmıştı.

Zuckerberg’in isminin verilmesi, ABD’de bir devlet kurumu tarafından açılan bir davada Facebook kurucusunu ilk kez kişisel sorumluluğa maruz bırakabileceği gerçeğinden dolayı dikkate değer.

Racine, “Bu dava, tüm Bölge sakinlerinin yarısının ve ülke genelinde on milyonlarca insanın verilerini korumakla ilgili” dedi ve ekledi “Suistimalleri araştırma yükümlülüğümüzü çok ciddiye aldık ve Facebook, kullanıcıları koruma sorumluluğunu da aynı derecede ciddiye almalı.”

Kendi Sosyal Medya Ağını Kuran Trump, TRUTH ile Sahalara Geri Dönüyor

Eski ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı bir açıklamada, Twitter ve Facebook platformlarından uzaklaştırılmasının ardından, sosyal medyaya geri dönüşünü sağlayacak bir girişimi duyurdu.

Trump Medya ve Teknoloji Grubu’ndan yapılan açıklamaya göre, eski başkanın yeni girişimi 2022 yılının ilk çeyreğine kadar faaliyete geçecek. Açıklamada, Truth Social adı verilen bir sosyal medya şirketinin başlatılmasının planlandığı belirtildi. Her şey planlandığı gibi giderse, bu adımlar 2022 ara seçimlerinden önce atılacak.

Açıklamada, şirketin Digital World Acquisition Corp. adlı diğer bir firma ile birleşme yoluyla halka açık bir şirket haline geleceği belirtildi. Trump, Twitter ve Facebook hesaplarının kapatılmasının ardından uzun bir süredir bir sosyal medya uygulamasını başlatma yolundaki arzusunu dile getiriyordu. Trump, bu yılın başında, açıklamalarına yer verdiği bir internet blog’unu oldukça az sayıda okuyucu çekmesinin ardından iptal etti.

Talebe bağlı video abonelik hizmetleri de sunacak

Açıklamaya göre, 2022 yılını ilk çeyreği için planlanan sosyal medya ağının yanında, şirket ayrıca talebe bağlı video abonelik hizmetleri de planlıyor.

Öte yandan resmi bir açıklama yapmaksızın 2024 seçimlerinde tekrar yarışabileceğini dile getiren Trump, destekçilerinin, Kongre’nin her iki kanadının Joe Biden’ın 2020 başkanlık seçimlerini kazandığını onaylamak için toplandığı 6 Ocak’ta, parlamento binası U.S. Capitol’u basmalarını cesaretlendirmedeki rolünden dolayı önde gelen sosyal medya şirketleri tarafından yasaklanmıştı.

Twitter Trump’ı temelli yasaklarken, Facebook bu yılın başında eski başkan’ın kendi platformlarını kullanmasını en az iki yıl için askıya aldığını ve Trump’ın sadece “kamu güvenliğine yönelik riskin” azalması durumunda geri dönmesine izin verileceğini duyurdu.

Türkiye’den Çıktı 420 Milyon Dolarlık Dünya Devi Oldu!

ÜÜç kişilik kurucu kadrosunda iki Türk barındıran ve Türkiye’de yatırım bulamadığı için silikon vadisinde büyüyen Udemy halka arz ediliyor. 2010 yılında Eren Bali, Oktay Çağlar ve Gagan Biyani tarafından kurulan şirket halka arzı ile birlikte ABD’de hisse başına 27-29 dolar fiyatla 420 milyon dolara kadar kaynak sağlamayı hedefliyor.

Diğerlerinin yanı sıra Learn Capital, Insight Partners ve Norwest tarafından desteklenen San Francisco merkezli unicorn , halka arzını hisse başına 27 ila 29 dolar arasında fiyatlandırmayı bekliyor . Şirket, fiyat aralığının üst ucunda 4 milyar dolardan fazla bir değere sahip olabilir. Bu, en son 3,32 milyar dolar değerinde olarak görülen şirket için halka arz öncesinde mütevazı bir değer artışı olarak kabul edilebilir.

Udemy’nin olası halka arz değerlendirmesi

Udemy, halka arzında 14.500.000 hisse satıyor ve satın almak isterlerse sigortacıları için 2.175.000 ek hisse ayırıyor.

Halka arz edildiğinde, şirketin sigortacı opsiyonu da dahil olmak üzere 139.602.466 adet hissesi olacak. Mevcut hisse başına 27 ila 29 dolarlık halka arz fiyat aralığında Udemy, halka arzında tahmini 3,77 milyar ila 4,05 milyar dolar değerinde olacak.

Halka arz izleme grubu Renaissance Capital , şirketin orta nokta değerlemesinde – hisse başına 28 dolar – edtech devinin 4.3 milyar dolar değerinde olduğunu tahmin ettiğini açıkladı.

Hızlı matematik bize şirketin 4,45 milyar dolarlık fiyat aralığının üst ucunda tamamen seyreltilmiş bir değerleme sağlıyor .

Şirket 2020 yılı sonunda değerleme kuruluşu Crunchbase verilerine göre 3,25 milyar dolar değerindeydi .

Facebook, Kuralları İhlal Eden Grupların Üyelerini Haber Kaynağı’nda Alt Sıralara İndirerek Cezalandıracak

Facebook, yöneticilere çevrimiçi topluluklarını yönetmek ve denetlemek için daha iyi yollar sağlamayı amaçlayan Facebook Grupları’na düzenli olarak güncellemeler sunuyor. Son zamanlarda buna, otomatik moderasyon yardımlarına erişim ve hararetli tartışmalarla ilgili uyarılar gibi ürün sürümlerinin bir kombinasyonunun yanı sıra Grupları kontrol altında tutmayı amaçlayan yeni politikalar dahil. Bugün, Facebook iki değişiklik daha getirdiğini açıkladı. Artık kurallarını çiğneyen Grup üyelerine karşı daha katı önlemler alacak ve yönetim daha şeffaf hale getirecek.

Özellikle Facebook, platformunun herhangi bir yerinde Facebook’un Topluluk Standartlarını ihlal eden üyelerden gelen tüm Grup içeriğini düşürmeye başlayacağını söylüyor. Başka bir deyişle, Facebook’taki kötü aktörler, söz konusu Grupların kural ve politikalarından herhangi birini ihlal etmemiş olsalar bile, Gruplarda paylaştıkları içeriğin sıralamasının düştüğünü görebilirler.

“İndirgeme” ile Facebook, bu üyeler tarafından paylaşılan içeriği Haber Kaynağında daha aşağıda gösterek. Buna sıralama düşürme de denir ve Facebook’un geçmişte Haber Kaynağı’nda daha az olmasını istediği , tıklama tuzağı , spam ve hatta haber kuruluşlarından gelen gönderiler gibi içerikleri cezalandırmak için kullandığı bir yaptırım önlemidir .

Ayrıca Facebook, üyeler Facebook’ta daha fazla kural ihlali yaptıkça bu indirgemelerin daha şiddetli olacağını söylüyor. Facebook algoritmaları, Haber Kaynağı’ndaki içeriği kullanıcılar için kişiselleştirilmiş bir şekilde sıraladığından, bu tür indirgemelerin ileride ne kadar iyi çalışıp çalışmadığını izlemek zor olabilir.

Facebook ayrıca, indirimlerin şu anda yalnızca ana Haber Kaynağı için geçerli olduğunu, Gruplar sekmesindeki özel yayın için geçerli olmadığını söylüyor.

Şirket, bu değişikliğin üyelerin başka üyelere ulaşma yeteneğini azaltacağını umuyor ve kullanıcıların paylaşım yapma, yorum yapma, bir gruba yeni üye ekleme veya yeni gruplar oluşturma yeteneklerini kısıtlamayı içeren kural ihlalleri için mevcut Grup cezalarına katıldığını belirtiyor.

Bir başka değişiklik de “Facebook Tarafından İşaretlendi” adlı yeni bir özelliğin lansmanı.

Bu özellik, Grup yöneticilerine, daha geniş topluluklarına gösterilmeden önce hangi içeriğin kaldırılmak üzere işaretlendiğini gösterecek. Yöneticiler daha sonra içeriği kaldırmayı seçebilir veya Facebook’un kararına katılıp katılmadıklarını görmek için içeriği gözden geçirebilir. Facebook tarafından bir inceleme talep edebilir ve içeriğin neden kalması gerektiğine inandıkları konusunda ek geri bildirim sağlayabilirler. Bu, otomatik denetleme hataları durumunda yardımcı olabilir. Yöneticilerin devreye girmesine ve inceleme talep etmesine izin vererek, üyeleri gereksiz bir ihtar ve kaldırma işleminden önce potansiyel olarak koruyabilir.

Şu anda bu özellik, bir gönderinin Topluluk Standartlarını ihlal ettiği tespit edildiğinde Grup yöneticilerine yayından kaldırmaya itiraz etmek için mevcut bir seçeneğe yönlendiriyor. Yeni hali ile bunun yerine, yöneticilere sürece daha proaktif olarak dahil olmaları için bir olanak veriyor.

Maalesef Facebook için bunun gibi sistemler yalnızca Gruplar aktif olarak denetlendiğinde çalışmakta. Bu her zaman böyle değil. Gruplara yöneticiler atanmış olsa da, Facebook’u kullanmayı veya Grubu yönetmeyi bırakıp başka bir yönetici veya moderatör eklemezlerse Grupları, özellikle daha büyükse, kaosa sürüklenebiliyor. 40.000’den fazla üyesi olan büyük bir grubun bir grup üyesi, yöneticilerinin 2017’den beri grupta aktif olmadığını söyledi. Üyelerden bu özelliği bilenler istedikleri zaman istedikleri herhangi bir şeyi göndermek için denetim eksikliğinden yararlanacak.

Twitter, Grup Sohbet Uygulaması Sphere’yi Satın Aldı

Twitter, ürün tekliflerini agresif bir şekilde genişletmek ve geliştirmek için sosyal ağdaki bir dizi son hamlenin en sonuncusunu da gerçekleştirdi ve kendi adını taşıyan bir grup sohbet uygulaması işleten Londra merkezli Sphere’i satın aldı.

17 yaşlarındayken Summly isimli haber özeti uygulamasını kuran Tomas Halgas ve Nick D’Aloisio uygulamayı Yahoo’ya 30 Milyon dolara satmış ve ardından Sphere’yi hayata geçirmişti.

Twitter, Sphere satın alma haberlerini doğruladı.

Sphere bir blog yazısında , “Diğerleri gibi biz de Topluluklar, Alanlar ve güvenliği destekleyen özelliklerin piyasaya sürülmesiyle topluluk oluşturmaya yönelik artan yatırımını izliyor ve takdir ediyoruz” dedi .

“Ekiple tanıştığımızda, ilgi alanına dayalı topluluğu ne kadar ciddiye aldıklarından ve potansiyel etkisine ne kadar inandıklarından daha da etkilendik.”

Sphere, Twitter’a katılan yaklaşık 20 çalışanı ile beraber gelecek ay uygulamayı kapatacağını söyledi. Kuluçka döneminin ardından Twitter’ın yeni bir uygulama olarak Sphere’yi çıkarması bekleniyor. Sphere bu kapanmadan kaç kullanıcısının etkileceğini ise açıklamadı.

“Bu noktaya kadar uzun ve heyecan verici bir yolculuk oldu. Birçok girişim gibi, Sphere de çok farklı bir misyonla yola çıktı: “küresel bir beyin” yaratarak herkesin bilgiyi anında bulmasına ve paylaşmasına yardımcı olmak. Başlangıçta, dünyanın dört bir yanından ücretli uzmanlardan oluşan bir pazar yeri kurduk ve onları grup sohbeti aracılığıyla birbirine bağladık”dedi Sphere ​​blog gönderisinde.

“Farkına vardığımız şey, en yararlı ve bilgili sohbetlerden bazılarının, üyelerin birbirlerine güçlü bir aidiyet duygusu hissettikleri gruplardan geldiği. Başka bir deyişle, mücadelemizin merkezinde her bir kişinin kendi topluluğunu bulmasına yardım etmek vardı. Fırsat çok büyük.”

Satınalma işlemi, Twitter’ın son çeyreklerde ürün tekliflerini genişletmek için gözle görülür şekilde daha agresif hale gelmesiyle geldi. Clubhouse’a rakip bir uygulama geliştirme için bu yıl bir çok adım atan Twitter bu son hamle ile bu işten hala vazgeçmediğini de göstermiş oldu.

PayPal Pinterest’in Yeni Sahibi mi Olacak?

Bloomberg’e göre PayPal’ın sosyal medya şirketi Pinterest’i satın almayı araştırdığı bildiriliyor .

Yayına göre, San Jose, California merkezli PayPal, potansiyel bir satın alma konusunda Pinterest’la görüşmelere başladı.

Anonim bir kaynağa atıfta bulunan Bloomberg, PayPal’ın hisse başına yaklaşık 70 dolar ödeyebileceğini ve bunun Pinterest için karşılığının da yaklaşık 39 milyar dolar değerinde olacağını söyledi.

Pinterest, rapor hakkında yorum yapmaktan kaçındı. PayPal’de yorum taleplerine yanıt vermemişti.

Pinterest’in hissesi satış söylentisi haberlerinin ardından yaklaşık %12 arttı ve Çarşamba günü öğlene kadar 62 doların biraz üzerinde işlem gördü. Bu hala son 52 haftanın en yüksek seviyesi olan 89.90 dolardan düşük bir rakam. 

Söylentilere göre satın alma fiyatı, Pinterest’in şu anki 40 milyar dolarlık piyasa değeri ile uyumlu olacak. PayPal’ın iddiasına göre ise şirketin 308 milyar dolarlık bir marka ve piyasa değeri var.

Geçen ay PayPal , Japonya’daki işini geliştirmek için bir Japon şimdi al, sonra öde (BNPL) hizmet platformu Paidy’yi çoğunlukla nakit olmak üzere yaklaşık 2,7 milyar $ (300 milyar yen) karşılığında satın aldığını duyurmuştu. 2019 yılının Kasım ayında PayPal, bir tarayıcı eklentisi ve mobil uygulama üreticisi Honey Science Corporation’ı 4 milyar dolara satın almayı planladığını duyurmuştu.

Pinterest’in satın alınmasına yönelik haberler iki firma tarafından doğrulanmamış olsa da bu son satın alımlar ve bazı gelişmeler düşünüldüğünde geçtiğimiz yıllara göre oldukça mantıklı.

Son 18 ayda Pinterest, birkaç yeni özellik sunarak bir e-ticaret platformuna genişlemek için çaba sarf etti. Nisan 2020’de şirket, platformunda alışveriş yapmak için yeni bir yol sunarak Pinterest kullanıcılarına Arama ve Pinterest panolarında yeni eklenen “Mağaza” sekmelerinden stoktaki envantere göz atma olanağı verdi. Şirket ayrıca, Pinlerden daha fazla ürün satın alınabilir hale getirmek için görsel aramayı geliştirdi.

Bu ayın başlarında Pinterest, reklamverenlerin ve markaların ürünlerini sitelerinde kullanıcılara tanıtmaları için yeni özellikler sunduğunu söyledi. Lansman, şirketin platformunda çevrimiçi alışverişi ve reklamı büyütmeye yönelik en son girişimi oldu.

14 Ekim’de Pinterest, kurucu ortak Evan Sharp’ın yeni yaratıcı kolektifi LoveFrom’da Jony Ive’a katılmak için baş tasarım ve yaratıcı sorumlu olarak görev yaptığı şirketteki tam zamanlı görevinden ayrıldığını duyurdu. Sharp, Pinterest ile şirket stratejisi, ürün, tasarım, marka ve kültüre odaklanacak bir danışmanlık rolüne geçti. Sharp, Pinterest’in yönetim kurulunda görev yapmaya devam edecek.

Facebook, Şirketi Yeni Bir Adla Yeniden Markalaştırmayı Planlıyor

Konuyla ilgili doğrudan bilgisi olan bir kaynağa göre Facebook, önümüzdeki hafta meta veri tabanı oluşturmaya odaklanmasını yansıtmak için şirket adını değiştirmeyi planlıyor.

CEO Mark Zuckerberg’in 28 Ekim’de şirketin yıllık Connect konferansında bahsetmeyi planladığı, ancak daha erken açıklayabileceği yaklaşan isim değişikliği, teknoloji devinin son yıllardaki isim yıpranmasından sıyrılmayı hedeflediğini gösteriyor. Yeniden markalama, mavi Facebook uygulamasını Instagram, WhatsApp, Oculus ve daha fazlası gibi grupları denetleyen bir ana şirketin altındaki birçok üründen biri olarak konumlandıracak. 

Facebook’un basın sözcüsü çıkan bu haberler için yorum yapmayı reddetti.

Facebook, Zuckerberg’in sonunda akıllı telefonlar kadar yaygın olacağına inandığı AR gözlükleri gibi tüketici donanımları üreten 10.000’den fazla çalışana sahip. Temmuz ayında, bundan sonraki birkaç yıl içinde, “biz etkili bir metaverse şirketi olmak için çabalayacağız. Artık insanlar bizi bir sosyal medya şirketi olarak bizi görmeyecek.” demişti.

Metaverse, tüm sanal dünyaların, artırılmış gerçeklik ve İnternet’in toplamı da dahil olmak üzere, neredeyse geliştirilmiş fiziksel gerçeklik ve fiziksel olarak kalıcı sanal alanın yakınsamasıyla oluşturulan kolektif bir sanal paylaşılan alan olarak tanımlanıyor.

Böylesi bir marka değişikliğinin, ABD’de Facebook’un bugün sosyal platformunun işleyiş şekline yönelik yoğun incelemelerin olduğu bir dönemde gelmesi dikkat çekici. Eski bir çalışan ve ihbarcı olan Frances Haugen, kısa süre önce The Wall Street Journal’a bir dizi şirket belgesini sızdırmış ve Kongre önünde Facebook aleyhine ifade vermişti. Başta ABD olmak züere bir çok ülkede yasa koyucular antitröst davaları ile şirketi bölmeye çalışıyor ve Facebook’un nasıl iş yaptığına dair kamuoyu güveni günden güne bu haberlerle düşüyor.

Facebook, hedefleri genişledikçe şirket adını değiştiren ilk tanınmış teknoloji şirketi değil. 2015’te Google, kısmen artık sadece bir arama motoru değil, sürücüsüz arabalar ve sağlık teknolojileri üreten şirketlerden oluşan genişleyen bir holding olduğunun sinyalini vermek için Alphabet adlı bir holding altında tamamen yeniden örgütlenmişti. Ve Snapchat, 2016’da Snap Inc. olarak yeniden markalaştı, aynı yıl kendisini bir “kamera şirketi” olarak adlandırmaya başladı ve ilk Spectacles kameralı gözlük çiftini piyasaya sürdü.

Facebook’un isim değiştirdikten sonra adının ne olacağına dair neredeyse hiç bir gerçekçi duyum yok. Şirket isim değişikliğini oldukça gizli tutuyor. Öyle ki üst düzey yöneticiler arasında bile yeni ismin yaygın olarak bilinmediği söyleniyor. Olası bir ismin, şirketin son birkaç yıldır geliştirmekte olduğu Facebook-meets-Roblox’un henüz yayınlanmamış VR versiyonunun adı olan Horizon ile bir ilgisi olabilir. Bu uygulamanın adı, Facebook’un Horizon Workrooms adlı işyeri işbirliği için bir sürümünü tanıtmasından kısa bir süre sonra Horizon Worlds olarak değiştirilmişti.

Facebook, gelecek nesil teknolojiye daha fazla odaklanmak için sürekli olarak zemin hazırlıyor. Zuckerberg geçen yaz, özel bir metaverse ekibi kurdu. Daha yakın zamanlarda, AR ve VR başkanı Andrew Bosworth’un baş teknoloji görevlisine terfi ettirileceğini duyurdu. Ve sadece birkaç gün önce Facebook , Avrupa’daki metaverse üzerinde çalışmak için 10.000 çalışanı daha işe almayı planladığını duyurdu .

Metaverse “Büyük bir odak olacak ve bunun sadece internet geliştikçe mobil internet sonra, bu şekilde bir sonraki bölümün büyük bir parçası olacak düşünüyorum” diyen Zuckerberg “Ve bence bu, şirketimiz için de bir sonraki büyük adım olacak, bu alanda kendini gerçekten ikiye katlayacak.” diye konuştu.

İşin karmaşık yanı, Facebook son haftalarda metaverse fikrini yoğun bir şekilde teşvik ediyor fakat metaverse hala geniş çapta anlaşılan bir kavram değil. Terim, ilk olarak bilimkurgu romancısı Neal Stephenson tarafından insanların distopik, gerçek bir dünyadan kaçtığı sanal bir dünyayı tanımlamak için icat edildi. Şimdi dünyanın en büyük ve en tartışmalı şirketlerinden biri tarafından benimseniyor. Muhtemelen Zuckerberg büyük lansmanda kendi sanal dünyasının neden kaçmaya değer bir yer olduğunu açıklamak zorunda kalacak.