Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda yaşlanmanın tersine çevrilebilirliği tartışılırken, Harvard bağlantılı Life Biosciences’ın ER-100 adlı deneysel tedavisi dikkatleri üzerine çekti.
Detaylar haberimizde…
Dünya Ekonomik Forumu’nun geçtiğimiz hafta Davos’ta düzenlenen toplantısında Elon Musk, insan yaşlanmasını “çözülmesi oldukça mümkün” bir sorun olarak nitelendirdi.
BlackRock CEO’su Larry Fink ile yaptığı sohbet sırasında konuşan Musk, “Yaşlanmaya neyin sebep olduğunu çözdüğümüzde, bunun inanılmaz derecede bariz olduğunu göreceğimizi düşünüyorum. Bu ince bir mesele değil.” dedi.

Uzun yıllardır gençliğe takıntılı milyarderler, yaşlanan bedenlerini geri çevirebileceği iddia edilen deneysel tekniklere büyük meblağlar harcıyor. Bu sırada, çözümü bulduğunu öne süren ve tedavilerini insanlar üzerinde test etmek için yarışan bir anti-aging şirketleri ekosistemi de ortaya çıkmış durumda.
Buna bir örnek olarak, daha önce anti-aging girişimleri için 1 milyar dolardan fazla yatırım toplamasına rağmen yatırımcılara somut sonuçlar sunamadığı gerekçesiyle eleştirilen Harvard profesörü David Sinclair gösteriliyor. Sinclair, Musk’ın açıklamalarına X üzerinden verdiği yanıtta, “Yaşlanmanın nispeten basit bir açıklaması var ve görünüşe göre geri döndürülebilir” ifadelerini kullandı; “yakında başlayacak” klinik deneylere üstü kapalı şekilde atıfta bulundu.

MIT Technology Review’un aktardığına göre Sinclair’in Boston merkezli girişimi Life Biosciences, ER-100 kod adlı bir tedavi üzerinde çalışıyor. Şirket, planlanan klinik deneylerin ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandığını salı günü duyurdu.
Bu deneme kapsamında Life Biosciences, göz içi basıncının artması sonucu ortaya çıkan ve çoğu zaman optik sinirde geri dönüşü olmayan hasara yol açan bir grup göz hastalığı olan glokomu tedavi etmeyi hedefliyor. Bunu, katılımcıların hücrelerini “sıfırlayarak” ve onları daha sağlıklı bir duruma yeniden “programlayarak” yapmayı planlıyor.
Her katılımcının bir gözüne, gen yeniden programlama talimatları içeren virüslerden oluşan tek bir doz enjekte edilecek. Tedavinin ne kadar ileri gideceğini kontrol etmek için özel bir genetik anahtar kullanılacak.
ER-100: Hücreleri “Sıfırlamayı” Amaçlayan Deneysel Yaklaşım
Bu teknoloji, 2000’li yılların başında belirli genlerin bir hücreyi tekrar kök hücreye dönüştürebildiğini keşfeden Japon kök hücre araştırmacısı ve Nobel Ödülü sahibi Shinya Yamanaka’nın çalışmalarına dayanıyor. Daha sonra “Yamanaka faktörleri” olarak adlandırılan bu genler, yaşlanmayı tersine çevirmenin bir tür “hile kodu” olarak tanımlanmıştı.
Plan, bu genlerin yalnızca bir kısmını ve özel antibiyotiklerden oluşan bir rejimi kullanarak gençleşmenin aşırıya kaçmasını — yani hücrelerin tamamen kimliklerini kaybetmesini — önlemek. Bu süreç “kısmi hücresel yeniden programlama” olarak biliniyor.

Şirket, insan hücrelerinin epigenetik kontrol mekanizmalarının sıfırlanıp sıfırlanamayacağını araştıran birkaç Silikon Vadisi firmasından yalnızca biri. Teknoloji dünyasının en büyük isimlerinden bazıları da bu heyecana kapılmış durumda. OpenAI, geçen yıl yapay zekânın uzun yaşam biyoteknolojisini “anlamlı ölçüde hızlandırabileceğine” inandığını açıklamıştı.
Tech Review’un da belirttiği gibi, bu yaklaşım bazı doğal riskler barındırıyor. Önceki çalışmalar, hücrelerin yeniden programlanmasının laboratuvar hayvanlarında kansere yol açabildiğini ortaya koymuştu.
Buna rağmen Life Biosciences, yöntemlerinin güvenli olduğunu savunuyor ve optik sinirleri zarar görmüş farelerin görme yetisinin geri kazanıldığı deneylere işaret ediyor.
Biyoteknoloji yatırımcısı Karl Pfleger, Tech Review’a yaptığı açıklamada, “İyimser senaryoda bu, bazı insanlar için körlüğü çözer ve diğer hastalık alanlarında çalışmaları tetikler” dedi. “Ama doktorunuzun size gençleşmenizi sağlayacak bir hap yazacağı bir durum söz konusu değil.”
Derleyen: Damla Şayan


