Son yıllarda stresle başa çıkmak için popüler hale gelen meditasyon ve bilinçli farkındalık uygulamaları, sanıldığı kadar masum olmayabilir. Araştırmaların sayısında büyük bir artış yaşandı ve sonuçlar, meditasyonun dile getirilmeyen olumsuz etkilerinin hiç de nadir olmadığını gösterdi.
Detaylar haberimizde…
Meditasyonla İlgili Olumsuzluklar Gerçekten Uzun Yıllardır Dile Getiriliyor
Meditasyonun bilinen en eski kayıtları Hindistan’da bulundu ve 1.500 yıldan daha eskiye dayanıyor. “Dharmatrāta Meditasyon Yazıtı” adlı bu eski Budist metin, farklı meditasyon yöntemlerini anlatırken, uygulamanın ardından ortaya çıkabilecek kaygı ve depresyon belirtilerine de dikkat çekiyor. Yazıtta ayrıca meditasyonun bazı kişilerde psikoz, dissosiyasyon ve “dünya gerçek değilmiş” gibi hissettiren duyarsızlaşma ataklarıyla bağlantılı bazı zihinsel sorunlara yol açabileceği de ayrıntılı şekilde anlatılıyor.

2022 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenli meditasyon yapan 953 kişiyle yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 10’undan fazlası günlük yaşamlarını ciddi şekilde etkileyen ve en az bir ay süren olumsuz deneyimler yaşadı. Katılımcılarda en sık görülen yan etkiler kaygı ve depresyon oldu. Bunlar dışında sanrılar, gerçeklikten kopma ve yoğun korku ya da dehşet duyguları da dikkat çekti.
Araştırmalar, bu etkilerin sadece psikolojik rahatsızlığı olan kişilerde değil, daha önce hiçbir sorun yaşamamış ve meditasyona orta düzeyde maruz kalan kişilerde de ortaya çıkabileceğini gösteriyor. Yani meditasyon, bazı kişilerde uzun süreli sorunlara yol açabiliyor. Aslında Batı dünyası bu risklere uzun zamandır işaret ediyor. Psikolojiye çok değerli katkıları olan Arnold Lazarus, 1976’da meditasyonun kontrolsüz kullanıldığında depresyon hatta şizofreniye varan ciddi sorunlara yol açabileceğini söylemişti.
Bilinçli Farkındalığın Faydaları Eksik Bilgiyle Zarara Dönüşebilir
Uzmanlar, bilinçli farkındalığın ruh sağlığına fayda sağladığına dair çok sayıda kanıtı görmezden gelmiyor. Ancak farkındalık koçlarının, mobil uygulamaların, videoların ve kitapların genellikle bu uygulamanın olası zararlarından hiç söz etmemesi risk taşıyor.

Bilinçli farkındalık hareketinin öncülerinden Jon Kabat-Zinn bile 2017 yılında Guardian’a verdiği röportajda yapılan araştırmaların “yüzde 90’ının vasat” olduğunu kabul etmişti. Yine de Kabat-Zinn, 2015’te İngiltere Parlamentosu için hazırlanan rapora yazdığı önsözde, farkındalığın yalnızca bireyleri değil, toplumları ve hatta insanlığın kaderini dönüştürebileceğini ileri sürdü. Bu dinsel coşku, farkındalık savunucuları arasında oldukça yaygın.
Medya Bilinçli Farkındalık Hakkında Yeterince Konuşuyor Mu?
Bilinçli farkındalığa yönelik medya ilgisi ise dengesiz ilerliyor. Bazı medya grupları, meditasyonun olumsuz etkilerine geniş yer ayırıp risklerini ve faydalarını tartıştı. Ancak 2022 yılında Wellcome Trust tarafından fonlanan ve 8 milyon dolardan fazla bütçesiyle tarihin en pahalı meditasyon araştırması olan bir çalışma medyada neredeyse hiç ses getirmedi.
Bu çalışmada, 2016-2018 arasında İngiltere’deki 84 okulda 11-14 yaş arası 8 binden fazla çocuk incelendi. Sonuçlar dikkat çekti. Bilinçli farkındalık, çocukların ruhsal durumunu geliştirmedi, hatta risk altındaki çocuklarda olumsuz etkilere yol açtı.

Bilinçli Farkındalıktan Olumsuz Etkilenenlerin Sesinin Dinlememesi Doğru Mu?
Tüm bunlar, ciddi bir etik tartışmayı da beraberinde getirdi. İnsanlara meditasyon dersleri vermek veya uygulama satmak, olası zararlarını gizleyerek yapılmalı mı? Uzmanlar olumsuz etkiler sanılandan çok daha çeşitli ve yaygın olduğu için kesinlikle hayır diyor.
Meditasyondan zarar gören kişiler, en sık eğitmenlerin kendilerine inanmadığından şikâyet ediyor. Çoğu zaman “devam et, geçer” denilerek sorunlar hafife alınıyor. Oysa güvenli meditasyon uygulamalarıyla ilgili bilimsel bilgi hâlâ çok sınırlı kalıyor. Meditasyonun alışılmadık bilinç hâlleriyle uğraşması ve bu durumları açıklayacak psikolojik teorilerin henüz yetersiz olması bunun sebebi olarak gösteriliyor.
Olumsuz deneyimler yaşayan kişilerin kurduğu web siteleri, akademik el kitapları ve hatta bu alana özel klinik hizmetler, uzmanlar tarafından insanların bilgi alabileceği kaynaklar arasında gösteriliyor. Amerika’da bazı farkındalık araştırmacılarının öncülüğünde, meditasyondan zarar görenlere destek sağlayan klinikler de açıldı. Sonuç olarak uzmanlar, meditasyonun bir sağlık ya da terapi aracı olarak sunulacaksa, toplumun mutlaka olası riskler konusunda da bilgilendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Derleyen: Ceren Yavuz


