Ana SayfaBilimVücudunuzdaki Mineral Birikintileri Kanser İçin Erken Teşhis Çağrısı Olabilir

Vücudunuzdaki Mineral Birikintileri Kanser İçin Erken Teşhis Çağrısı Olabilir

Yayımlandı:

- Bu Alana Reklam Vermek İçin: bilgi@dijitaliyidir.comspot_img

Science Advances dergisinde 22 Şubat’ta yayımlanan “Biomineralogical Signatures of Breast Microcalcifications” adlı makalede meme kanserinin ve potansiyel olarak diğer hastalıkların ilerlemesine ilişkin patolojik ipuçlarını ortaya çıkaran mikrokalsifikasyonlar olarak bilinen “kalsiyum minerali tortusunun” çeşitli dokularda görülebileceği bulundu.

Sağlıklı mineral birikimi, kemik ve diş oluşumunda görüldüğü gibi hassas bir şekilde düzenlenmiş bir süreç. Ancak bu mineraller bazen böbrekler veya meme dokusu gibi ait olmadıkları yerlerde birikintiler oluşturur. Meme kanserinde mikrokalsifikasyonlar kritik birer arama aracıdır çünkü mamogramlarda parlak beyaz benekler olarak görünürler ve bu da bazı durumlarda meme kanserinin varlığına doğrudan işaret eder.

Cornell Engineering’de Malzeme Bilimi ve Mühendisliği profesörü ve makalenin kıdemli ortak yazarı Lara Estroff, konuyla ilgili görüşünü şu sözlerle belirtti: “Genellikle ilk mamogramdan sonra mikrokalsifikasyonlar büyük ölçüde göz ardı edilir. Bizim söylediğimiz şey, mamogramın çözünürlüğünün ötesine mikroskobik ve kimyasal düzeyde bakabileceğimiz ve bu mikro kireçlenmelerden daha fazla bilgi alabileceğimiz. Malzeme Mühendisliği biliminin yüksek çözünürlüklü karakterizasyon teknikleri ile biyomineralizasyon ve organizmaların mineral birikimi kontrolünü birleştirerek hastalık için önemli etkileri olabilecek patolojik bir mineral hakkında benzersiz bir öngörü kazandık.”

Estroff’un grubu, göğüs kanserinin kemiğe metastatik yayılmasını araştırmak için Biyomedikal Mühendisliği Profesörü ve makalenin kıdemli yazarlarından biri olan Claudia Fischbach ile iş birliği yapmaya başladı. Bu birincil tümör bölgelerinde kemik benzeri minerallerin ortaya çıktığı “tuhaf” bir olgunun araştırılmasına yol açtı. Araştırmacılar, bu mikrokalsifikasyonların mikro düzeydeki doku ortamının özelliklerini oluştukları anda gözlemleyebilme yollarıyla ilgilenmeye başladı.

Araştırmanın baş yazarı ve kanser üzerine çalışan malzeme bilimi profesörü Kunitake, “Minerallerin biyolojiden bağımsız farklı kuralları var. Meme kanserinde oluşan mineraller, oluşum ortamları hakkında ipuçları verebilecek kimyasal bilgilere sahip olabilir. Bu bilgilerin potansiyel olarak klinik bir değeri var.” dedi.

Lara Estroff ise bununla ilgili olarak “Biyomineralizasyon; malzeme bilimi, jeoloji, biyoloji ve daha fazlasının katkılarını içeren kendine has multidisipliner bir alandır. Bu yüzden onkologların bu küçük kristallerin malzeme özelliklerine odaklanmamış olmaları çok doğal.” dedi.

Kunitake ve ekibi 40 farklı meme kanseri hastasından örnek aldı ve zorlu bir incelemeye başladı.Ardından diğer çalışmalarda olduğu gibi doku örneklerini öğütüp homojenleştirmek yerine mineralin matriksi ve organik kimyasınının yüksek çözünürlüklü, üç boyutlu haritalarını elde etmeye çalıştılar. Sonrasında araştırmanın kıdemli ortak yazarlarından, “Raman mikroskobu” adı verilen bir tür titreşimsel spektroskopi tekniği kullanan Profesör Admir Masic ile çalıştılar. Bu teknik, biyolojik bir molekülün organik ve inorganik kimyalarının oluşturduğu özgün titreşimleri tespit edebiliyor. Aynı zamanda bu titreşimlerin nerede oluştuklarını da gözlemlemeye olanak tanıyor.

Kunitake daha sonra biyokimya ve genetik alanlarındaki araştırmalarda kullanılan tekniklerden faydalanarak elde ettiği tüm verileri birleştirmeye ve analiz etmeye başladı.

Kunitake, “Çok fazla veriye sahip olduğunuzda verileri analiz etmenin bir yolu, Genetik alanında çalışan toplulukların stratejilerini kullanmaktır. Verilerin nasıl davrandığını görselleştirmek için her şey niceliksel olmak zorunda değil. Verileri benzer özelliklerine göre gruplandırarak onlara bir ısı haritasıymış gibi bakabildik ve bu bize ölçtüğümüz farklı parametrelerin birbiriyle olan ilişkilerini ve farklı kalsifikasyonların birbirlerinden ayrılan özelliklerine göre nasıl gruplandırıldığı hakkında bir fikir verdi.” dedi.

Mikrokalsifikasyonların kanser gelişmeden önce mi yoksa kanser nedeniyle mi oluştuğundan emin olunmasa da bulgular hastalığın mikrokalifikasyonların ciddiyeti ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, bulguların tiroid ve yumurtalık kanseri gibi diğer kanser türlerindeki kalisifikasyon incelemelerine ışık tutabileceğine dair umutlu.

Ekip şimdi hastalık özelliklerinin daha geniş bir yayılımını incelemeyi ve yaklaşımlarını kalp kapakçıklarında minerallerin oluştuğu “kalsifik aort kapağı” hastalığı gibi diğer patolojik mineralizasyon hastalıklarına da uygulamayı planlıyor.

Derleyen: Ceren Korkmaz

Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol

Son Eklenenler

Dünyanın İlk Döngüsel Süperiletken Kuantum Isı Motoru Geliştirildi

Aalto Üniversitesi araştırmacıları, kuantum ölçeğindeki ısıyı ölçülebilir işe dönüştüren ilk döngüsel süperiletken kuantum ısı...

Ay’ın Uzak Yüzü 13,5 Milyar Yıllık Sinyalleri Dinlemek İçin Kullanılacak

Ay’ın uzak yüzü, evrenin ilk yıldızları oluşmadan önceki dönemden kalan radyo sinyallerini aramak için kullanılacak. CosmoCube adlı valiz büyüklüğündeki uydu, Dünya kaynaklı radyo parazitlerinden korunarak yaklaşık 13,5 milyar yıl öncesine ait nötr hidrojen sinyalini tespit etmeye çalışacak. Görev, kozmik karanlık çağlara ve erken evrenin yapısına ilişkin yeni veriler sağlayabilir.

Lazarus Group, Windows Sıfır Gün Açığını Savunma Şirketlerine Yönelik Saldırılarda Kullandı

Kuzey Kore bağlantılı suç örgütü Lazarus Group’un, Windows’taki CVE-2026-68820 kodlu sıfır gün açığını savunma, havacılık ve uzay şirketlerine yönelik saldırılarda kullandığı bildirildi. Microsoft açığı ağustos güvenlik güncellemeleriyle kapatırken, ABD kurumlarına hızlı yama çağrısı yapıldı.

James Webb Uzay Teleskobunun Küçük Kırmızı Noktalar Gizemini Kara Delik Yıldızı Çözebilir!

Büyük Patlamadan yaklaşık 660 milyon yıl sonra evrende var olan, şimdiye kadar bulunan en uzak 'kara delik yıldızı', James Webb Uzay Teleskobu'nun erken evren görüntülerinde yer alan gizemli "küçük kırmızı noktaların" kökenine dair hayati bir ipucu sağladı. Uzay bilimciler bu sıra dışı keşif sayesinde kozmosun ilk anlarına doğru heyecan verici bir yolculuğa çıkıyor.

Buna benzer diğer içerikler

Dünyanın İlk Döngüsel Süperiletken Kuantum Isı Motoru Geliştirildi

Aalto Üniversitesi araştırmacıları, kuantum ölçeğindeki ısıyı ölçülebilir işe dönüştüren ilk döngüsel süperiletken kuantum ısı...

Ay’ın Uzak Yüzü 13,5 Milyar Yıllık Sinyalleri Dinlemek İçin Kullanılacak

Ay’ın uzak yüzü, evrenin ilk yıldızları oluşmadan önceki dönemden kalan radyo sinyallerini aramak için kullanılacak. CosmoCube adlı valiz büyüklüğündeki uydu, Dünya kaynaklı radyo parazitlerinden korunarak yaklaşık 13,5 milyar yıl öncesine ait nötr hidrojen sinyalini tespit etmeye çalışacak. Görev, kozmik karanlık çağlara ve erken evrenin yapısına ilişkin yeni veriler sağlayabilir.

Lazarus Group, Windows Sıfır Gün Açığını Savunma Şirketlerine Yönelik Saldırılarda Kullandı

Kuzey Kore bağlantılı suç örgütü Lazarus Group’un, Windows’taki CVE-2026-68820 kodlu sıfır gün açığını savunma, havacılık ve uzay şirketlerine yönelik saldırılarda kullandığı bildirildi. Microsoft açığı ağustos güvenlik güncellemeleriyle kapatırken, ABD kurumlarına hızlı yama çağrısı yapıldı.