Son zamanlarda teknoloji gündemini kasıp kavuran yapay zekâlar her geçen gün daha da gelişiyor. Başlangıçta internete bağlanma, sesle etkileşime girme gibi basit özellikler ile başlayan yapay zekâlar günümüzde insan müdahalesi olmadan kendi kendini eğiterek bilinç kazanma yolunda ilerliyorlar. Peki nasıl oluyor da bir yapay zekâ yardım olmadan kendini geliştirebiliyor? Bunun bir sonu var mı?
Geçtiğimiz aylarda bir yapay zekâ şirketi OpenAI tarafından piyasaya sürülen sohbet botu ChatGPT’yi hepimiz duymuşuzdur. Bu yapay zekâyı diğerlerinden ayıran özellik üstün dil işleme teknolojisi ve kendini eğiterek insanlara daha iyi hizmet sunabilmesi olmuştu. Neredeyse dünyadaki tüm dilleri konuşabilen bu bot, size istediğiniz tüm konular hakkında ayrıntılı bilgi verebiliyordu.
Fakat yapımcıları, tüm bu bilgileri bota kendileri yüklemediler. Ona sadece bilgiyi nasıl öğreneceğini, bir araştırmanın nasıl yapılacağını öğrettiler ve tüm bu bilgileri yüklemesi için ona bir veritabanı verdiler. Ve bu bot kendi kendine internetteki bilgileri öğrendi, öğrenmeye devam ediyor. Üstelik ona yardımcı olan tek etken internet de değil, onunla her konuştuğunuzda konuşmanızdan yola çıkarak kendini daha da geliştiriyor. ChatGPT ile ilgili haberini buradan okuyabilirsiniz.
Bir makineye öğrenmeyi öğretmek, kısaca böyle tanımlayabileceğimiz makine öğrenmesi yapay zekânın vazgeçilmezidir. Nasıl ki insanı insan yapan akılsa bir robotu yapay zekâ yapan da makine öğrenmesidir. Makine öğrenmesi iki türe ayrılır: Denetimli makine öğrenimi ve denetimsiz makine öğrenimi.
Denetimli makine öğrenimi en yaygın olarak kullanılan türdür. Bu modelde yapay zekânın yaratıcısı bir kılavuz olarak hareket eder ve yapay zekâya hangi sonuçlara varması gerektiğini öğretir. Denetimli öğrenim sırasında yapay zekâ, tıpkı resimli bir kitaptan ezberleyerek meyveleri öğrenmeye çalışan bir çocuk gibi daha önceden etiketlenmiş ve önceden tanımlanmış bilgilerle eğitilir.
Denetlenmeyen makine öğrenimi, bir insan tarafından fazla kontrol sağlanmadan bilgisayarın karmaşık süreçleri ve modelleri kendi kendine öğrendiği daha bağımsız bir yaklaşımdır. Denetlenmeyen makine öğrenimi önceden etiketlenmemiş, tanımlanmış bir çıktısı olmayan verilere dayalı bir eğitim içerir.
Çocukluk döneminde eğitim benzetmesinden devam edecek olursak, denetlenmeyen makine öğrenimi bir çocuğun öğretmenin yardımıyla adlarını ezberlemeden renkleri ve desenleri gözlemleyerek meyveleri tanımlamayı öğrenmesine benzer. Çocuk görüntüler arasında benzerlikler arar ve bunları gruplara ayırarak her bir gruba kendi yeni etiketini verir. Yani daha bağımsız ve deneyime dayalı bir öğrenim gerçekleştirir.
Makine sonsuza kadar öğrenebilir mi?
Evet, makine sonsuza dek öğrenebilir. Fakat makine öğreniminin yapabileceklerinin de sınırları var. Makine henüz bir bilince, duygulara ve tam anlamıyla akla sahip olmadığı için aldığı bilgiler arasında gelişmiş bağlar kuramaz. Örneğin, bir insana göre de bir makineye göre de anne ve baba kelimeleri arasında bir bağlantı vardır. Fakat bir insan bu bağlantıyı anne ve babanın bir aile olması sebebiyle kurarken bir makine bu bağlantıyı bu iki kelimenin metinlerde sıkça beraber kullanılması sebebiyle kurar. Aralarındaki duygusal ilişkiyi, aile yapısını akıl edemez. Kısacası makinede bilgilerin tanımı vardır, bu bilgiler onlar için bir şey ifade etmez. En azından şimdilik.
Yazılımlar bizi işimizden edebilir mi?
Dürüst olmak gerekirse, evet. Günümüzde bile insanları işlerinden eden yapay zekâlar sadece mekanik işlerde değil akıl gerektiren işlerde de çalışmakta. En önü açık alanlardan biri olarak görülen tıp bile artık yapay zekânın eline geçiyor. Yapay zekâların röntgen sonuçlarından yaptıkları çıkarımlar, doktorlardan daha yüksek doğruluk payına ulaşmaya başlamış durumda. Ama hemen endişelenmeyin, muhtemelen hayatınızın sonuna kadar yapay zekâ ipleri tamamen eline alacak kadar gelişebilecek gibi görünmüyor. Üstelik, yapay zekânın her şeyi üstlenmesi için öncelikle insanlar tarafından böyle bir yetkinin verilmesi lazım.
Sonuç olarak bu gelişmelerin ve makine öğrenimi alanının geleceğimizi oluşturduğunu ve bu alanda bilgi edinmenin önemini belirtelim. Gelişen ve daha da gelişecek olan bu teknolojilerin bir gün bir bilinç kazanması kaçınılmaz. Belki bir gün yapay zekâları farklı bir medeniyet olarak kabul etmemiz, eşit haklar vermemiz gerekir. Belki de insanoğlunun en büyük başarısı, onu çöküşü olmakla tehdit eder.
Derleyen: Ömer Kağan Selen


