Yale Üniversitesi öncülüğünde yapılan yeni analiz, biyolojik yaşlanma göstergelerinde en güçlü etkinin ilaç tedavileri ve beslenme-egzersiz temelli yaşam tarzı değişikliklerinden geldiğini ortaya koydu. Takviyeler ile bazı tıbbi uygulamalarda ise ölçülebilir bir etki saptanmadı.
Detaylar haberimizde
Yale araştırmacıları, yaşlanma biyolojisini izlemek için kullanılan DNA metilasyonu verilerini inceleyerek hangi müdahalelerin epigenetik yaş üzerinde etkili olabileceğini değerlendirdi. Çalışma, yaşlanma karşıtı uygulamaların klinik sonuçlarını uzun yıllar beklemeden ölçmeye yardımcı olabilecek biyobelirteçlerin geliştirilmesine odaklanıyor.
Yale Çalışması 51 Araştırmayı İnceledi
Yale Üniversitesi’nden araştırmacı Raghav Sehgal liderliğindeki ekip, yaşlanma müdahalelerini ele alan 51 çalışmanın verilerini bir araya getirdi. Analizde 110’dan fazla DNA metilasyonu biyobelirteci ve 16 temel epigenetik saat modeli kullanıldı. Bu modeller, DNA üzerindeki kimyasal değişimleri analiz ederek biyolojik yaş hakkında tahminde bulunuyor.
Araştırmanın odağında, farklı tedavi ve yaşam tarzı uygulamalarının epigenetik yaş göstergelerinde oluşturduğu değişimler yer aldı. Bulgular, belirli müdahalelerin bu biyobelirteçlerde tutarlı biçimde iyileşme sağlayabildiğini gösterdi. Ancak araştırmacılar, epigenetik yaştaki değişimin tek başına daha uzun yaşam veya hastalık riskinde kesin azalma anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Bu bağın doğrulanması için daha geniş ve uzun süreli klinik çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.
İlaçlar ve Yaşam Tarzı Öne Çıktı
Analize göre metformin, semaglutid ve iltihapla ilişkili süreçleri hedefleyen anti-TNF tedavileri, epigenetik yaş göstergelerinde en belirgin düşüşle ilişkilendirildi. Bu ilaçlar farklı hastalıklar için kullanılan reçeteli tedavilerdir; çalışmanın sonuçları, yalnızca yaşlanmayı yavaşlatmak amacıyla kullanılmaları gerektiği anlamına gelmiyor.
Yaşam tarzı tarafında ise sağlıklı beslenme ile düzenli egzersizi birleştiren programlar etkili bulundu. Akdeniz tipi beslenme, düşük karbonhidratlı veya düşük yağlı planlar arasında tek bir üstün model öne çıkmadı. Ortak nokta; beslenme düzeninin fiziksel aktiviteyle birlikte uygulanmasıydı. Bulgular, biyolojik yaşlanma araştırmalarında ilaç dışı müdahalelerin de ölçülebilir etki oluşturabileceğine işaret ediyor.
Takviyelerde Ölçülebilir Etki Görülmedi
Araştırmada reçetesiz satılan takviyeler ve bazı tıbbi prosedürler için epigenetik yaş üzerinde tutarlı, ölçülebilir bir fayda saptanmadı. Bu sonuç, vitamin, mineral veya farklı “anti-aging” ürünlerinin tüm koşullarda etkisiz olduğu anlamına gelmiyor. Ancak mevcut veriler, bu yöntemlerin incelenen biyolojik yaşlanma göstergelerinde ilaçlar ve kapsamlı yaşam tarzı programları kadar güçlü bir sinyal üretmediğini gösteriyor.
Sehgal, bir sonraki aşamada daha geniş ve farklı özelliklere sahip gönüllü gruplarıyla çalışılması gerektiğini belirtiyor. Araştırmacılara göre biyobelirteçlerin uzun vadeli sağlık sonuçlarını güvenilir biçimde öngördüğü doğrulanırsa, yaşlanma karşıtı tedaviler yıllar süren klinik takipler yerine aylar veya birkaç yıl içinde daha hızlı değerlendirilebilecek. Bu yaklaşım, hangi uygulamanın hangi bireylerde etkili olduğunu belirlemeyi de kolaylaştırabilir.
Günde sadece 1 TL'ye abone olarak tüm içeriklerimize sınırsız erişebilir ve bağımsız haberciliğe destek olabilirsiniz! Hemen Abone Ol




