Evrenin en ilginç gezegenlerinden biri hakkındaki tablo yeniden çizildi. James Webb Uzay Teleskobu’nun verileri, Dünya’dan yaklaşık 41 ışık yılı uzaklıktaki 55 Cancri e gezegeninin hidrojence zengin bir atmosfere sahip bir lav dünyası olabileceğini gösteriyor.
“Cehennem gezegeni” olarak tanınıyor
55 Cancri e, gökbilimin gözde inceleme nesnelerinden: Dünya’dan büyük, Neptün’den küçük “süper Dünya” sınıfındaki gezegen, yıldızına o kadar yakın dolanıyor ki bir yılı 18 saatten kısa sürüyor. Bu yakınlık yüzeyi eritiyor — gezegenin, üzerinde magma okyanusları bulunan kavurucu bir dünya olduğu düşünülüyor. Sıcaklığın binlerce dereceyi bulduğu bu koşullar, ona “cehennem gezegeni” lakabını kazandırdı.
Yeni bulgu neden şaşırtıcı?
Asıl sürpriz atmosferin bileşiminde. Hidrojen, evrenin en hafif elementi; yıldıza bu kadar yakın ve bu kadar sıcak bir gezegenin hafif gazları uzaya kaçırmadan tutabilmesi kolay açıklanabilir bir durum değil. Webb verilerinin işaret ettiği hidrojence zengin atmosfer doğrulanırsa, iki heyecan verici olasılık gündeme geliyor: Ya gezegen, iç yapısından atmosferini sürekli besleyen bir mekanizmaya sahip — örneğin magma okyanusunun gazlarını salması gibi — ya da gezegen oluşum kuramlarımızın gözden geçirilmesi gereken noktaları var.
Her iki senaryo da kıymetli; çünkü 55 Cancri e, kayalık gezegenlerin atmosferlerini nasıl kazandığına ve koruduğuna dair doğal bir laboratuvar işlevi görüyor. Bu sorular, nihayetinde kendi gezegenimizin ve yaşama uygun dünyaların nasıl ortaya çıktığı sorusuna bağlanıyor. Webb’in önümüzdeki gözlem turları, atmosferin bileşimini daha net ortaya koyacak.
55 Cancri e nedir? Yengeç takımyıldızında, çıplak gözle görülebilen 55 Cancri yıldızının çevresinde dolanan beş gezegenden biri. 2004’te keşfedilen gezegen, yıldızına Merkür’ün Güneş’e olan uzaklığının çok altında bir mesafede dolanıyor. Kütlece Dünya’nın yaklaşık sekiz katı olan bu “süper Dünya”, yıldızına kilitli olduğu için bir yüzü sürekli gündüz, diğer yüzü sürekli gece yaşıyor. Bilim insanları yıllardır bu gezegenin atmosferi olup olmadığını tartışıyordu; Webb’in gözlemleri bu tartışmayı yeni bir aşamaya taşıdı.
“Süper Dünya” ne demek? Kütlesi Dünya’dan büyük ama Neptün gibi gaz devlerinden küçük gezegen sınıfı. Güneş Sistemi’nde örneği bulunmayan bu sınıf, galakside en yaygın gezegen türlerinden biri — bu yüzden yapıları ve atmosferleri, gezegen biliminin en merak edilen sorularının başında geliyor.
Etiketler: 55 Cancri e, James Webb, süper Dünya, öte gezegen, lav gezegeni, astronomi
NASA, ABD’nin 250. kuruluş yıl dönümü hafta sonunda gökyüzünden bir görsel şölen paylaştı.
Hubble Uzay Teleskobu‘nun yeni yayımlanan kareleri arasında, LH 95 adlı yıldız fidanlığının nefes kesen bir görüntüsü ve 500 binden fazla yıldızın kırmızı, beyaz ve mavi tonlarda parladığı bir kare öne çıkıyor.
Yıldız fidanlığı LH 95
Görüntülerin yıldızı, komşu galaksimiz Büyük Macellan Bulutu’ndaki LH 95 bölgesi. Burası bir “yıldız fidanlığı” — yani dev gaz ve toz bulutlarının kendi kütle çekimiyle çökerek yeni yıldızlar doğurduğu bir bölge. Hubble’ın karesinde, genç ve sıcak yıldızların yaydığı güçlü ışınımın çevredeki gazı nasıl şekillendirdiği, mavi parlaklıklar ve kıvrımlı toz şeritleri hâlinde izlenebiliyor. Bu tür bölgeler, kendi Güneş’imizin 4,6 milyar yıl önceki doğum koşullarına açılan pencereler olduğu için gökbilimin en değerli gözlem hedefleri arasında.
Yarım milyon yıldız tek karede
Setin diğer öne çıkan karesinde ise 500 binden fazla yıldız aynı görüntüde parlıyor. Kırmızı-beyaz-mavi tonların hâkim olduğu kare, NASA’nın ülkenin 250. yılına özel seçtiği “vatansever” temalı kozmik görüntü serisinin parçası. Renkler yalnızca estetik değil; astronomide yıldızların rengi, sıcaklıklarının ve yaşlarının doğrudan göstergesi — mavi yıldızlar genç ve kavurucu, kırmızılar ise daha serin veya yaşlı.
Bu paylaşımlar bir kez daha hatırlatıyor: 1990’dan beri görevde olan Hubble, 36. yılında bile üretmeye devam ediyor. Kızılötesinde devrim yaratan James Webb ile görünür ışığın ustası Hubble, bugün rakip değil; evrenin farklı pencerelerinden bakan iki ortak göz olarak çalışıyor.
Büyük Macellan Bulutu nedir? Samanyolu’nun en büyük uydu galaksisi. Yaklaşık 160 bin ışık yılı uzaklıktaki bu cüce galaksi, Güney Yarımküre’den çıplak gözle görülebiliyor ve adını, 1519’daki dünya turunda onu kayıtlara geçiren Macellan seferinden alıyor. Bize yakınlığı ve yoğun yıldız oluşum bölgeleri sayesinde, gökbilimcilerin yıldız doğumunu “yakın plan” izleyebildiği doğal bir laboratuvar işlevi görüyor.
Hubble hâlâ neden önemli? 1990’da fırlatılan Hubble, insanlık tarihinin en verimli bilim araçlarından biri: Evrenin genişleme hızının ölçülmesinden ilk öte gezegen atmosferi gözlemlerine kadar sayısız keşfe imza attı. Görünür ve morötesi ışıkta gözlem yapan teleskop, kızılötesinde çalışan James Webb’in göremediği ayrıntıları yakalayabiliyor; iki teleskobun verileri birleştirildiğinde evrenin çok daha eksiksiz bir portresi ortaya çıkıyor.
Etiketler: Hubble, yıldız fidanlığı, NASA, Büyük Macellan Bulutu, LH 95, astronomi görüntüleri
2020’de Ryugu asteroitinden örnekleri Dünya’ya getiren ünlü uzay aracı, bir başka uzay kayasının yanından geçti. Bir Japon uzay aracı, bir başka asteroide daha çok yaklaştı ve uzak uzay kayasının çarpıcı yeni görüntülerini dünyaya gönderdi.
Detaylar haberimizde…
Japonya Uzay Araştırma Ajansı’nın (JAXA) Hayabusa2 sondası, Pazar günü (5 Temmuz), Dünya’dan yaklaşık 100 milyon kilometre uzaklıkta uzayda seyreden 450 metre çapındaki Torifune asteroitinin yakınından geçti. Bu, bir uzay aracının bir asteroitle yaptığı en yakın ve yüksek hızlı geçişlerden biri olması bekleniyordu.
Hayabusa2, yakın geçiş sırasında optik kamerasıyla Torifune’nin bu nefes kesici yeni görüntüsünü yakaladı ve JAXA kontrolörlerine iletebildi. Sonda, asteroit hakkında ek bilimsel veriler topladı, ancak JAXA’ya göre bu sonuçlar daha sonraki bir tarihte dünyaya iletilecek.
Orta Kızılötesi Kamera (TIR) ile Termal Analiz
JAXA’ya göre, Hayabusa2 ayrıca, bilim insanlarının asteroitlerin yüzey sıcaklıklarını, termal ataletlerini ve yüzey pürüzlülüğünü ölçmelerine olanak tanıyan Orta Kızılötesi Kamerası (TIR) kullanarak Torifune asteroitinin görüntülerini de aldı. Bu orta kızılötesi görüntü, Torifune’nin optik görüntüde görülen gölgeli bölgelerde çok daha soğuk, güneş gören yüzeyde ise çok daha sıcak olduğunu ortaya koyuyor.
Torifune, Güneş etrafında her 383 günde bir yörünge çizer ve kendi ekseni etrafında her 5 saatte bir döner. Dünya’ya yakın asteroitlerin bir sınıflandırması olan Apollo grubuna aittir; bu asteroitler Güneş etrafındaki yörüngelerinde Dünya’nın yörüngesiyle kesişirler.
Hayabusa2 uzay sondasının Orta Kızılötesi Kamerası (TIR) tarafından 5 Temmuz 2026’da görüntülenen Torifune asteroidi.
Hayabusa2’nin Geçmiş Başarıları ve Ryugu Görevi
Hayabusa2, asteroit örnekleri toplamak ve bunları Dünya’ya geri getirmek gibi iddialı bir görevle Aralık 2014’te fırlatıldı. JAXA, Aralık 2020’de Ryugu asteroitinden örnekleri Avustralya çölüne başarıyla indirdi. O zamandan beri bilim insanları, bu örnekleri kullanarak güneş sistemimizin tarihine dair kozmik zaman içinde geriye doğru bir bakış attılar ve hatta Ryugu’nun DNA ve RNA’da bulunan beş nükleobazın tamamını içerdiğini keşfettiler.
Hayabusa2 uzay aracının 2020’de ziyaret ettiği Ryugu asteroiti ile bir sonraki hedefi olan 1998 KY26 asteroiti arasındaki boyut karşılaştırması.
Yeni Hedef: En Küçük Asteroit 1998 KY26
Değerli örneklerini topladıktan sonra Hayabusa2, 2019’da Ryugu’dan ayrıldı. Nihai hedefi ise, bir uzay aracı tarafından ziyaret edilen en küçük asteroit olma potansiyeli taşıyan 1998 KY26 asteroitinin yanından geçmek. 1998 KY26, sadece 11 metre çapında olup, 2013 yılında Rusya’nın Çelyabinsk kenti üzerinde patlayan asteroitin boyutuna yakındır.
Hayabusa2’nin 2031 yılında 1998 KY26’ya ulaşması bekleniyor. Oraya ulaştığında, uzay sondası yüzeyine iniş girişiminde bulunmadan önce uzay kayasının yörüngesinde dönecek. JAXA, bu görevin bilim insanlarına küçük asteroitlerin yapısı ve bileşimi hakkında daha fazla bilgi edinmelerine yardımcı olacağını umuyor.
Avrupa Parlamentosu’nun en büyük siyasi grubu olan Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nde (ETS) sanayi üzerindeki mali yükün hafifletilmesini önerdi. Reuters’ın ulaştığı taslak belgeye göre grup, emisyon azaltım hızının yavaşlatılmasını ve ücretsiz karbon izinlerinin daha uzun süre devam etmesini istiyor.
Detaylar haberimizde…
Avrupa Birliği, enerji üreticileri ve sanayi kuruluşlarının karbon emisyonları karşılığında izin satın almasını zorunlu kılan Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) kapsamlı şekilde güncellemeye hazırlanıyor.
Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz’da yeni düzenleme teklifini açıklaması beklenirken, üye ülkeler arasında sistemin sanayi üzerindeki yükünün azaltılması yönünde farklı görüşler bulunuyor.
Bu tartışmalar sürerken Avrupa Parlamentosu’nun en büyük siyasi grubu olan Avrupa Halk Partisi (EPP), Reuters’ın ulaştığı taslak politika belgesinde ETS kurallarının sanayinin rekabet gücünü koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesini önerdi.
Emisyon azaltım hızının düşürülmesi isteniyor
Mevcut ETS kuralları kapsamında karbon emisyonlarının yıllık azaltım oranı en az %4,3 olarak uygulanıyor. Bu oran 2028 yılından itibaren %4,4’e yükselecek şekilde planlanmış durumda.
EPP’nin taslak önerisine göre ise 2031-2035 döneminde yıllık emisyon azaltım oranının mevcut plandan en az 1 puan daha düşük olması, 2035 sonrasında ise azaltım hızının daha da yavaşlatılması hedefleniyor.
Grup, bu değişikliğin Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücünü korumak açısından gerekli olduğunu savunuyor.
AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında sanayi kuruluşlarına verilen ücretsiz karbon emisyon izinlerinin uzatılması ve ETS reformuna ilişkin öneriler Avrupa Parlamentosu’nda tartışılıyor.
Ücretsiz karbon izinleri daha uzun süre devam edebilir
Taslak belgede dikkat çeken bir diğer öneri ise sanayi kuruluşlarına verilen ücretsiz karbon emisyon izinlerinin daha uzun süre sürdürülmesi oldu.
AB, küresel rakiplerinin benzer karbon maliyetlerine katlanmaması nedeniyle Avrupa’daki üreticilere belirli miktarda ücretsiz emisyon izni sağlayarak rekabet dezavantajını azaltmaya çalışıyor.
EPP, ücretsiz izinlerin kaldırılma sürecinin yavaşlatılmasını ve 2030 yılına kadar toplam kaldırma oranının en fazla %30 ile sınırlandırılmasını öneriyor.
Sınırda karbon önlemleri başarısız olursa süreç durabilir
Taslak belgede ayrıca, Avrupa Birliği’nin yerli üreticileri karbon maliyeti daha düşük ülkelerden gelen ithal ürünlere karşı korumak amacıyla hayata geçirdiği mekanizmaların beklenen etkiyi göstermemesi halinde, sanayiye sağlanan ücretsiz emisyon izinlerinin kaldırılma sürecinin durdurulması gerektiği belirtiliyor.
EPP’ye göre, söz konusu koruma önlemlerinin Avrupa sanayisinin rekabet gücünü koruyamaması durumunda ücretsiz karbon izinlerinin planlandığı şekilde sonlandırılması, üretim maliyetlerini daha da artırabilir. Bu durumun özellikle çelik, çimento, kimya ve diğer enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin üretimlerini karbon maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere kaydırmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Taslakta, ücretsiz izinlerin bu tür bir rekabet dezavantajını önlemek ve Avrupa’daki sanayi üretiminin korunmasına katkı sağlamak amacıyla gerektiğinde daha uzun süre devam ettirilebileceği mesajı veriliyor.
ETS gelirlerinin daha fazlası yeşil dönüşüme ayrılmalı
Taslak belgede, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) bugüne kadar sağladığı mali kaynakların kullanımına da dikkat çekiliyor. Verilere göre sistem, 2013 yılından bu yana yaklaşık 260 milyar avro gelir elde etti. Bu gelirlerin büyük bölümü, karbon emisyon izinlerinin açık artırmalar yoluyla satılması sonucu oluşurken, önemli bir kısmı üye ülke hükümetlerinin bütçelerine aktarılıyor.
Emisyon Gelirlerinin Daha Büyük Bölümünün Yeşil Dönüşüme Ayrılması Öneriliyor
EPP ise bu kaynakların daha büyük bölümünün genel bütçe harcamaları yerine, sanayinin düşük karbonlu üretime geçişini hızlandıracak yatırımlara yönlendirilmesini öneriyor. Taslakta özellikle karbon maliyetinden en fazla etkilenen sektörlerin temiz üretim teknolojilerine yatırım yapabilmesi, enerji verimliliğinin artırılması ve ekonominin karbonsuzlaşma sürecinin desteklenmesi için ETS gelirlerinin daha etkin kullanılmasının önemine vurgu yapılıyor.
Bu yaklaşımın, hem Avrupa sanayisinin rekabet gücünü korumasına hem de AB’nin uzun vadeli iklim hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağı değerlendiriliyor.
Nihai karar görüşmelerin ardından şekillenecek
Ulaşılan taslak belge henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil ve değerlendirme süreci devam ettiği için içeriğinde değişiklik yapılabileceği belirtiliyor. Bu nedenle belgede yer alan önerilerin nihai düzenlemede aynen yer alıp almayacağı henüz netlik kazanmış değil.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in siyasi grubunu da bünyesinde barındıran Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) hazırladığı öneriler, Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz’da açıklaması beklenen ETS reform paketinin ardından ayrıntılı şekilde değerlendirilecek. Reform teklifinin yayımlanmasının ardından Avrupa Parlamentosu ile AB üyesi ülkeler kendi görüşlerini ortaya koyacak ve nihai düzenlemenin kapsamı bu süreçte şekillenecek. Bu nedenle EPP’nin emisyon azaltım hedeflerinin yavaşlatılması ve ücretsiz karbon izinlerinin uzatılmasına ilişkin taleplerinin yeni düzenlemeye ne ölçüde yansıyacağı, önümüzdeki haftalarda yapılacak değerlendirmeler sonucunda belli olacak.
Teknoloji, yapay zekâ, bilim ve uzay dünyasında günün öne çıkan gelişmelerini sizler için derledik. İşte bugün neler oluyor:
AI for Good Zirvesi başladı: Liderler yarın aynı masada
Cenevre’deki yapay zekâ haftası ikinci perdesine geçti: AI for Good Küresel Zirvesi bugün kapılarını açtı. 169 ülkeden 11 binden fazla katılımcıyı buluşturan zirvede 200’den fazla teknoloji gösterimi yapılıyor. Asıl tarihi an yarın: Jensen Huang ve Andy Jassy gibi teknoloji liderlerini devlet başkanlarıyla buluşturan Küresel Komisyon, 8 Temmuz’da ilk toplantısını gerçekleştirecek.
İngiltere’den uyarı: “Yapay zekâ, on yılın en büyük güvenlik sınavı”
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, yapay zekânın önümüzdeki on yılın en büyük güvenlik meydan okuması olduğunu söyledi. Batılı bir hükümetin iç güvenlik sorumlusundan gelen bu netlikteki açıklama, konunun teknoloji politikası dosyasından iç güvenlik dosyasına taşındığını gösteriyor.
Alibaba’dan Claude Code iddiası
The Information’ın haberine göre Alibaba, şirket içinde Anthropic’in kodlama aracı Claude Code’a dair güvenlik endişeleri dile getirdi; gerekçe, Çinli kullanıcıları hedef aldığı öne sürülen “gizli kod” iddiası. İddia tek kaynaklı ve teyide muhtaç — ancak geçen hafta Anthropic’in Çin erişim boşluklarını kapatmasıyla birlikte okununca, iki yapay zekâ ekosisteminin birbirine hızla kapandığını gösteriyor.
SoftBank’ta “Altman huzursuzluğu”
Bloomberg’e göre SoftBank’ın OpenAI’a 60 milyar doları aşan taahhüdü, bazı şirket içi isimleri tedirgin ediyor. Endişenin merkezinde, Masayoshi Son’un Sam Altman’a bağlılığının boyutu ve henüz kâra geçmemiş tek bir şirkete bu ölçekte yoğunlaşmanın riski var.
Girişim sermayesinde tarihi rekor: 6 ayda 510 milyar dolar
Crunchbase verilerine göre küresel girişimler 2026’nın ilk yarısında rekor kırarak 510 milyar dolar topladı. Aslan payı, başta OpenAI ve Anthropic olmak üzere yapay zekâ şirketlerinin. Madalyonun öteki yüzü: Yapay zekâ dışındaki girişimler için finansman ortamı giderek zorlaşıyor.
Claude Fable 5 kredili sisteme geçti
Claude’un amiral gemisi modeli Fable 5’in abonelik kotasına dahil olduğu tanıtım dönemi bugün sona erdi; model artık tüm katmanlarda kullanım kredisiyle çalışıyor. Askı sonrası dönüşle gelen sıkı güvenlik filtresi, açığa benzer örüntüler taşıyan bazı meşru kod sorgularını da Opus 4.8’e yönlendirebiliyor.
Samsung’da “yapay zekâ ganimeti” tartışması
Bloomberg’e göre Samsung’da gündem, yapay zekâ kaynaklı rekor bellek kazancının çalışanlarla nasıl paylaşılacağı. “RAMageddon” döneminin primleri, yetenek savaşının kızıştığı sektörde yalnızca bordro değil strateji konusu hâline geldi.
Webb’den “cehennem gezegeni” sürprizi
James Webb verileri, 41 ışık yılı uzaklıktaki 55 Cancri e’nin hidrojence zengin atmosfere sahip bir lav dünyası olabileceğini gösteriyor. Bir yılı 18 saatten kısa süren bu kavurucu “süper Dünya”nın hafif gazları nasıl tuttuğu, gezegen biliminin yeni bilmecesi.
Hubble’dan görsel şölen
NASA, Hubble’ın yeni karelerini yayımladı: Komşu galaksimizdeki LH 95 yıldız fidanlığı ve 500 binden fazla yıldızın kırmızı-beyaz-mavi tonlarda parladığı bir görüntü. 36 yaşındaki teleskop, Webb çağında bile üretmeye devam ediyor.
Dünya, yapay zekânın kurallarını konuşmak için bugün Cenevre’de toplandı.
Detaylar haberimizde
Birleşmiş Milletler’in ilk Küresel Yapay Zekâ Yönetişim Diyaloğu bu sabah başladı; iki günlük diyalog, 7-10 Temmuz’daki AI for Good Küresel Zirvesi’ne bağlanacak. Birleşik etkinlik, Palexpo fuar merkezinde 169 ülkeden 11 binden fazla katılımcıyı bir araya getiriyor.
Katılımcı listesi etkinliğin ağırlığını gösteriyor: Turing Ödüllü yapay zekâ güvenliği araştırmacısı Yoshua Bengio, fütürist Ray Kurzweil ve Stuart Russell gibi bilim insanlarının yanı sıra Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame, Estonya Cumhurbaşkanı Alar Karis, Salesforce CEO’su Marc Benioff ve Microsoft Başkanı Brad Smith de Cenevre’de. 20 bin metrekarelik fuar alanında insansı robotlardan beyin-bilgisayar arayüzlerine ve kuantum sistemlerine 200’den fazla teknoloji gösterimi yapılıyor. 8 Temmuz’da ise bir ilk yaşanacak: Teknoloji CEO’larını devlet liderleriyle aynı masada buluşturan AI for Good Küresel Komisyonu ilk toplantısını gerçekleştirecek.
Masada ne var?
BM’nin bilimsel panelinin zirve öncesi yayımladığı rapor, tartışmanın çerçevesini çiziyor: Yapay zekâ ne iyi ne kötü; etkisi bugün verilecek kararlara bağlı. Rapora göre dünyada 40’tan fazla yapay zekâ yönetişim çerçevesi var; ancak bunlar dağınık, tutarsız ve çoğu hiç test edilmemiş. Üstelik güvenlik değerlendirmelerinin çoğunu, teknolojiyi geliştiren şirketlerin bizzat kendileri yapıyor. Panelin uyarısı net: Etkili küresel yönetişim penceresi hâlâ açık, ama sonsuza dek açık kalmayabilir.
Zirve öncesi kadınlardan uyarı
Zirveye giden yolda dikkat çeken çıkışlardan biri BM Kadın Birimi’nden (UN Women) geldi. Kurumun 22 Haziran’da yayımladığı uyarıya göre yapay zekâ, eski toplumsal cinsiyet kalıplarını yeniden üretiyor: İncelenen 133 yapay zekâ sisteminin yüzde 44’ünde cinsiyet önyargısı, yüzde 26’sında hem cinsiyet hem ırk önyargısı tespit edildi. Kurum, değerlendirilen 138 ülkeden yalnızca 24’ünün ulusal yapay zekâ stratejisinde cinsiyet eşitliğine atıf yaptığına dikkat çekerek eşitliğin sistemlerin tasarımına baştan gömülmesini istiyor.
Yapay zeka açısından neden önemli?
Cenevre’de bu hafta şekillenecek ilkeler, önümüzdeki yıllarda ülkelerin kendi yapay zekâ yasalarına zemin oluşturacak. Sosyal medyadan bankacılığa, eğitimden habere her gün kullandığımız sistemlerin sınırlarını, bu masalarda alınan kararlar belirleyecek. Türkiye gibi teknolojiyi yoğun kullanan ülkeler için süreci izlemek, kural koyulurken masada olmak kadar önemli.
“AI for Good” nedir? AI for Good, Birleşmiş Milletler’in yapay zekâyı insanlığın ortak sorunlarına — sağlık, iklim, eğitim, afet yönetimi — çözüm üretmek için kullanmayı amaçlayan girişimi. BM’nin telekomünikasyon kuruluşu ITU öncülüğünde 2017’den bu yana her yıl Cenevre’de zirve düzenleniyor. Bu yıl kurulan Küresel Komisyon ile girişim yeni bir aşamaya geçti: Nvidia CEO’su Jensen Huang, Amazon CEO’su Andy Jassy ve Anthropic kurucu ortağı Jack Clark gibi isimler, ilk kez BM düzeyinde kalıcı bir yönetişim organında devlet liderleriyle birlikte görev yapacak.
Yapay zekâ yönetişimi ne demek? Bir teknolojinin nasıl geliştirileceğine, kimin kullanabileceğine ve zarar verdiğinde kimin sorumlu olacağına dair kurallar bütünü. Trafik kuralları otomobil için neyse, yönetişim de yapay zekâ için o — teknolojiyi yasaklamak değil, güvenli kullanılır kılmak amaçlanıyor.
Etiketler: yapay zekâ zirvesi, Cenevre, Birleşmiş Milletler, AI for Good, yapay zekâ yönetişimi, UN Women
Çin, yapay zekâ dünyasında bir ilke imza atarak “insan gibi davranan” sanal arkadaş yapay zekâları kural altına alıyor.
Detaylar haberimizde
Ülkenin antropomorfik (insansı) yapay zekâ etkileşim kuralları 15 Temmuz’da yürürlüğe giriyor; ByteDance’in sohbet botu Doubao ile Alibaba’nın Qwen’i, bu tarihten önce insansı ve kullanıcı yapımı ajanlarını devre dışı bırakacaklarını duyurdu.
Yasak tam olarak neyi hedefliyor?
Düzenlemenin hedefi, kendini insan gibi sunan yapay zekâ karakterleri: Kullanıcıyla duygusal bağ kuran sanal sevgililer, arkadaş botları ve kullanıcıların kendi tasarladığı insansı kişilikler. Çinli platformlarda milyonlarca kişinin bu tür karakterlerle günlük sohbet ettiği biliniyor. Yeni kurallar, bu ürünlerin ya tamamen kapatılmasını ya da “insan olmadığını açıkça belli eden” biçimlere dönüştürülmesini gerektiriyor.
Neden şimdi?
Dünya genelinde “yapay zekâ arkadaşlığı” tartışması büyüyor. Özellikle gençlerin sohbet botlarıyla kurduğu duygusal bağların yalnızlığı derinleştirdiği, gerçek sosyal ilişkileri zayıflattığı ve savunmasız kullanıcıları manipülasyona açık hâle getirdiği yönünde araştırmalar birikiyor. Batı’da bu tartışma henüz dava ve tasarı aşamasındayken, Çin doğrudan yasakla yanıt veren ilk büyük güç oldu.
Kararın ekonomik boyutu da var: Yapay zekâ arkadaş uygulamaları, sektörün en hızlı büyüyen ve en yüksek kullanım süresi üreten kategorilerinden biriydi. Çinli şirketler için bu, kârlı bir ürün hattının kapanması anlamına geliyor. Öte yandan kural, “yapay zekâ insan taklidi yapmamalı” ilkesini yasalaştırarak küresel bir emsal oluşturuyor — diğer ülkelerin düzenleyicileri bu deneyi yakından izleyecek.
Türkiye’den nasıl görünüyor?
Türkiye’de de karakter tabanlı sohbet uygulamaları özellikle gençler arasında yaygınlaşıyor. Çin’in hamlesi, “yapay zekâ ile duygusal ilişki” konusunun artık bir bilim kurgu senaryosu değil, düzenleyicilerin masasındaki somut bir başlık olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda benzer tartışmaların Avrupa ve Türkiye gündemine gelmesi sürpriz olmaz.
“Antropomorfik yapay zekâ” nedir? Antropomorfizm, insan olmayan şeylere insan özellikleri yükleme eğilimidir. Antropomorfik yapay zekâ da kendini insan gibi sunan sistemleri tanımlar: adı, yüzü, kişiliği, “duyguları” olan; kullanıcıya “seni özledim” diyebilen botlar. Araştırmalar, insanların bu sistemlere karşı gerçek duygusal bağ geliştirebildiğini gösteriyor — tartışmanın kalbi de burada: Bot üzülmez, ama kullanıcı gerçekten üzülür.
Doubao ve Qwen nedir? Doubao, TikTok’un sahibi ByteDance’in geliştirdiği ve Çin’in en çok kullanılan yapay zekâ asistanlarından biri. Qwen ise e-ticaret devi Alibaba’nın hem sohbet ürünlerine güç veren hem de açık kaynak sürümleriyle küresel geliştirici topluluğunda yaygın kullanılan model ailesi. İkisi de Çin yapay zekâ ekosisteminin amiral gemileri arasında.
E-ticaret siteleri, sepetinize daha fazla ürün eklemeniz için tasarım ve fiyatlandırma taktiklerine başvuruyor. Damla fiyatlandırmadan sahte geri sayım sayaçlarına kadar, e-ticaret sitelerinin sepet tutarını artırmak için kullandığı yöntemler artık resmi kurumların gündeminde. Gizli ücretlerden sahte geri sayım sayaçlarına kadar en sık karşılaşılan 7 fiyatlandırma hilesini derledik.
E-ticaret platformlarında ürünün sepete eklendiği an ile ödemenin tamamlandığı aşama arasındaki süreç, tüketicileri daha fazla harcamaya yönlendirmek amacıyla tasarlanmış çeşitli psikolojik ve teknik algoritmalarla yönetiliyor. E-ticaret odaklı dijital mağazacılıkta kullanıcıların platform üzerindeki her hareketi, bekleme süresi ve ekran kaydırma hızı veri tabanlarında işlenerek kişiselleştirilmiş pazarlama stratejilerine dönüştürülüyor. ABD’de tüketici haklarını düzenleyen Federal Ticaret Komisyonu (FTC), yayımladığı kapsamlı raporda bu uygulamaları resmi olarak “karanlık desenler” başlığı altında tanımladı ve sektöre karşı yaptırım sürecini başlattı. Peki her gün karşılaştığımız bu fiyatlandırma hilesi örnekleri hangileri? İşte e-ticaret sitelerinin sepet tutarını yükseltmek için en sık başvurduğu 7 yöntem:
Damla Fiyatlandırma (Drip Pricing)
Ürünün veya hizmetin ilk sergilendiği ekrandaki fiyat ile ödeme aşamasındaki nihai tutar arasındaki farka “damla fiyatlandırma” adı veriliyor. Bu taktik, davranışsal ekonomi literatüründeki “Batık Maliyet Yanılgısı” kavramına dayanıyor. Tüketici, satın alma sürecine girip kişisel bilgilerini ve teslimat adresini girdikten sonra; kargo bedeli, hizmet bedeli, işlem ücreti veya platform katkı payı gibi ek maliyetlerle karşılaşıyor. Bu ek ücretlerin en son aşamaya, yani kredi kartı bilgilerinin girileceği ana saklanması, alıcının o ana kadar harcadığı zamanı ve çabayı boşa çıkarmamak adına işlemi iptal etme kararından vazgeçmesine neden oluyor. FTC’nin Mayıs 2025’te yürürlüğe girecek yeni düzenlemesi, şirketlerin bu tür gizli maliyetler yaratmasını engelleyerek e-ticaret sektöründe toplam fiyatın ilk andan itibaren şeffaf bir şekilde sunulmasını zorunlu kılıyor.
Görsel: Vecteezy
Sahte “Eski Fiyat” Çizgisi
E-ticaret arayüzlerinde ürün fiyatının yanında gösterilen, üzeri çizili ve mevcut tutardan oldukça yüksek olan “eski fiyat” etiketleri, psikolojideki “Çıpalama Etkisi”ni temel alıyor. İnsan beyni, finansal kararlar verirken karşılaştığı ilk bilgiye (çıpaya) yüksek oranda güvenme eğilimi gösteriyor. Tüketici, sunulan yüksek referans fiyatını baz alarak mevcut fiyatın piyasa şartlarına göre büyük bir avantaj sağladığı algısına kapılıyor. Yapılan incelemeler, bu şekilde sergilenen ürünlerin büyük bir kısmının geçmişte hiçbir zaman o yüksek fiyattan satışa sunulmadığını gösteriyor. Düzenleyici kurumlara göre, üzeri çizili fiyatın geçerliliği, söz konusu ürünün yakın zamanda o fiyattan gerçekten alıcı bulmuş olmasına bağlı tutuluyor. Aksi durumlar, yanıltıcı reklam taktiği kapsamında değerlendiriliyor.
Sahte Kıtlık ve Geri Sayım Sayaçları
“Stokta sadece 2 adet kaldı”, “Bu fiyattan yararlanmak için son 3 dakika” veya “Şu an 15 kişi bu ürünü inceliyor” şeklindeki uyarı mesajları, pazarlama stratejilerinde yapay bir aciliyet hissi oluşturmak için kullanılıyor. Ekranda sürekli azalan kronometreler veya stok tükenme bildirimleri, tüketicide “Fırsatı Kaçırma Korkusu” yaratarak karar verme sürecini hızlandırıyor. Bu tasarımsal yönlendirmeler, fiyat karşılaştırması yapma veya bütçe planlaması gibi rasyonel değerlendirme adımlarını atlayarak anlık satın alma eylemini tetikliyor. Bazı platformlarda sayfaların yenilenmesiyle geri sayım sayaçlarının sıfırlandığı veya stok rakamlarının manipüle edildiği tespit ediliyor. FTC raporları, mantıklı karar verme mekanizmasını etkisiz hale getirmeyi amaçlayan bu arayüz hilelerini, en manipülatif tüketici yönlendirme taktikleri arasında gösteriyor.
Görsel: Pexels
Satın Alınmış veya Sahte Yorumlar
Tüketicilerin e-ticaret sitelerindeki online alışveriş kararlarında “Sosyal Kanıt” olarak adlandırılan diğer kullanıcı deneyimleri belirleyici bir rol oynuyor. Ancak ürün sayfalarında yer alan yüksek puanlı değerlendirmelerin önemli bir bölümü gerçek tüketici deneyimlerini yansıtmıyor. Üretken yapay zeka teknolojilerinin gelişimiyle beraber, sahte ürün incelemeleri, inandırıcı tüketici hikayeleri oluşturan bot hesaplar ve manipüle edilmiş beğeni metrikleri gerçeğinden zor ayırt ediliyor. FTC, Ağustos 2024’te yayımladığı nihai kural ile sahte referansları, yapay zeka tarafından üretilmiş metinleri, sahte takipçi sayılarını ve markaların olumsuz yorumları kasıtlı olarak filtrelemesini yasa dışı ilan etti.
Kişiselleştirilmiş (Dinamik) Fiyatlandırma
Aynı ürünün farklı cihazlardan veya lokasyonlardan bağlanan kullanıcılara farklı fiyatlarla sunulması, “Dinamik Fiyatlandırma” algoritmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Tarayıcı geçmişi, kullanılan cihazın segmenti, konum verileri, site ziyaret saatleri ve alışveriş frekansı gibi veri setleri, yapay zeka destekli fiyatlandırma motorları tarafından anlık olarak işleniyor. Algoritma, geçmiş tüketici verilerini analiz ederek kullanıcının ödeme eğilimini hesaplıyor ve platformun kar marjını maksimize edecek kişiselleştirilmiş bir fiyat belirliyor. Veriye dayalı bu arka plan işlemi, günümüz e-ticaret ekosisteminde tespit edilmesi en zor ve tüketici hakları bağlamında en çok tartışılan uygulamaların başında geliyor.
Sepette “Nagging” — Israrcı Ek Ürün Teklifleri
Ödeme adımına geçmeden hemen önce ekranda beliren ek ürün veya sigorta teklifleri, arayüz tasarımında “Nagging” (ısrarcı yönlendirme) olarak adlandırılıyor. Bu pop-up bildirimleri, tüketicinin ana hedefini saptırarak sepete düşük tutarlı ek harcamalar yansıtmayı amaçlıyor. Bununla birlikte, ret butonlarının suçluluk hissi uyandıracak şekilde metinleştirilmesi yöntemi de sıklıkla kullanılıyor. Kargo sigortası veya ek garanti tekliflerini reddetme seçeneğinin “Hayır, cihazımın bozulması umurumda değil” gibi ifadelerle sunulması, duygusal manipülasyon yoluyla ek harcama yaratma stratejisi olarak sınıflandırılıyor.
Görsel: iStock
İptal Sürecini Zorlaştırma
E-ticaret ve dijital abonelik süreçlerinin başlatılması genellikle saniyeler içinde gerçekleşecek şekilde tasarlanırken, iptal işlemlerinin son derece karmaşık prosedürlere bağlanması sektörde “Roach Motel” (girilen ancak çıkılamayan tasarım) olarak tanımlanıyor. Bu karanlık desenler; iptal işlemi için müşteri hizmetleriyle telefon görüşmesi zorunluluğu getirilmesi, uzun anket formlarının doldurulması veya karmaşık menü yapıları arasında gezinilmesi gibi engeller barındırıyor. Söz konusu tasarımların temel amacı, iptal sürecini zorlaştırarak tüketicinin pes etmesini sağlamak ve aktif olarak kullanılmayan hizmetler için otomatik ödemelerin devamlılığını garanti altına almaktır.
Uzmanlara göre bu taktiklerin çoğu tek başına yasa dışı değil, ancak düzenleyici kurumların son birkaç yıldır bu alanda arka arkaya kural çıkarması, sektörün şeffaflık konusunda giderek daha fazla baskı altında olduğunu gösteriyor. Tüketiciler için en pratik savunma yöntemi ise basit: sepete eklemeden önce toplam fiyatı görmek, “sınırlı stok” mesajlarına aldanmadan birkaç dakika beklemek ve yorumları farklı platformlarda çapraz kontrol etmek. Dijital pazarlama dünyasındaki bu dönüşüm, önümüzdeki dönemde daha fazla ülkede benzer düzenlemelerin gündeme gelmesiyle hız kazanacak gibi görünüyor.
İnsanlık, bir gök cismine daha ilk kez yakından baktı. Japonya Uzay Ajansı JAXA’nın Hayabusa2 uzay aracı, dün (5 Temmuz) Torifune asteroidinin yanından geçerek bu cismin ilk yakın görüntülerini almaya yönelik tarihi uçuşunu gerçekleştirdi.
Hayabusa2’nin ikinci baharı
Bu geçiş, aslında bir “emeklilik sonrası” başarı hikâyesi. Hayabusa2, asıl görevini yıllar önce tamamlamış efsane bir araç: 2018-2019’da Ryugu asteroidine inip yüzeyinden örnek toplamış ve bu örnekleri 2020’de Dünya’ya ulaştırmıştı — tarihte yalnızca birkaç aracın başarabildiği bir iş. Ancak aracın yakıtı ve sistemleri hâlâ sağlıklı olduğu için JAXA görevi uzattı ve Hayabusa2’yi yeni hedeflere yönlendirdi. Torifune geçişi, bu uzatılmış görevin ilk büyük durağı; aracın asıl final hedefi ise 2031’de buluşacağı hızla dönen küçük asteroit 1998 KY26.
Bu geçiş neden önemli?
Asteroitler, Güneş Sistemi’nin 4,6 milyar yıl önceki kuruluşundan kalan inşaat molozları gibidir; bileşimlerini incelemek, gezegenlerin ve yaşamın hammaddesinin nereden geldiğine dair doğrudan ipucu verir. Her yeni asteroit türünün yakından görüntülenmesi, bu arşive yeni bir sayfa ekler. Ayrıca işin bir de pratik boyutu var: Dünya’ya yakın asteroitlerin yapısını bilmek, olası bir çarpma tehdidine karşı savunma stratejilerinin de temelini oluşturuyor. 2026, bu açıdan bereketli bir yıl — Çin’in Tianwen-2 aracı da haziranda Dünya’nın “yarı uydusu” Kamoolewa’ya ulaştı ve bu ay örnek toplaması bekleniyor.
Torifune geçişinden elde edilen görüntü ve verilerin işlenip yayımlanması zaman alacak; JAXA’nın paylaşımlarını takip edip sonuçları aktaracağız.
Hayabusa2 nedir?
Japonya’nın 2014’te fırlattığı asteroit örnek getirme aracı. Adı Japoncada “şahin” anlamına geliyor. 2019’da Ryugu asteroidine iki kez dokunup yüzey ve yüzey altı örnekleri topladı; hatta yüzeye küçük bir bakır mermi ateşleyerek yapay krater açtı — bir asteroitte yapılan ilk bombardıman deneyi. Topladığı 5,4 gramlık örnek 2020’de Dünya’ya ulaştı ve içinde aminoasitler dahil yaşamın yapı taşları bulundu. Araç şimdi “Hayabusa2#” adlı uzatılmış göreviyle yoluna devam ediyor.Asteroit geçişi (flyby) nedir?
Bir uzay aracının hedef gök cismine inmeden veya yörüngesine girmeden, yakınından hızla geçerek gözlem yapması. İniş kadar zengin veri sağlamasa da çok daha az yakıt gerektirir ve tek görevle birden fazla cismin incelenmesine imkân tanır. Hayabusa2’nin Torifune geçişi de bu ekonomik keşif yönteminin örneği.
Etiketler: Hayabusa2, Torifune asteroidi, JAXA, asteroit keşfi, uzay araştırmaları, Güneş Sistemi
Cenevre’deki yapay zekâ haftası bugün ikinci ve en görkemli perdesine geçiyor: BM’nin telekomünikasyon kuruluşu ITU’nun düzenlediği AI for Good Küresel Zirvesi bugün kapılarını açtı. 10 Temmuz’a kadar sürecek zirve, dün tamamlanan Küresel Yönetişim Diyaloğu’nun bayrağını devralıyor ve 169 ülkeden 11 binden fazla katılımcıyı Palexpo fuar merkezinde buluşturuyor.
Bugün ve yarın ne olacak?
Zirvenin sahnesinde yapay zekâ tarihinin en tanıdık isimleri var: Turing Ödüllü Yoshua Bengio, fütürist Ray Kurzweil ve yapay zekâ güvenliğinin öncü ismi Stuart Russell. 20 bin metrekarelik fuar alanında insansı robotlardan beyin-bilgisayar arayüzlerine ve kuantum sistemlerine uzanan 200’den fazla canlı gösterim yapılıyor.
Asıl tarihi an ise yarın: AI for Good Küresel Komisyonu, 8 Temmuz’da ilk toplantısını gerçekleştirecek. Nvidia CEO’su Jensen Huang, Amazon CEO’su Andy Jassy ve Anthropic kurucu ortağı Jack Clark gibi sektör liderleri; Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ve Estonya Cumhurbaşkanı Alar Karis gibi devlet başkanlarıyla ilk kez BM çatısı altında kalıcı bir yönetişim organında aynı masaya oturacak.
Bu hafta neden tarihe geçebilir?
Yapay zekâ yönetişimi bugüne dek dağınık bir tabloydu: Dünyada 40’tan fazla yönetişim çerçevesi var, ancak BM’nin bilimsel panelinin ifadesiyle bunlar tutarsız ve çoğu hiç test edilmemiş. Cenevre haftası, bu parçalı yapıyı ortak bir zemine taşımanın bugüne kadarki en ciddi denemesi. Teknolojiyi geliştiren şirketlerle kurallarını koyacak devletlerin aynı kurumsal yapıda buluşması, “kimse tek başına yönetemez” tespitinin kurumsallaşması anlamına geliyor.
Zirveden çıkacak kararları ve Komisyon’un ilk toplantısının sonuçlarını takip edip aktaracağız.
ITU nedir?
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (International Telecommunication Union), 1865’te telgraf çağında kurulan ve BM’nin en eski uzman kuruluşu olan yapı. Dünyada radyo frekanslarından uydu yörüngelerine, ülke telefon kodlarından internet standartlarına kadar küresel iletişimin “trafik kurallarını” ITU belirliyor. Merkezi Cenevre’de bulunan kuruluş, 2017’den bu yana AI for Good zirvelerine ev sahipliği yapıyor.Kimdir bu Yoshua Bengio?
Derin öğrenmenin üç kurucu babasından biri kabul edilen Kanadalı bilgisayar bilimci; Geoffrey Hinton ve Yann LeCun ile birlikte bilgisayar biliminin Nobel’i sayılan Turing Ödülü’nü aldı. Son yıllarda mesaisini yapay zekânın risklerine ve güvenlik araştırmalarına ayıran Bengio, hükümetlere danışmanlık yapıyor ve uluslararası yapay zekâ güvenlik raporlarının başyazarlığını üstleniyor.
Etiketler: AI for Good, yapay zekâ zirvesi, ITU, Cenevre, Jensen Huang, yapay zekâ yönetişimi