Ana Sayfa Blog Sayfa 23

Metaverse Hayalinin Çuvalladığını Meta da Kabul Etmiş Oldu: HW Kapatılıyor!

Meta, Quest platformunda yıllardır geliştirdiği sosyal VR deneyimi Horizon Worlds’ü 2025 sonunda kapatacağını duyurdu. Şirket, uygulamanın kullanıcı sayısının beklentilerin çok altında kaldığını ve kaynakların daha verimli alanlara (Ray-Ban Meta akıllı gözlükler ve yeni nesil AR projeleri) kaydırılacağını açıkladı. Bu karar, Meta’nın metaverse hayallerinin en büyük sembollerinden birinin fiilen sonu anlamına geliyor.

Detaylar haberimizde…

Horizon Worlds’ün Kısa ve Zorlu Hikayesi

Horizon Worlds, 2021’de Meta’nın (o zamanki adıyla Facebook) metaverse vizyonunun merkezine yerleştirilmişti. Mark Zuckerberg, projeyi “geleceğin interneti” olarak tanıtmış, milyarlarca dolarlık yatırım yapılacağını duyurmuştu. Ancak uygulama, Quest kullanıcıları arasında yaygınlaşamadı. Şirketin kendi iç verilerine göre:

Zuckerberg Metaverse evreninin en önemli adımı olarak gördüğü Horizon Worlds'ü Aralık 2021'de duyurmuştu.
Zuckerberg Metaverse evreninin en önemli adımı olarak gördüğü Horizon Worlds’ü Aralık 2021’de duyurmuştu.
  • Aktif kullanıcı sayısı hiç 300.000’i aşamadı
  • Ortalama kullanım süresi çok düşük kaldı
  • Kullanıcıların çoğu uygulamayı bir kez indirip bir daha açmadı

Meta, 2022’de Horizon Worlds’ün “çocuklar için güvenli” versiyonunu iptal etti. 2023’te Avrupa lansmanı ertelemek zorunda kaldı. 2024’te ise VR içerik üretimini büyük ölçüde durdurdu. Geçtiğimiz ay da Meta bu alanda çalışan yaklaşık 1.500 çalışanının işine son vermişti.

Kapatma Kararının Arkasındaki Nedenler

Metaverse evreninin başka bir halkasını da Facebook Workrooms adı ile açılan Meta Horizon Workrooms oluşturuyor. Bu platformun da işlevsiz olduğu ve yakın zamanda kapatılabileceği söylentileri mevcut.

Meta’nın resmi açıklaması kısa ve net: “Quest’teki Horizon Worlds’ü 2025 sonunda kapatıyoruz. Kaynaklarımızı daha yüksek etki yaratacak alanlara yönlendireceğiz.” Ancak sektör içinden gelen bilgiler daha fazla ayrıntı sunuyor:

  • VR kulaklık satışları (özellikle Quest 3) beklentilerin altında kaldı
  • Horizon Worlds’ün sosyal etkileşimleri, Roblox veya Fortnite kadar çekici olamadı
  • Geliştirici topluluğu projeden hızla uzaklaştı (çok az kaliteli dünya üretildi)
  • Şirket içindeki maliyet baskısı ve hissedar tepkileri kararın hızlanmasına neden oldu

Meta, Horizon Worlds’ün PC VR (Rift) ve web versiyonlarını ise korumaya devam edeceğini belirtti. Ancak Quest kullanıcıları için uygulama tamamen kapanacak.

Kullanıcı ve Geliştirici Tepkileri

Quest’te Horizon Worlds’ü aktif kullanan küçük bir topluluk var. Bu kullanıcılar kararı “metaverse’nin ölüm ilanı” olarak görüyor. Bir geliştirici: “Yıllarca emek verdik, şimdi her şey çöpe gidiyor.” Diğerleri ise “Zaten kimse kullanmıyordu, iyi oldu” diyor.

Meta’nın metaverse yatırımları (Reality Labs) 2020’den beri 50 milyar doların üzerinde zarar etti. Horizon Worlds’ün kapanması, bu zararın daha da büyümesini engellemek için atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’de Durum ve Etkiler

Türkiye’de Quest kullanıcı sayısı sınırlı olsa da, VR topluluğu Horizon Worlds’ü merakla takip ediyordu. Kapatma kararı, yerel VR geliştiricileri ve içerik üreticilerini olumsuz etkiledi. Birçok Türk geliştirici, Meta’nın platformundan çekilerek Unity veya Unreal Engine tabanlı bağımsız VR projelerine yöneliyor.

Meta’nın Yeni Odak Noktaları

Meta, kaynakları şu alanlara kaydırıyor:

  • Ray-Ban Meta akıllı gözlüklerin yeni nesli
  • Orion AR gözlük projesi (2027 hedefli)
  • Llama modellerinin geliştirilmesi
  • WhatsApp ve Instagram’da AI entegrasyonları

Zuckerberg, “Metaverse hâlâ geleceğin parçası, ama zamanlama ve yaklaşım konusunda hatalar yaptık” dedi. Şirket artık “daha gerçekçi” AR gözlüklerine odaklanıyor.

Sonuç: Metaverse Hayali Sona mı Erdi?

Horizon Worlds’ün Quest’te kapanması, Meta’nın metaverse vizyonunun en büyük sembollerinden birinin fiilen sonu. Şirket, VR yerine AR ve yapay zekaya yönelirken, birçok kullanıcı ve geliştirici “metaverse öldü” yorumu yapıyor. Ancak Meta, bu deneyimin tamamen bitmediğini, sadece şekil değiştirdiğini savunuyor.

Yine de gerçek şu: Milyarlarca dolar harcanan bir hayal, kullanıcıların ilgisizliği ve yüksek maliyetler nedeniyle küçülmek zorunda kaldı. Gelecekte metaverse’ün yeniden doğup doğmayacağı, büyük ölçüde AR gözlüklerinin başarısına bağlı.

Meta, Uygulama İçi Reklam Şeffaflığı Etiketlerini Değiştiriyor

0

Meta, kullanıcı deneyimini sadeleştirmek ve reklam şeffaflığını korumak amacıyla, uygulama içindeki reklam etiketlerini “Sponsored” yerine “Ad” olarak güncellemeye başladı.

Detaylar haberimizde…

Meta’dan “Sponsored” Yerine “Ad” Etiketi

Meta, uygulama içi reklam etiketlerini “Sponsored” (Sponsorlu) yerine “Ad” (Reklam) olarak değiştirme çalışmalarını hızlandırdı. Bu değişiklik, uygulamanın genel sunumunun kapsamlı bir şekilde yenilenmesinin bir parçası olarak görülüyor.

Zaten Instagram’da bu değişikliği fark etmiş olabilirsiniz; gönderilerdeki klasik “Sponsored” bildirici, artık daha küçük bir “Ad” etiketiyle yer değiştiriyor.

Yeni “Ad” etiketi, açıkça çok daha küçük ve kullanıcıların akışta kaydırırken fark etmesi daha zor olabilecek bir boyutta. Bu durum, Meta’nın isteği olabilir. Bu bağlamda, özellikle giderek daha sıkı düzenlemeler uygulayan AB Komisyonu gibi düzenleyicilerin bu güncellemeyi nasıl değerlendireceğini görmek de ilgi çekici olacak.

meta

Meta, SMT’ye güncellemeyi doğruladı ve şu açıklamayı yaptı:
“Instagram’da ‘sponsored’ etiketini ‘ad’ ile değiştiriyoruz. Reklam şeffaflığına olan bağlılığımızı sürdürürken, daha temiz ve basit bir kullanıcı deneyimi sunmayı hedefliyoruz.”

Güncellenmiş etiketleme, şu anda Facebook’ta test ediliyor; ancak şimdilik sadece küçük bir ölçekte uygulanıyor.

Bu oldukça basit bir değişiklik gibi görünse de, özellikle reklam performansı ve olası reklam stratejileri açısından dikkate değer bir güncelleme.

Örneğin, “Ad” etiketi daha az belirginse, reklamları organik paylaşımlar gibi gösterecek şekilde yaklaşımı değiştirmek avantaj sağlayabilir; bu, daha az doğrudan şeffaflık sunarak reklamların kullanıcılar üzerinde etkisini artırabilir. Bu tür detaylar, AB düzenleyicileri tarafından yakından izlenecek olsa da, reklamverenlerin güncellemeye uyum sağlamasına ve promosyonlarından daha fazla fayda elde etmesine de yardımcı olabilir.

Her durumda, bu durum reklam performansını ve işletmelerin Meta reklamlarını daha küçük şeffaflık göstergeleri ile nasıl kullanacaklarını etkileyebilecek ilginç bir nokta olarak öne çıkıyor.

Meta, güncellemenin tam olarak ne zaman yaygınlaştırılacağına dair bir takvim paylaşmadı; ancak kullanıcıların önümüzdeki birkaç hafta içinde “Sponsored” etiketinin yerine “Ad” etiketi görmeye başlaması muhtemel görünüyor.

Derleyen: Damla Şayan

Memories AI, Giyilebilir Teknolojiler ve Robotlar için Görsel Hafıza Katmanını Geliştiriyor

Giyilebilir teknolojiler ve robotik alanındaki gelişmeler hız kazanırken, yapay zekanın gördüklerini anlamlandırmasının ötesine geçerek bunları hatırlayabilmesi yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Detaylar haberimizde…

Shawn Shen, yapay zekanın fiziksel dünyada başarılı olabilmesi için gördüklerini hatırlayabilmesi gerektiğine inanıyor. Shen’in şirketi Memories.ai, giyilebilir teknolojiler ve robotların görsel anıları hatırlayıp geri çağırabilmesini sağlayacak altyapıyı oluşturmak için Nvidia’nın yapay zeka araçlarını kullanıyor.

robot

Giyilebilir Teknolojiler ve Robotlar İçin Görsel Hafıza Dönemi

Memories.ai, düzenlenen GTC konferansında yarı iletken devi Nvidia ile bir iş birliği duyurdu. Bu ortaklık kapsamında Memories.ai, görsel-metin akıl yürütme modeli olan Nvidia Cosmos-Reason 2’yi ve video arama ile özetleme uygulaması Nvidia Metropolis’i kullanarak görsel hafıza teknolojisini geliştirmeye devam ediyor.

Shen, yaptığı açıklamada, şirket fikrinin kendisi ve kurucu ortağı ve CTO’su Ben Zhou’nun, Meta’nın Ray-Ban akıllı gözlüklerinin arkasındaki AI sistemini geliştirirken ortaya çıktığını söyledi. Bu AI gözlükleri geliştirirken, kullanıcıların kaydettikleri video verilerini hatırlayamadıkları durumda bu teknolojiyi gerçek hayatta nasıl kullanacaklarını sorgulamaya başladılar.

Bu tür bir görsel hafıza çözümünü halihazırda geliştiren birini bulup bulamayacaklarını araştırdılar. Böyle bir çözüm bulamayınca, Meta’dan ayrılıp bunu kendileri geliştirmeye karar verdiler.

“Yapay zeka dijital dünyada zaten oldukça iyi performans gösteriyor. Peki ya fiziksel dünya?” diyen Shen, şöyle devam etti: “AI giyilebilir cihazlar ve robotlar da hafızaya ihtiyaç duyar. … Nihayetinde yapay zekanın görsel anılara sahip olması gerekir. Biz bu geleceğe inanıyoruz.”

Genel olarak AI sistemlerinin hatırlama yeteneği oldukça yeni bir gelişme. OpenAI, 2024 yılında ChatGPT’yi geçmiş sohbetleri hatırlayacak şekilde güncelledi ve bu özelliği 2025’te daha da geliştirdi. Elon Musk’ın xAI’i ve Google’ın Gemini modeli de son iki yılda kendi hafıza araçlarını piyasaya sürdü.

Ancak Shen’e göre bu gelişmeler büyük ölçüde metin tabanlı hafızaya odaklandı. Metin tabanlı hafıza daha yapılandırılmış ve indekslenmesi daha kolay olsa da, dünyayla büyük ölçüde görsel etkileşim kuran fiziksel AI uygulamaları için o kadar faydalı değil.

Memories.ai, 2024 yılında kuruldu ve bugüne kadar toplam 16 milyon dolar yatırım aldı; Temmuz 2025’te gerçekleştirilen 8 milyon dolarlık tohum yatırım turu ve 8 milyon dolarlık ek yatırım ile bu rakama ulaşıldı. Yatırım turuna Susa Ventures liderlik ederken, Seedcamp, Fusion Fund ve Crane Venture Partners gibi yatırımcılar da katıldı.

Shen, bu görsel hafıza katmanını başarıyla inşa etmek için iki temel unsura ihtiyaç duyduklarını belirtti: videoları depolanabilir ve geri çağrılabilir bir veri formatına dönüştürecek altyapıyı kurmak ve modeli bu işi yapacak şekilde eğitmek için gerekli veriyi toplamak.

Şirket, Temmuz 2025’te büyük görsel hafıza modeli (LVMM) piyasaya sürdü. Shen, bu modelin, yakın zamanda tanıtılan çok modlu indeksleme ve geri getirme modeli Gemini Embedding 2’nin daha küçük bir versiyonu olarak düşünülebileceğini söyledi.

Veri toplamak için şirket, “veri toplayıcıları” tarafından takılan ve modeli eğitmek için video kaydı yapan LUCI adlı bir donanım cihazı geliştirdi. Shen, donanım şirketi olmayı veya bu cihazları satmayı planlamadıklarını, mevcut video kayıt cihazlarının yüksek çözünürlük ve yüksek pil tüketimine odaklanmasından memnun olmadıkları için kendi cihazlarını geliştirdiklerini ifade etti.

Şirket, LVMM’nin ikinci neslini piyasaya sürdü ve yılın ilerleyen dönemlerinde Qualcomm işlemcilerinde çalışması için Qualcomm ile bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Shen, Memories.ai’nin halihazırda bazı büyük giyilebilir teknoloji şirketleriyle çalıştığını ancak hangileri olduğunu açıklamayı reddetti. Mevcut talebe rağmen Shen, asıl büyük fırsatın henüz tam anlamıyla ortaya çıkmamış olan giyilebilir teknolojiler ve robotik alanında olduğunu düşünüyor.

“Ticarileşme açısından şu anda daha çok model ve altyapıya odaklanıyoruz, çünkü nihayetinde giyilebilir teknolojiler ve robotik pazarı oluşacak, ancak bunun zamanı muhtemelen henüz gelmedi.” dedi.

Sonuç olarak, yapay zekanın yalnızca veriyi işleyen değil, aynı zamanda deneyimleyen ve hatırlayan bir yapıya evrilmesi, giyilebilir teknolojiler ve robotik alanında köklü bir dönüşümün habercisi olarak görülüyor. Görsel hafıza katmanının gelişmesiyle birlikte, AI sistemlerinin çevreleriyle daha anlamlı ve bağlamsal etkileşim kurması mümkün hâle gelirken, bu ilerleme gelecekte fiziksel dünyayla entegre çalışan daha akıllı ve otonom sistemlerin önünü açıyor.

Derleyen: Damla Şayan

Xbox, AI ve Oyun Endüstrisindeki Kriz

0

Oyun endüstrisi, Xbox’ın geleceği ve yapay zekanın yükselişiyle birlikte, hem geliştiriciler hem de oyuncular için belirsizlik ve krizlerle karşı karşıya.

Detaylar haberimizde…

Geçen hafta oyun topluluğu, Xbox’ın orijinal yaratıcısı Seamus Blackley’nin Gamesbeat ile yaptığı bir röportajda konsolun “sunsetting” aşamasında olduğunu iddia etmesiyle adeta şok oldu.

Ancak röportajı veya Blackley’nin Bluesky üzerindeki yorumlarını okursanız, onun kastettiği şey aslında Xbox’ın çekirdeğinde bir şeylerin yanlış hissettirmesi: Kendisi tarafından inşa edilen konsol “stres altında” gibi görünüyor. Blackley, Microsoft Gaming’deki AI yöneticisi Asha Sharma’nın Şubat ayında CEO ve icra başkan yardımcılığına geçişinin, ürünün “palyatif bakımda” olduğu anlamına geldiğini speküle etti.

Xbox kapanmıyor, ancak birçok kişi başlıkları hızlıca gerçek kabul etti; çünkü oyun endüstrisinin üzerinde şu anda karanlık bir bulut var. Peki ne oldu?

Xbox ve Oyun Endüstrisinde AI’nın Yükselişi ve RAM Krizi

xbox

Oyun sektörü pandemi sırasında eşi benzeri görülmemiş bir yükseliş yaşarken, yapay zeka sessizce arkadan ilerledi. AI’nın oyun endüstrisindeki yayılımı, stüdyolardaki iş kayıplarını hızlandırıyor ve geliştiricilerin işini ucuzlatıyor; bu durum, anti-AI gamerlar tarafından yakından izleniyor. Veri merkezleri endüstriden RAM çekiyor, bu da küresel bir bellek sıkıntısına yol açıyor. Donanım maliyetleri yükseliyor, konsol üretimleri yavaşlıyor ve evde PC kurmak artık giriş seviyesindeki oyuncular için bir lüks hâline geliyor.

Aralık ayında Valve, 2022’de piyasaya sürdüğü Steam Deck LCD 256GB modelini durdurduğunu açıkladı ve 2023 yükseltmesi neredeyse kayboldu. Bu, büyük bir konsolun yükseltme lansmanı öncesinde ilk kez durdurulması. Valve’in Steam Machine’i, Steam Deck’ten altı kat daha güçlü bir kutu, bu yıl piyasaya sürülecek ancak kesin zaman ve maliyet hâlâ belirsiz. Bu arada Xbox ve PS5 fiyatları arttı. Bloomberg’e göre Sony, PS5’in halefinin 2027 sonu yerine bir yıl daha gecikip gecikmeyeceğini hâlâ onaylamadı veya yalanlamadı. Nintendo ise, 2025’te Switch 2 lansmanında yeni tarifelerden kıl payı kaçtı ve şu anda ABD’ye dava açıyor; fiyat artışlarını da dışlamıyor.

Altı yıl önce, dünya kilit altındayken, oyun endüstrisi yükseliyordu.

Animal Crossing: New Horizons, Mart 2020’deki lansmanından sonraki sadece altı hafta içinde 13,4 milyon ünite sattı; bir konsol oyununun tek ayda en çok dijital satış yaptığı rekor. Aynı yıl, küresel oyun geliri %23 arttı ve daha önce kendini oyuncu olarak tanımlamayan milyonlarca kişi kontrolcüleri aldı ve PC’leri açtı.

PlayStation 5, Kasım 2020’de yedi yıl aradan sonra çıktığında, oyun endüstrisinin pandemi sırasında bile iyi olacağı sözü gibi hissettirdi. Temmuz 2021’de Valve, Steam oyunlarını her yerde oynayabilecek bir taşınabilir konsol olan Steam Deck’i tanıttı. Ön siparişler saatler içinde tükendi.

Bu arada YouTuber ve Twitch yayıncıları popülerlik kazandı; milyonlar evde oyunları izlemeye başladı. Oyun endüstrisinin güç merkezleri genişlemeye başladı. Microsoft, Activision Blizzard ve ZeniMax Media’yı satın aldı. Sony, 2022’de Bungie’yi alarak ve Epic Games’e 1,45 milyar dolarlık yatırım yaparak yanıt verdi. Pandemi sırasında oyun sektöründeki iş ilanları %40 arttı.

Ancak AI’nın yükselişi, RAM sıkıntısı olarak adlandırılan “RAMaggedon”u tetikledi ve tüm bu ilerlemeyi durma noktasına getirdi.

Yapay zekanın hızlı yükselişi, teknoloji sektörünün her köşesini sarstı. Pew Research’e göre ABD’de yetişkinlerin üçte biri ve çoğu genç, günlük olarak AI kullanıyor. ABD’de veri merkezleri 2022’den bu yana iki katına çıktı ve bu depoların yakınındaki haneler için elektrik maliyeti son beş yılın 267 katına kadar yükseldi. ABD, AI için özel olarak inşa edilmiş “hiperscale tesislerin” yarısından fazlasını barındırıyor; bunların çoğu milyar dolarlık yatırımlar.

Bu devasa bilgi işlem yığınları, her cihazın kısa süreli belleği olan RAM’i tüketiyor. RAM, elektroniklerin “yeşil, siyah ve altın beyni.” The Wall Street Journal’a göre, 2026’da veri merkezleri, AI spesifik veya değil, küresel RAM üretiminin yaklaşık %70’ini tüketecek. Mevcut çip sıkıntısı, elektroniklerin dünya genelinde gecikmesine ve fiyat artışına yol açtı; oyun endüstrisi şimdiye kadar en büyük kurbanlardan biri oldu.

Washington Post oyun eleştirmeni Gene Park, “Oyun, yaratıcı sınırın tüketici donanımıyla sınırlı olduğu tek kitlesel medya eğlencesidir. Eğer tüketiciler yeterli RAM gibi üst düzey teknolojiye erişemez veya karşılayamazsa, inovasyon yavaşlar,” diyor. RAM, bir oyundaki dünya kurulumunun küçük veya büyük olmasını belirliyor.

Park, geliştiricilerin hikayeler, sanat, NPC’ler, savaşlar ve dünyalar gibi öğelerden ödün vermek zorunda kalabileceğini söylüyor. Bu unsurlar zaten AI araçlarıyla otomatikleştirilme riski altında. Park, bu araçların hâlâ ciddi sınırlamaları olduğunu belirtiyor. “Hiçbiri, el yapımı video oyunlarının yerini almak için bile yakın değil.”

Yakın veya değil, bu araçların oyunlara etkisi ve oyun stüdyolarının geliştirmeyi otomasyonla hızlandırmak için kullanma baskısı tepki çekiyor.

Görüştüğüm geliştiricilerin hiçbiri AI kullanmak istemiyor ve çoğu oyuncu sınırlı olsa bile AI kabul etmiyor. Squanch Games’in anlatım direktörü Alec Robbins, bir projede jeneratif AI kullanması söylendiğinde “karşı çıktı ve kaybetti.” Oyuncular için AI’nin oyunun çok küçük bir bölümüne uygulanması bile deneyimi sulandırdı ve şirkete “itibar kaybı” yaşattı. Squanch, oyuncuların kaygılarını dikkate alarak AI kullanmamaya karar verdi.

Geçen yıl Larian Studios’un CEO’su, Divinity oyununda jeneratif AI kullanıldığını açıkladığında benzer bir tepki vardı. Oyuncular, AI’nin iş akışı için kullanıldığına aldırmadı; sadece AI’den bahsedilmesi şirketin geri adım atmasına neden oldu. Larian Studios yorum talebini reddetti.

AAA oyun stüdyolarındaki personel, CEO’ların AI’nın potansiyeline kapılıp gerçekliği göz ardı edeceğinden ve iş yerlerini baltalayacağından endişeli. 2022–2025 arasında yaklaşık 45.000 oyun çalışanı işini kaybetti ve 2026 için 10.000’e kadar işten çıkarma öngörülüyor.

Görüştüğüm AAA çalışanları, kimliklerinin açıklanmaması şartıyla, özellikle genç personelin işten çıkarmalardan ve azalan iş ilanlarından orantısız etkilendiğini ve artık “herkesin işi kıdemlilere yaptırdığını” belirtti. Bu işler sıklıkla AI ile destekleniyor. Geliştirici, AI efsanesinin, “Geliştiriciler zor ve iyi işler üzerinde yoğunlaşacak, temel işleri kim yapacak?” sorusuna cevap veremediğini söylüyor: “Kimse yapmıyor.”

AAA stüdyosundaki kıdemli bir ses tasarımcısı, çalışanların AI kullanmasının sebebini, “iş bulabilir kalmak için ellerinden geleni yapmaları” olarak açıklıyor. AI karşıtı görünmek, işleri riske atıyor. “Çoğu arkadaşım, kendilerine ve ailelerine daha güvenli bir şekilde bakabilmek için başka sektörlerde iş arıyor.” Stüdyolar, karakter konuşmalarını hızlandırmak veya atlamak için jeneratif AI kullanmaya başladı, ses aktörlerini işe almaktan kaçınıyor.

AI’den fayda sağlayabilecek tek sektör çalışanları yayıncılar. Smosh Games’in program direktörü Spencer Agnew, RAM sıkıntısının maliyetleri artırmasının, oyun oynayamayan oyuncuların yayına yönelmesine yol açabileceğini söylüyor. “Bazı yayıncılar, oyunlara erişemeyen izleyicilerin onlara bağımlı olmasını avantaj olarak görebilir.”

Sunsetting söylentilerinin ardından, Xbox Project Helix adını verdiği yeni nesil konsolunu duyurdu. Xbox, 2020’de Xbox Series X’in piyasaya çıkışından bu yana konsol satışlarında geride kaldı; 2025’te orijinal Nintendo Switch bile daha fazla sattı. Project Helix, önümüzdeki birkaç yıl içinde çıkacak; açık platformlu hibrit bir PC-konsol olacak ve bildirilen özel oyunları olmayacak.

RAMaggedon devam ederse, uzmanlar yeni konsolun fiyatının 900–1.200 dolar arasında olacağını tahmin ediyor; bu, son Series X’in iki katı.

Xbox stratejisine aşina bir kaynak, markanın “kesinlikle stres altında olmadığını” ve son projenin farklı görünüp hissettirse de inovasyona bağlı olduklarını belirtti. AI kullanımında Xbox, “hem oyuncu hem geliştirici yararı için AI’yı sorumlu ve şeffaf şekilde kullanmaya devam edecek.”

Uzun süreli bir AAA oyun şirketi yöneticisi, AI’nın oyun endüstrisine entegre edilmesi yönünde ısrar eden CEO’ların, oyuncular nihayet sonuçları reddettiğinde başarısız olacağını düşünüyor. “Çünkü biz onların saçmalıklarını satın almayacağız. Patlayıcı büyüme vermeyeceğiz. Cosplay yapmayacağız, konslara gitmeyeceğiz, merchandise üretmeyeceğiz, fan fiction yazmayacağız, fan oyunlar yapmayacağız. Hiçbirini yapmayacağız çünkü berbat.”

Büyük stüdyolardaki çalışanlar AI altında eziliyor olsa da, tüketiciler önümüzdeki 10 yılda oyunların yönünü hâlâ belirleyebilir.

Derleyen: Damla Şayan

Benjamin Netanyahu ve Deepfake İddiaları: AI Klonu Olmadığını Kanıtlamakta Zorlanıyor

Sosyal medyada yayılan AI destekli deepfake videolar, artık en yüksek profilli liderlerin bile görüntülerinin doğruluğunu sorgulatacak kadar ikna edici hâle geldi.

Detaylar haberimizde…

Sosyal medya platformlarında şu anda Benjamin Netanyahu’nun öldüğü, yaralandığı ve AI tarafından üretilmiş deepfake’lerle değiştirildiği yönünde komplo teorileri dolaşıyor. Bir yandan sağ elde altı parmaklı olarak görüldüğü iddia edilen kesitler ve yerçekimini defy eden (aşağısı olmayan) bir kahve bardağından içerken gösterildiği klipler var; yalnızca tek bir şey açık: Gerçekliği kanıtlamak eskiden olduğundan çok daha zor.

Sosyal Medyada Yaygınlaşan Deepfake Komplo Teorileri

deep

Netanyahu’nun hayatta olmadığına dair güvenilir hiçbir ciddi kanıt yok. Ancak gerçek insanları görüntü, video ve ses formatlarında ikna edici şekilde klonlayabilen yapay zeka nedeniyle, bu söylentileri kesin olarak çürütebilmek gittikçe zorlaşıyor. Bu durum, artık kimsenin kendi gözlerine güvenemediği bir dönemi gösteriyor.

Komplo teorileri, Netanyahu’nun canlı yayınladığı bir basın toplantısından sonra başladı. Böyle bir yayının bir klibi sosyal medyada geniş şekilde paylaşıldı ve video İsrail Başbakanı’nın sağ elinde altı parmak olduğunu gösterdiği iddia edildi. Daha eski jeneratif AI araçlarının eller konusunda sorunlar yaşadığı bilindiğinden, bu ek parmağın görünmesi, söylentileri tetikledi ve bunun bir İran füzesi saldırısında öldürülen Netanyahu’nun deepfake ile saklanması olabileceği spekülasyonlarına yol açtı.

Yakından incelendiğinde, bu “fazladan” parmağa, video kalitesinin bozulması ve ışıklandırma gibi basit nedenlerle açıklanabiliyor. Snopes ve Poynter Enstitüsü’ne bağlı PolitiFact gibi fact‐check kuruluşları, bu videonun yapay zeka tarafından oluşturulduğu iddialarını çürüttü. Ayrıca videonun toplam süresi yaklaşık 40 dakika; mevcut AI video modellerinin üretebildiği maksimum klip uzunluğunun çok üzerinde.

AI klon komplo teorilerini sona erdirmek için Netanyahu, dün resmi X hesabından bir video yayınladı, görüntüde bir kahve dükkanında kendisi var ve kameradaki kişiden kaç parmağı olduğunu saymasını istiyor. Ancak sosyal medya kullanıcıları, bu videodaki görsel tutarsızlıkları hemen fark edip bunun da bir AI deepfake olduğu iddiasını öne sürdüler.

Bazı yorumlar tutarlı olarak değerlendiriliyor; kahvedeki sıvının doğal olmayan şekilde hareket etmesi ve parmağındaki yüzüğün etrafındaki deriye girip çıkması gibi görüntüler bu yorumlara örnek olarak gösterildi. Bu durumlar da video kalitesindeki bozulma ile açıklanabilir. Arka planla ilgili başka şüpheler de var – örneğin kasadaki tarih ekranının 2024’ü gösteriyor olması gibi.

Diğer bazı kişiler videonun sahte olduğunu, çünkü Netanyahu’nun solak olduğu halde sağ eliyle içtiğini gösteren iddialarla nitelendirdiler.

Bu spekülatif paylaşımlardaki bazı yorumlara bakınca, insanların videolardaki sahtelikten şüphelenmek için verdikleri nedenler giderek daha tuhaflaşabiliyor; Netanyahu’nun bardağı nasıl tuttuğu veya yaydığı “atmosfer” gibi şeyler sorgulanıyor. Ancak bunların hiçbiri fiilen videoların gerçek mi yoksa sahte mi olduğunu kesin olarak kanıtlamıyor, çünkü her iki klibin de gerçekliğini doğrulayacak veya AI kullanımıyla oluşturulup oluşturulmadığını gösterecek C2PA İçerik Kimlik Bilgisi (Content Credentials) veya SynthID gibi doğrulayıcı metadata içermemesi durumu belirsizleştiriyor.

Instagram ve YouTube gibi platformlar, AI tarafından oluşturulan veya manipüle edilmiş içerikleri etiketleme taahhüdünde bulunsalar da bu klipler, bariz şekilde sahte olduğunu gösteren ya da resmi olarak doğrulanmış veya gerçek olduğuna dair işaret veren bir etiket taşımıyor.

İran, İsrail ve ABD arasında devam eden çatışmayla bağlantılı olarak insanlar, gördüklerinin gerçek olduğunu bilmek istiyorlar. Ancak çevrimiçi ortamlarımız şu anda bunu sağlamaya uygun değil; bu da profesyonel fact‐check yapanların sahte veya yanıltıcı medyayı nasıl çürüttüğünü öğrenmemiz veya bir başkasına güvenmemiz gerektiği anlamına geliyor.

AI yaygınlaşmadan önce bile insanlar, haberlerin manipüle edilmesinden zaman zaman şüphe duyuyordu – örneğin viral olan ve sonradan kötü yapılmış bir edit olduğu ortaya çıkan Kate Middleton hayatta kanıt fotoğrafı gibi – fakat şimdi elbette durum çok daha kötü. AI araçları artık daha az belirgin “işaretlerle” içerik üretebiliyor ve bir fotoğrafın veya videonun gerçekten olup olmadığını kesin olarak söylemek gittikçe zorlaşıyor.

Bu belirsizlik, açık manipülasyon kanıtı olmadan bile güven krizini körüklüyor – tıpkı Netanyahu’nun orijinal video örneğinde olduğu gibi.

Kriz, savaşın her iki tarafında da güvensizlik yaratmak için zaten kullanılmakta. Donald Trump, Pazar günü Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, İran’ı ABD’ye karşı başarılı saldırıları yanlış bir şekilde göstermek için AI’yı “dezenformasyon silahı” olarak kullanmakla suçladı ve bunu yapan medya kuruluşlarının sahte bilgi yaymaktan hainlikle suçlanması gerektiğini belirtti.

AI tarafından üretilen dezenformasyonun yaygın olduğu doğrudur, fakat bu eleştiri kendisi de geçmişte deepfake’ler kullanmış, siyasi kaosa yol açmış birinden geliyor ve günümüz ABD yönetimi, politika bültenlerinden çok sosyal medyada AI destekli meme ve manipülatif dezenformasyon paylaşmaya daha çok zaman harcıyor.

Yine de Trump, Pazar günü Truth Social’daki paylaşımından sonra gazetecilere, “AI çok tehlikeli olabilir” ve “çok dikkatli olmamız gerek” dediğini söyledi. Belki Trump yönetimi buna örnek olarak önce örneğin kendileri tarafından kullanılan AI içeriklerinin doğruluğunu sağlamaya çalışarak başlayabilir.

Sonuç olarak, AI destekli deepfake’ler, gerçek ve sahte arasındaki sınırları giderek belirsizleştiriyor. Netanyahu örneğinde görüldüğü gibi, herhangi bir videonun veya görüntünün doğruluğunu gözle veya yüzeysel incelemeyle teyit etmek neredeyse imkânsız hale geldi. Bu durum, yalnızca bireylerin değil, medya kuruluşlarının, sosyal medya platformlarının ve kamu kurumlarının da güven krizini yönetmesini zorlaştırıyor.

AI teknolojilerinin sunduğu imkanlar büyük olsa da, eleştirel düşünce, doğrulama araçları ve şeffaf içerik kimlik bilgileri kullanmadan çevrimiçi bilgiye tamamen güvenmek artık mümkün değil. Bu yeni çağda, gerçekliği ayırt etme sorumluluğu hepimize düşüyor.

Derleyen: Damla Şayan

Yapay Zekâsız İçerik İçin Evrensel Etiket Yarışı

0

Dünyadaki kuruluşlar, yapay zekâ kullanımına karşı artan tepkiler çerçevesinde, “insan yapımı” ürün ve hizmetleri gösterecek evrensel olarak tanınan bir logo veya etiket geliştirmek için hızla yarışıyor.

Detaylar haberimizde…

Dünyadaki kuruluşlar, yapay zekâ kullanımına karşı artan tepkiler çerçevesinde, “insan yapımı” ürün ve hizmetler için evrensel olarak tanınan bir etiket geliştirmek için yarışıyor.

“Proudly Human” (Gururla İnsan), “Human-made” (İnsan Yapımı), “No A.I” ve “AI-free” (Yapay zekâsız) gibi ifadeler, filmlerden pazarlama materyallerine, kitaplardan web sitelerine kadar farklı alanlarda görülmeye başladı.

etiket

Bu hareket, işlerin veya mesleklerin yapay zekâ destekli otomasyon dalgasıyla ortadan kalkabileceği endişesine yanıt olarak ortaya çıkıyor.

BBC News, en az sekiz farklı girişimin, etik olarak üretilmiş ürünler için Fair Trade (Adil Ticaret) logosunun kazandığı küresel tanınırlığı elde edebilecek bir etiket geliştirmeye çalıştığını tespit etti.

Ancak çok sayıda rekabet eden etiketin olması ve “AI-free” (Yapay zekâsız) tanımı konusundaki belirsizlik nedeniyle, uzmanlar tek bir standart üzerinde anlaşılmadıkça tüketicilerin kafasının karışma riskinin yüksek olduğunu belirtiyor.

Manchester Metropolitan Üniversitesi’nden tüketici uzmanı Dr. Amna Khan, BBC News’e yaptığı açıklamada, “Yapay zekâ ciddi bir yıkım yaratıyor ve ‘insan yapımı’ için farklı tanımlar tüketicileri kafasını karıştırıyor. Evrensel bir tanım, güven, açıklık ve güvenilirlik oluşturmak için şart” dedi.

Etiketler ve mühürler, Birleşik Krallık, Avustralya ve ABD’den şirketler ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından başlatıldı.

Yapay zekâsız sertifikasyon sistemleri oluşturma hareketi, yaratıcı işleri ve insan emeğini yapay zekâyla değiştiren üretim yöntemlerine karşı bir tepki olarak gelişiyor. Bu hareket, moda, reklamcılık, yayıncılık, müşteri hizmetleri ve müzik gibi birçok sektörde yapay zekâ kullanımının yaygınlaşmasıyla hız kazandı.

Etiketleri geliştirmeye çalışan kuruluşlar arasında hem şirketler hem de kar amacı gütmeyen kuruluşlar bulunuyor ve bunlar Birleşik Krallık, Avustralya ve ABD merkezli.

AI-Free Etiketleri ve Sertifikasyon Sistemleri

Bazı etiketler (no-ai-icon.com, ai-free.io ve notbyai.fyi gibi) herkesin ücretsiz veya ücretli olarak indirebileceği modeller sunuyor ve genellikle çok az veya hiç denetim gerektirmiyor.

Diğer sistemler, örneğin aifreecert, ücretli ve sıkı bir denetim sürecine sahip. Burada ürünün yapay zekâ kullanıp kullanmadığı profesyonel analistler ve yapay zekâ tespit yazılımlarıyla kontrol ediliyor.

Ancak yapay zekâ uzmanları, AI’nın günlük araçlara entegre edilmesinin artmasıyla birlikte, “insan yapımı”nın ne olduğunu belirlemenin karmaşık hale geldiğini söylüyor.

Yapay Zekâ Araştırma Bilimcisi Sasha Luccioni, “Yapay zekâ artık o kadar yaygın ve farklı platformlarla entegre ki, ‘AI-free’ (Yapay zekâsız) ne anlama geliyor belirlemek gerçekten karmaşık. Teknik açıdan uygulamak zor. Yapay zekâyı bir spektrum olarak görmek ve ikili (AI/AI-free) yaklaşımı yerine daha kapsamlı sertifikasyon sistemleri geliştirmek gerekiyor” diyor.

Yalnızca Üretken Yapay Zekâ mı?

Bazıları, sınırın yalnızca üretken yapay zekâ (metin, kod, müzik veya video üreten chatbotlar) kullanımı ile çizilmesi gerektiğini düşünüyor.

2024 yapımı Hugh Grant gerilimi Heretic filminin kapanış jeneriğinde, yapımcılar “Bu filmde üretken yapay zekâ kullanılmamıştır” notunu ekledi.

Film dağıtımcısı The Mise en scène Company, bu fikri benimseyerek, son filmin afişine “No AI was used” (Yapay zekâ kullanılmadı) mühürünü ekledi. Film büyük ölçüde tek kişi tarafından yazılmış, yönetilmiş ve kurgulanmıştı. Şirket ayrıca, diğerlerinin de takip etmesini umduğu kendi sınıflandırma sistemini çevrimiçi olarak yayınladı.

CEO Paul Yates, “Yapay zekâ endüstrisini destekliyoruz ve heyecan verici bir dönem olduğunu düşünüyoruz; ancak yapay zekâ içerikleri nedeniyle insan yapımı içerik ekonomik olarak değer kazandı ve biz bunu desteklemek istiyoruz” diyor.

Yapay Zekâ ve Sanat Endüstrisi

Sanat endüstrisi, AI tarafından üretilen ürünlerin yoğun olduğu alanlardan biri ve yapay zekâ kullanımına karşı tepkinin odağı gibi görünüyor.

Tüm kitaplar ve filmler, geleneksel yöntemlere göre çok daha hızlı ve düşük maliyetle üretilebiliyor. Örneğin Bollywood stüdyosu Intelliflicks, AI kullanarak film yapıyor ve bunu gururla duyuruyor.

Ancak bazı AI ürünleri tüketiciye bunu açık şekilde belirtmiyor. Geçen yıl viral olan Velvet Sundown adlı grup tamamen yapay zekâ ile üretildiği ortaya çıkmıştı.

Kitap sektöründe ise Faber and Faber yayınevi bazı kitaplarına “Human Written” (İnsan Yazımı) damgası eklemeye başladı. Yazar Sarah Hall, kendi romanı Helm için bu damganın eklenmesini istedi ve AI modellerini eğitmek için kullanılan kitapların fikri mülkiyetinin çalınmasını “ölçekli yaratıcı hırsızlık” olarak tanımladı. Ancak Faber, ‘Human Written’ kitapları nasıl sınıflandırdığı veya AI kullanılmadığından nasıl emin olduğu hakkında açıklama yapmadı.

Birleşik Krallık merkezli Books by People şirketi, insan yazarlığının güvenilir bir şekilde açıklanması için standart bir sistemin gerekli olduğunu düşünüyor. Kurucu Esme Dennys, “Yayınevleri artık kitapların aylar veya yıllar yerine dakikalar içinde üretilebileceği yeni bir ortamla başa çıkıyor ve okuyucular artık bir kitabın insan deneyimini mi yoksa makine taklidini mi yansıttığını bilemeyebilir” diyor.

Books by People, yayınevlerinden ücret alıyor ve onların yazarlarını nasıl denetlediklerini sorgulayan anketler uyguluyor. Ayrıca zaman zaman kitap örneklerini kontrol ederek AI yazımı olup olmadığını denetliyor.

Avustralya merkezli Proudly Human şirketi ise benzer ama daha sıkı bir sistemle yazarların üretken AI kullanıp kullanmadığını kontrol ediyor. Denetçiler, yayın sürecinin her aşamasında inceleme yapıyor ve taslaktan e-kitap sürümüne yapılan değişiklikleri kontrol ediyor. Şirket, büyük yayınevleriyle ortaklıklar duyurmayı ve müzik, fotoğraf, film ve animasyona da geçmeyi planlıyor.

Şirket CEO’su Alan Finkel, “AI ile üretilmiş içerikleri analiz edip etiketleme çabaları başarısız oldu. ‘İnsan kaynaklı’ sertifikasyon gerekli ve kendi kendine sertifikasyon yeterli değil; bu nedenle materyalin gerçekten insan yapımı olduğunu doğrulamak için kapsamlı bir doğrulama sürecimiz var” diyor.

Derleyen: Damla Şayan

Kablolu Kulaklık Satışları Artıyor. Peki Bluetooth’a Karşı Bu Tepkinin Nedeni Ne?

Kablolu kulaklıklar, kulaklık jaklarının ortadan kalkmasıyla tarihe karışması beklenirken, tüketicilerin daha iyi ses kalitesi ve basit teknoloji arayışına girmesiyle yeniden popülerlik kazandı.

Detaylar haberimizde…

Kablolu kulaklıkların, kulaklık jakı ile birlikte ortadan kalkması bekleniyordu. Bunun yerine, tüketiciler daha iyi ses kalitesi ve daha basit bir zamandan gelen teknoloji arayışına girdiği için geri dönüyorlar.

kablo

Apple, iPhone’larda kulaklık jakını 2016’da kaldırdığında, birçok kullanıcı alternatif arayışına girdi. Android telefonlar ile kablolu kulaklık kullanımı devam etti, ancak Google da kulaklık jaklarını kaldıracağını açıkladığında kullanıcılar bu durum karşısında çaresizlik hissetti. Sonrasında kablolu kulaklıklar bir kenara bırakıldı ve Bluetooth kulaklıklar yaygınlaştı.

Ancak son dönemde, tartışmalı bir gerçek üzerine kurulu sessiz bir hareket ortaya çıktı: kablolu kulaklıklar, Bluetooth’tan daha iyi. Son aylarda satışlar rekor seviyelere ulaştı. Kablolu kulaklıklarla genellikle daha iyi ses kalitesi elde edilebiliyor ve bu yalnızca ses meraklılarıyla sınırlı değil. Kablolu kulaklıklar, geniş bir anti-teknoloji tepki hareketi ile ilişkilendirilen tam anlamıyla bir kültürel trend haline geldi. Pratik, politik veya estetik olsun, bir şey kesin: kablolu kulaklıklar geri döndü.

Kablolu kulaklık kullanan kullanıcılar, bunun rahatlatıcı bir his verdiğini ve dünyaya bir şeyler dinlediklerini gösterdiğini belirtiyor.

Kablolu Kulaklıkların Geri Dönüşü

Circana adlı analiz firması, kablolu kulaklık satışlarının beş yıl süren düşüşün ardından 2025’in ikinci yarısında patladığını ve 2026’nın ilk altı haftasında gelirlerin %20 arttığını rapor etti.

Ses kalitesi, kablolu kulaklıkların büyük bir avantajı olarak öne çıkıyor. SoundGuys sitesi editörü Chris Thomas, kablosuz kulaklıklar önemli ölçüde gelişmiş olsa da, elektronik mağazalarında bulunan standart ürünlerde en iyi kablolu seçenekle daha iyi ses elde edilebileceğini belirtiyor. Ayrıca en iyi Bluetooth kulaklıklar bile kötü bağlantılar veya cihaz uyumsuzlukları nedeniyle tam performans gösteremeyebiliyor. Kablolu kulaklıklarla ise takıp hemen kullanmak mümkün.

Ses kalitesi tek başına trendi açıklamak için yeterli değil. Bluetooth, bazı kullanıcılar tarafından cazibesini kaybetmiş olarak görülüyor. Örneğin, ünlü oyuncu Zoë Kravitz, Bluetooth bağlantılarının önemli anları bozduğunu ve tarihli buluşmalarda bile sorun yarattığını ifade ediyor.

Bazı çevrelerde kablolu kulaklıklar artık bir moda aksesuarı haline gelmiş durumda. “Wired It Girls” adlı popüler Instagram hesabı, kablolu kulaklıkları şık ve rahatsız edici olmayan bir şekilde kullanan kadınlara odaklanıyor.

BBC teknoloji muhabiri Thomas Germain, kablolu kulaklıkların zenginler ve ünlüler arasında o kadar yaygın hale geldiğini, bunun bir kültürel simge olarak görüldüğünü belirtiyor. Sosyal medyada, Robert Pattinson ve Lily-Rose Depp gibi oyuncuların kablolu kulaklık kullanımı paylaşılarak, bunun sınıfsal bir gösterge haline geldiği ifade ediliyor.

Elbette kablosuz dinlemenin özgürleştirici bir yönü var. Ancak piller kritik anlarda bitebiliyor, küçük kulaklıklar kaybolabiliyor ve cihazlarla eşleşme sorunları yaşanabiliyor.

Film endüstrisinde diyalog editörü Ailene Doloboff, Bluetooth’un her zaman ekstra bir adım gerektirdiğini ve hiçbir zaman daha kolay hissettirmediğini söylüyor.

Kablolu kulaklıklar, DVD’ler, kasetler, eski tüplü televizyonlar ve daktilolar gibi retro ürünler gibi son yıllarda yeniden popüler hale gelen teknolojiler arasında yer alıyor. AI teknolojisinin artan varlığı, kullanıcıları daha gergin hale getiriyor ve kablolu kulaklıklar, analog hissine en yakın seçenek olarak görülüyor.

Kablolu kulaklık kullanılırken bağlantı sorunu, nasıl takılacağı ile ilgili bir mesele. Ancak artık USB veya Lightning kablosu entegre edilmiş kablolu kulaklıklar satın almak mümkün. Geleneksel 3,5 mm jak ile de adaptör kullanılarak bağlantı sağlanabiliyor.

Apple, iPhone 7 ile 2016’da kulaklık jakını kaldırmış olsa da, kablolu kulaklıklardan tamamen vazgeçmiş değil. Tim Cook, hâlâ satışlarının sürdüğünü belirtmişti.

Kablolu kulaklıklar, kullanıcıya dinleme deneyiminde daha fazla varlık hissi sağlıyor ve Bluetooth kulaklıklara kıyasla kulakta daha rahat duruyor. Ancak kaybolma riski yüksek.

Yeni kullanıcılar, özel mağazalarda kablolu kulaklıkları deniyor ve fiyat/performans açısından üstün ses kalitesi elde edebiliyor. Kablolu kulaklıklar, Bluetooth teknolojisine bağımlı olmadan bazı avantajlar sunuyor.Tüketiciler, teknolojiye olan bağlılıklarını yeniden değerlendiriyor; basit, işlevsel ve analog hissi veren cihazlara yöneliyor. Bluetooth kulaklıklar hâlâ pratiklik sunarken, kablolu kulaklıklar, kullanıcıya hem daha zengin bir dinleme deneyimi hem de stil ve bilinçli bir tercih imkânı sunuyor. Bu geri dönüş, modern teknolojinin hızına karşı bir duruş ve klasik konforun yeniden değer kazanması olarak öne çıkıyor.

Sonuç olarak, kablolu kulaklıklar artık sadece ses meraklıları için değil, kültürel bir ifade ve trend olarak da geri dönmüş durumda.

Derleyen: Damla Şayan

Kök Hücre Nakli ile Kornea Onarımı

Bilim insanları, deneysel kök hücre nakilleri sayesinde korneada oluşan hasarları onararak körlüğü iyileştirme konusunda çığır açan gelişmeler kaydediyor.

Detaylar haberimizde…

Deneysel Kök Hücre Tedavileri

kök

Bilim insanları, deneysel kök hücre tedavileri ile körlüğü iyileştirme konusunda ilerleme kaydediyor. Massachusetts Eye and Ear’de yapılan deneysel çalışmalarda, korneayı onarmak için kritik öneme sahip limbal epitel hücreleri, yani kök hücreler, hasarlı korneaya nakledildi. Bu sayede artık bazı hastalar tekrar görebiliyor.

Phil Durst, Alabama’daki bir restoranda iş başındayken endüstriyel bir bulaşık makinesinin başlatma düğmesine bastığında bir hortum koparak yüzüne deterjan fışkırdı. Gözlerini yıkamaya çalıştı ama sadece acısı arttı. Kendi gözleriyle etrafını göremez hale geldi. Binlerce insan her yıl kornea yaralanmaları nedeniyle ani körlük yaşarken, Durst da bunlardan biriydi.

Sağlıklı Kornea Kendi Kendini Onarabilir

Kornea, göz küresinin ön yüzünü kaplayan kubbe biçimindeki lens gibidir ve ışığın retina gibi iç yapılarına odaklanabilmesi için berrak olmalıdır. Günlük yaşamın toz, mikroorganizmalar, ultraviyole ışınlar ve göz kırpma gibi etkileri korneayı sürekli olarak hasara uğratır. Sağlıklı gözlerde bu hasarlar, limbal epitel hücreleri sayesinde sürekli onarılır. Durst’un sol gözünde bu hücrelerin çoğu kaybolmuştu, sağ gözü sayesinde bazı görme fonksiyonlarını koruyabildi. Ancak sol gözü tamamen işlevsizleşti, göz ve göz kapağı birbirine kaynaştı ve hareket ettikçe dayanılmaz ağrılar oluştu.

2006 yılında Ula Jurkunas, Japonya’da nadir uygulanan bir prosedürü inceledi. Japonya’daki kök hücre kültürlerinde hayvan ürünleri kullanılıyordu ve FDA buna güvenlik riski nedeniyle onay vermiyordu. Jurkunas, bu bilgileri ABD’ye taşıyarak hayvan ürünleri içermeyen ve FDA standartlarına uygun kendi yöntemini geliştirdi.

2018’den 2023’e kadar 14 hastaya, sağlıklı gözlerinden alınan küçük limbal epitel hücreleri laboratuvarda büyütülerek hasarlı korneaya nakledildi. Hücreler, insan kılı kadar ince dikişlerle sabitlendi ve nakil sonrası bir ay boyunca düzenli kontrollerle gelişimleri izlendi. Jurkunas, bu süreci bir tohumun dikilmesi gibi tarif ediyor: hücrelerin kök salması gerekiyor.

Görmede İyileşme ve Ağrıda Azalma

Ameliyattan kısa süre sonra Durst, sol gözüyle tekrar görmeye başladı. Görme tam net olmasa da çevresini ve nesneleri ayırt edebiliyordu. En önemlisi, ameliyat öncesi dayanılmaz ağrı ortadan kalktı. 75 yaşındaki Carole Cocozza da aynı klinik çalışmaya katıldı. 2013’te zona geçirmiş ve sağ gözünde kornea hasarı oluşmuştu. Ameliyattan birkaç gün sonra, karanlık gözünden şekil ve gölge algılamaya başladı; zamanla görme kabiliyeti yaklaşık %80 düzeyine geldi.

Durst ve Cocozza, prosedürün adeta bilim kurgu niteliğinde olduğunu ifade ediyor. Durst’un ameliyatında yalnızca kök hücreler değil, ölü donörden alınan yeni bir kornea da nakledildi; kendi korneası hasarlıydı ve yeni hücreler tek başına yeterli olamazdı.

Derleyen: Damla Şayan

Oscar 2026’da Büyük Gece: Kazananlar Açıklandı

Sinema dünyasının en prestijli ödülleri olarak kabul edilen Academy Awards sahiplerini buldu. Bu yılın en dikkat çeken yapımları arasında One Battle After Another, Sinners ve Frankenstein öne çıkarken, bazı filmler birden fazla ödül kazanarak geceye damga vurdu.

Detaylar haberimizde…
Oscar 2026’da Büyük Gece: Kazananlar Açıldı

Sinema Dünyasının En Prestijli Ödülleri Sahiplerini Buldu

Sinema dünyasının en prestijli ödülleri arasında gösterilen Academy Awards, Los Angeles, California’daki Dolby Theatre’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Uzun ve yoğun geçen ödül sezonunun ardından, Academy of Motion Picture Arts and Sciences yılın en başarılı yapımlarını dün gece açıkladı.

1929 yılından bu yana düzenlenen Oscar töreni, yalnızca Hollywood için değil, dünya sineması için de en önemli başarı göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Ödüller, sinema sanatının gelişimine katkı sağlayan yapımları ve yaratıcı ekipleri onurlandırmak amacıyla veriliyor.

2026 Oscar sezonunda özellikle tür sinemasına ait yapımlar dikkat çekti. En çok adaylık alan Sinners, başrol oyuncusu Michael B. Jordan’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırırken, filmin yönetmeni Ryan Coogler En İyi Özgün Senaryo ödülünü aldı.

Dokuz adaylık elde eden Frankenstein üç farklı kategoride ödül kazanarak gecenin öne çıkan yapımlarından biri oldu. Öte yandan, Emma Stone’un başrolünde yer aldığı Bugonia, dört adaylık elde etmesine rağmen ödül kazanamadı.

En prestijli ödül olan “En İyi Film” ise One Battle After Another’ın oldu. Tören boyunca yönetmenlikten oyunculuğa, teknik kategorilerden kısa filmlere kadar pek çok dalda ödüller sahiplerini buldu.

2026 Oscarları, tür sinemasının yükselişini ve bağımsız yapımların başarısını gözler önüne sererken, dünya sinema gündeminde yeni bir dönemin sinyallerini verdi.

Gecenin öne çıkan filmleri ve tüm kategorilerdeki kazananlar şöyle:

2026 Oscar Ödülleri Kazananları

1. En İyi Film

One Battle After Another
  • Bugonia
  • F1
  • Frankenstein
  • Hamnet
  • Marty Supreme
  • Kazanan: One Battle After Another
  • The Secret Agent
  • Sentimental Value
  • Sinners

2. En İyi Yönetmen

Paul Thomas Anderson
  • Kazanan: Paul Thomas Anderson – One Battle After Another
  • Chloé Zhao – Hamnet
  • Josh Safdie – Marty Supreme
  • Joachim Trier – Sentimental Value
  • Ryan Coogler – Sinners

3. En İyi Erkek Oyuncu

Michael B. Jordan
  • Timothée Chalamet – Marty Supreme
  • Leonardo DiCaprio – One Battle After Another
  • Ethan Hawke – Blue Moon
  • Kazanan: Michael B. Jordan – Sinners
  • Wagner Moura – The Secret Agent

4. En İyi Kadın Oyuncu

Jessie Buckley
  • Kazanan: Jessie Buckley – Hamnet
  • Rose Byrne – If I Had Legs I’d Kick You
  • Kate Hudson – Song Sung Blue
  • Renate Reinsve – Sentimental Value
  • Emma Stone – Bugonia

5. En İyi Özgün Senaryo

Ryan Coogler
  • Blue Moon – Robert Kaplow
  • It Was Just an Accident – Jafar Panahi ve ekip
  • Marty Supreme – Ronald Bronstein & Josh Safdie
  • Sentimental Value – Joachim Trier & Eskil Vogt
  • Kazanan: Sinners – Ryan Coogler

6. En İyi Uyarlama Senaryo

Paul Thomas Anderson
  • Bugonia – Will Tracy
  • Frankenstein – Guillermo del Toro
  • Hamnet – Chloé Zhao & Maggie O’Farrell
  • Kazanan: One Battle After Another – Paul Thomas Anderson
  • Train Dreams – Clint Bentley & Greg Kwedar

7. En İyi Animasyon Film

KPop Demon Hunters
  • Arco
  • Elio
  • Kazanan: KPop Demon Hunters
  • Little Amélie or the Character of Rain
  • Zootopia 2

8. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

  • Elle Fanning – Sentimental Value
  • Inga Ibsdotter Lilleaas – Sentimental Value
  • Kazanan: Amy Madigan – Weapons
  • Wunmi Mosaku – Sinners
  • Teyana Taylor – One Battle After Another

9. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

  • Benicio Del Toro – One Battle After Another
  • Jacob Elordi – Frankenstein
  • Delroy Lindo – Sinners
  • Kazanan: Sean Penn – One Battle After Another
  • Stellan Skarsgård – Sentimental Value

10. En İyi Görüntü Yönetimi

  • Frankenstein – Dan Laustsen
  • Marty Supreme – Darius Khondji
  • One Battle After Another – Michael Bauman
  • Kazanan: Sinners – Autumn Durald Arkapaw
  • Train Dreams – Adolpho Veloso

11. En İyi Yapım Tasarımı

  • Kazanan: Frankenstein – Tamara Deverell
  • Hamnet – Fiona Crombie
  • Marty Supreme – Jack Fisk
  • One Battle After Another – Florencia Martin
  • Sinners – Hannah Beachler

12. En İyi Kurgu

  • F1 – Stephen Mirrione
  • Marty Supreme – Ronald Bronstein & Josh Safdie
  • Kazanan: One Battle After Another – Andy Jurgensen
  • Sentimental Value – Olivier Bugge Coutté
  • Sinners – Michael Shawver

13. En İyi Uluslararası Film

  • Brezilya – The Secret Agent
  • Fransa – It Was Just an Accident
  • Kazanan: Norveç – Sentimental Value
  • İspanya – Sirât
  • Tunus – The Voice of Hind Rajab

14. En İyi Şarkı

  • “Dear Me” – Diane Warren: Relentless
  • Kazanan: “Golden” – KPop Demon Hunters
  • “Highest 2 Lowest” – Highest 2 Lowest
  • “I Lied To You” – Sinners
  • “Sweet Dreams of Joy” – Viva Verdi

15. En İyi Kostüm Tasarımı

  • Avatar: Fire and Ash
  • Kazanan: Frankenstein
  • Hamnet
  • Marty Supreme
  • Sinners

16. En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı

Frankenstein
  • Kazanan: Frankenstein
  • Kokuho
  • Sinners
  • The Smashing Machine
  • The Ugly Stepsister

17. En İyi Görsel Efekt

Avatar: Fire and Ash
  • Kazanan: Avatar: Fire and Ash
  • F1
  • Jurassic World Rebirth
  • The Lost Bus
  • Sinners

18. En İyi Ses

  • Kazanan: F1
  • Frankenstein
  • One Battle After Another
  • Sinners
  • Sirât

19. En İyi Belgesel Film

  • The Alabama Solution
  • Come See Me in the Good Light
  • Cutting Through Rocks
  • Kazanan: Mr. Nobody Against Putin
  • The Perfect Neighbor

20. Kısa Film Ödülleri

En İyi Kısa Film

  • Butcher’s Stain
  • A Friend of Dorothy
  • Jane Austen’s Period Drama
  • Kazanan (berabere): The Singers
  • Kazanan (berabere): Two People Exchanging Saliva

En İyi Animasyon Kısa Film

The Girl Who Cried Pearls
  • Butterfly
  • Forevergreen
  • Kazanan: The Girl Who Cried Pearls
  • Retirement Plan
  • The Three Sisters

En İyi Belgesel Kısa Film

Armed Only With a Camera: The Life and Death of Brent Renaud
  • All the Empty Rooms
  • Kazanan: Armed Only With a Camera: The Life and Death of Brent Renaud
  • Children No More: “Were and Are Gone”
  • The Devil Is Busy
  • Perfectly a Strangeness

Bilim İnsanları Yeni Bir Kimyasal Reaksiyon Buldu

0

Bilim insanları, yıllar süren araştırmaların ardından laboratuvar ortamında yetiştirilen moleküller üzerinde daha önce hiç gözlemlenmemiş bir trisülfid metatez reaksiyonu keşfederek, kükürt–kükürt bağlarının dış etken olmadan kendiliğinden yeniden düzenlenebileceğini gösterdi.

Detaylar haberimizde…

Laboratuvar deneyleri sırasında yapılan sıra dışı bir gözlem, araştırmacılara ömür boyu süren bir buluşun kapısını açtı. Avustralya’daki Flinders Üniversitesi liderliğindeki çok disiplinli bir bilim ekibi, daha önce tanımlanmamış bir kükürt–kükürt bağ değişim reaksiyonu keşfettiklerini duyurdu. Araştırmacılar, bu reaksiyonu tekrarlamak, mekanizmasını çözmek ve kapsamını belirlemek için yıllarca çalıştıktan sonra başarıya ulaştıklarını açıkladı.

Trisülfid Metatez Reaksiyonu

yeni

Kükürt–kükürt bağları genellikle ısı, ışık veya katalizör gibi dış etkenlerle düzenlenir. Ancak yeni keşfedilen trisülfid metatez reaksiyonu, ek madde veya dış uyarım olmadan oda sıcaklığında gerçekleşiyor. Üç kükürt atomu içeren moleküller (trisülfidler) belirli çözücüler içinde bir araya geldiğinde kendiliğinden bağ değişimi yapıyor.

Mekanizma ve Moleküllerin Partner Değişimi

Bu reaksiyonda, iki trisülfid molekülü uçlarındaki kimyasal grupları birbirleriyle değiş tokuş ediyor. Örneğin:

R1–S–S–S–R1 ve R2–S–S–S–R2 molekülleri, reaksiyon sonunda
R1–S–S–S–R2 ve R2–S–S–S–R1 biçimine dönüşüyor.

Doğru koşullarda bu değişim saniyeler içinde gerçekleşebiliyor ve reaksiyon tersinir nitelikte, yani geri döndürülebilir.

İlaç ve Plastik Üretimi

Araştırmacılar, bu reaksiyonu anti-tümör bileşiği calicheamicin üzerinde uyguladı. Ayrıca trisülfid bağlarıyla birleştirilmiş plastik üreterek, bu plastiğin kullanıldıktan sonra tekrar temel yapı taşlarına ayrılmasını sağladı. Bu yaklaşım, hem biyomoleküler kimya hem de malzeme bilimi alanında yeni uygulamalara kapı aralıyor.

Trisülfid Metatez Reaksiyonunun Önemi

Kükürt–kükürt bağları, peptitler, proteinler, polimerler ve ilaçlar gibi birçok molekül için hayati önem taşıyor. Normalde bu bağlar iki kükürt atomu içeren disülfid zincirlerinde kullanılır ve bağların yeniden düzenlenmesi yüksek sıcaklık veya uzun süre gerektirir. Trisülfid metatez reaksiyonu, dış etken olmadan hızlı, seçici ve tersinir bir bağ değişimi sunarak kimya alanında yeni bir paradigma yaratıyor.

Bu yeni reaksiyon, moleküllerin hafif koşullar altında kendiliğinden yeniden düzenlenmesini mümkün kılıyor. Bu özellik, ilaç keşfi, malzeme bilimi ve geri dönüştürülebilir ürün tasarımı gibi alanlarda önemli avantajlar sağlayabilir. Araştırmacılar, bugüne kadar gösterilen örneklerin yalnızca potansiyelin küçük bir kısmını yansıttığını belirtiyor.

Derleyen: Damla Şayan